EVRENDEKİ DELİLLER VE ALLAH'I GEREĞİ GİBİ TANIMAK

Yerdeki kum tanesinden gökteki yıldızlara kadar tüm evren ve evren içindeki tüm canlılar Allah tarafından özel olarak ve bir hikmete binaen yaratılmışlardır. İnsan da dahil olmak üzere tüm canlılar doğumlarından ölümlerine kadar sürdürdükleri hayatı Allah'a borçludurlar. Canlılara hayat veren ve istediğinde de geri alan O'dur. Onları koruyan, besleyen ve hastalandıklarında da şifa veren yine O'dur.

Etrafımız bunları isbat edecek bir çok delil ile doludur. Örneğin yanıcı bir gaz olan hidrojen ile yanıcı bir gaz olan oksijen atomlarının birleşmesiyle, büyük bir yangın olması gerekirken, Allah, onları yanma olayına son verdiren su olarak ortaya çıkarır. Allah'ın büyüklüğünü ve yüceliğini kavrayabilmek için bu tür detaylara biraz aklederek ve vicdan ile bakmak yeterlidir. Kuran-ı Kerim'de müminlerin özelliği olarak tarif edilen bu ruh hali, şöyle ifade edilmektedir:

"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki,) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru" (Al-i İmran suresi, 190-191)

Günlük hayatta yeryüzünü, uzayı, tüm varlıkları yaratanın Allah olduğunu kabul eden bir çok insana şahit olmuşuzdur. Ancak, insanın etrafının Allah'ın yaratışını gösteren delillerle dolu olduğunu kabul etmek tek başına yeterli değildir. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın varlığını kabul eden, ama yine de Allah'ın istediği yolda olmayan insanlardan şöyle bahsedilir:

"De ki; "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işlerin evirip-çeviren kimdir? Onlar; 'Allah' diyeceklerdir. Öyleyse de ki, "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız? İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hala çevriliyorsunuz?" (Yunus suresi, 31-32)

Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah'ın var olduğunu kabul etmek, "sapıklıktan kurtulmuş olmak" ile eş anlamlı değildir. Bir insan Allah'ın varlığına bazı genel kabullerle ve geleneksel inançlarla inanabilir. Bu tür inanç ve kabullenme, tefekküre, konuyu enine boyuna düşünmeye dayanmaz. Bu kişilerin Allah'ı varlığını kabullenişleri sözde kalmakta, dolayısıyla Allah'ın varlığının ortaya çıkardığı gerçekleri tam kavrayamamaktadırlar.

İnsanların Allah'ın kudretini tam olarak değerlendirememeleri "Onlar Allah' kudretini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir." (Hac suresi, 74) ayetiyle dile getirilmektedir.

Allah'ın varlığını ve birliğini kabul eden ve ona göre yaşayan insan ile O'nu gereği gibi takdir edemeyen insan arasında çok açık farklılıklar bulunmaktadır. Birincisi, vicdanına karşı teviller geliştirmeden ve Allah'ın varlığının delillerine duyarsız olmayarak onları derin derin tefekkür ederken, diğeri ise, Allah'ı hakkıyla takdir edemeyerek ve yaratılış delillerini görmezlikten gelir.