CAHİLİYE TOPLUMUNDA ÜSTÜNLÜĞÜN BELİRLEYİCİSİ; EKONOMİK GÜÇ - 2

Edindikleri mallar sayesinde ulaştıkları refah seviyesi maddeci/materyalist toplumun mensuplarının şımarıklıkları ve azgınlıklarının daha da artmasına neden olur. Onlar doğru yolda oldukları için mallarının arttığını, zenginleştiklerini düşünürler. Oysa Allah onlara bu malları ve zenginliği hem dünya da hem de ahirette azaplandırmak için vermektedir. Bu gerçek Kuran-ı Kerim ayetlerinde şöyle ifade edilmektedir:

"Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını ister." (Tevbe Suresi, 55)

Tarih boyunca, peygamberler ve onlara itaat eden müminler, şirk dininin mensuplarına karşı devamlı mücadele halinde olmuşlardır. Bu haliyle Kuran'daki mücadeleler, ırklar, sınıflar, ülkeler arasında değil, hep dinin dine karşı mücadelesidir.

Hak dinin karşısındaki din, Firavun ve yakın çevresindekiler gibi topluma egemen gücün mensup olduğu dindir. Bu dinin ilahlaştırılmış bilginleri vardır ve din, Allah'a ibadetten çok bu bilginleri övmeyi esas almaktadır. Bugün Allah (cc)'ın "ataların dini" olarak tarif ettiği hale gelmiş birçok sapkın anlayışta göze çarpan bu olay, Kuran'da hıristiyanlıkla örneklendiriliyor:

" Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir." (Tevbe Suresi, 31)

İnsanların atalarından aldıkları içine şirk karışmış bu din, adeta toplumsal düzendeki bozulmayı ortaya çıkaran bir kurum gibi çalışır. Şirke dayalı dünya görüşü insanların zihinleri ile birlikte toplumsal düzenin alt yapısına da hakim olur: Siyasi, ekonomik ve ahlaki yapıda en az din kadar tahrip olmuş haliyle işler.

Hak'tan uzaklaşmış din, 'Allah'ı açıkça inkar' tepki göreceğinden toplumdan destek almak için toplumu yönetenler tarafından araç olarak kullanılır. Halka dini motiflerle süslü bir konuşma yapılır. Ardından, aslında yönetenlerin iktidarına yönelen tehdit, "ataların dinine yönelik bir tehdit" olarak ilan edilir.

"Ataların dininin" kullanılması, iktidara yönelen tehdidin yalnızca hak din mensuplarından gelmesiyle kısıtlı değildir. Tehdit unsuru ister soy, ister sınıf, isterse başka bir ulus olsun din, sistemin koruması için halkı birleştirici bir unsur olarak kullanılır. Böylelikle halk suni düşmanlar, uydurma hedefler ya da kasıtlı yönlendirmelerle bir şekilde galeyana getirilmiş olur. Ve dinin korunması kisvesi altında, topluma hakim olan siyasi sistem korunur. Küfrün bu taktiği Allah'ın Hz. Musa örneğinde müminlere işaret ettiği bir taktiktir.

"Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum." (Kaf Suresi, 26)