CAHİLİYE TOPLUMUNDA ÜSTÜNLÜĞÜN BELİRLEYİCİSİ; EKONOMİK GÜÇ - 1

'Cahiliye toplumu bireylerinin Allah'a olan inançlarındaki çarpıklık onları y aşamları boyunca "dünyalık edinmek" için çabalamaya iter.Bunlar, Allah'ın kendi hayatlarını sürdürmek için gerekli olan ve Kuran-ı Kerim'de rızık olarak adlandırılan şeyleri vereceğinden şüphe içindedirler.

"Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir." (Rad Suresi, 26)

Bahsettiğimiz bu anlayışa sahip insanların, Allah'ı hoşnut etmek ve onun rızasını kazanmak gibi bir gayeleri olmadığı için, dünya hayatını mal biriktirecek, şan, şöhret, güç, itibar edinecek bir oyalanma yeri olarak değerlendirirler. Bu durum, Kuran-ı Kerim'de şöyle ifade edilmektedir:

"Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi." (29/64)
"Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek)." (Tevbe Suresi, 34-35)

Materyalist anlayışa göre, toplum içinde saygın bir yere sahip olmanın şartı zengin olmaktan geçer. Bu nedenle güçlü olanlar zayıfları ezmek pahasına da olsa mal biriktirip yığar. Bu da toplumda servet dağılımı ve eşitlik bakımından son derece dengesiz bir yapı ortaya çıkarır.

Kuran-ı Kerim mal edinme imkanlarını elinde bulunduran topluluğu 'kavmin ileri gelenleri' olarak isimlendirir. Bu azınlık ticaret ve mal edinme imkanlarını elinde bulundurmakta, faize dayalı ticari işlemlerle insanların haklarını yiyerek, mal üzerine mal yığmaktadır. Geriye kalan devasa çoğunluk ise, güçten düşürülerek geçimlerini temin etmekten başka bir şey düşünemez hale getirilmiştir.

"Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır." (Nisa Suresi, 161)

"Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (Hud Suresi, 85)

İnkar edenlerin sahip oldukları dünya hırsı, yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak kadar kuvvetlidir. Onlar, yaptıkları bozgunculuğun sayesinde edindikleri refahı korumak için zulüm yapmaktan çekinmezler.

"Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. " (Hud Suresi,116)

İnkar edenler kurdukları sisteme karşı düşman olarak gördükleri müminleri engellemek için çok sevdikleri mallarını bile harcamaktan çekinmezler.

"Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır." (Enfal Suresi, 36)

Bozguncu sistem içinde mal ve zengin olma tutkusu öyle önemli bir yer edinmiştir ki, kendilerini uyarmak için gelen elçileri bile zenginlik kriterine göre değerlendirmeye çalışırlar. Bu sistemde sözünün dinlenir olmasının yolu zengin olmaktan geçer. İnsanlar imanlarına göre değil mal ve mülklerine göre değerlendirilir.

"Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve birz azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir." (Sebe Suresi, 35) "(İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm." (Kehf Suresi, 34)