Bilin
ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir
oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu),
mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği
gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna
gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş,
sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab;
Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı,
aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. (Hadid Suresi,
20)
Aklını
kullanabilen her insan, bu dünyadaki zevklerin, güzelliklerin eksik
ve çok kısa ömürlü olduklarını, hiçbir zaman insanı tam olarak tatmin
edemediklerini rahatlıkla farkeder. Ancak insan, kendini alıştırdığı
bu düzenin içindeki eksiklikleri, kusurları bir türlü görmek istemez.
Oysa bütün bunlar Allah tarafından kasıtlı olarak dünya hayatının
hiçbir zaman kusursuz olamayacağını, burasının ancak ahiretteki
gerçek hayatın eksiklerle donatılmış, kısa ömürlü bir modeli olduğunu
farkettirebilmek için planlanmıştır.
...
Gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca bir meta (kısa süreli bir
yararlanma)dır. (Mü'min Suresi, 39)
... Dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka birşey değildir.
(Al-i İmran Suresi, 185)
İşte
burada, Kuran'da, sonsuz kurtuluşu garantilemede şart koşulan çok
önemli bir konu devreye giriyor: "ahiretin varlığına olan güçlü
iman".
Ahirete
iman, yaratılışın ve hayatın sürekliliğine olan güçlü ve samimi
inançtır. İçinde bulunduğumuz an ve durum ne olursa olsun, bir sonrası
ve bir üstünü muhakkak vardır. İşte insan, bütün bu anların hesabını
eksiksiz vermek durumundadır. Şahit olduğumuz hiçbirşey boş bir
amaçla karşımıza çıkarılmamıştır. Hepsinin, sonsuz ve asıl yurt
olan ahirette bir karşılığı vardır. Yani esas olan
mesele, her insanın sorumlu olduğunu ve ahirette tüm yaptıklarının
hesabını vereceği gerçeğini bilerek yaşaması, sonsuz hayat için
hazırlanmasıdır.
"Gerçekten
ahiret yurdu ise, asıl hayat odur." (Ankebut, 64)
Dünya
ile ahiret arasındaki sınır bir perde gibidir. Ölüm de bu perdeyi
kaldıran bir araçtır. Ölümle birlikte bu dünya ve bedenle olan ilişki
kesilecek; yepyeni bir yaratılışla sonsuz hayata başlangıç yapılacaktır.
Yani ahiret, sanıldığı gibi çok uzakta değildir. Allah dilediği
an insanın buradaki yaşamına son verip, ahirete geçirecektir. Bu
geçiş, bir göz açıp-kapaması kadar çabuk gerçekleşecektir.
Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık,
sayanlara sor." Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız,
gerçekten bir bilseydiniz," "Bizim, sizi boş bir amaç
uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi
mi sanmıştınız?" (Müminun Suresi, 112-115)
Ahiretin
varlığına ve yakınlığına bütün samimiyetleri ile iman eden müminler
Allah'ın verdiği süreyi O'nun istediği en iyi şekilde değerlendirmeye
çalışmışlardır. Bu yüzden de yaptıkları her davranışın hesabını
verebilmenin rahatlığını yaşarlar.
Artık
kitabı sağ eline verilen kişi der ki: "Alın kitabımı okuyun.
Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
(Hakka Suresi, 19, 20)
|