Kuran-ı
Kerim'de 'Allah'a inanan ve bu inancın gerektirdiği gibi yaşayan'
insanlar, müminler, Allah tarafından cennet ile müjdelenmişlerdir.
Bunun yanında Firavun örneğinde olduğu gibi, Allah'ı tanımayarak,
kendi heva-hevesleri ve inançları doğrultusunda bir yaşam tarzını
benimseyen inkarcılara karşılık olarak cehennem sunulmuştur.
Ancak
günlük hayatta inkar edenlerin bir kısmı, inkarlarını Firavun
kadar açık ve net yapmamaktadır. Hatta bu kişiler açıkça inkar
bir yana, insanları şüpheye düşürecek bulanık ifadelerle inkarlarını
gizlemektedirler. Örneğin; "Dini yaşamak istiyorum ancak,
kendimde bu gücü bulamıyorum", "Ben daha gencim, belki
daha sonra şartlar elverirse dini yaşarım" şeklindeki ifadelerde
açıkça inkar yerine
ustaca kamufle edilmiş bir samimiyetsizlik vardır.
Bu
tür ifadelerle çeşitli bahaneler ileri süren kimse, gerçeği değil,
aslında bencil istek ve tutkularının doğrultusunda bir yaşamı dile
getirmektedir. Çünkü din, insanların güç yetiremeyeceği ağır bir
sistem değildir. İnsan Allah'a kulluk etmek için yaratılmıştır ve
asıl görevi, ne geçimini temin edecek bir meslek sahibi olmak, ne
bir aile reisi olmak ne de toplumda saygın bir yer edineceği bir
servet sahibi olmaktır. İnsan bu özelliklere zaten sahip olur, ancak
bu özelliklere sahip olmak hiçbir zaman amaç değildir. Asıl amaç
Allah'a kulluktur ve insan ancak Allah'a kulluk olan asli görevini
yerine getirdiği zaman değerlenir. Kuran-ı Kerim'de insanın Allah'a
kul olmak üzere yaratıldığı şu ayetle dile getirilmektedir:
"Hani
Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve
onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin
Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin),
şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan
habersizdik" dememeniz içindir. " (A'raf Suresi, 172)
"Benim
dini yaşayacak gücüm yok" demenin ya da basit bahanelerle Allah'ın
sınırlarını korumayı ertelemeye çalışmanın, ne derece samimiyetsiz
bir tavır ve tutarsız bir mantığın ürünü olduğu Allah'ın İnsana
gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyeceğini söylemesinden de
rahatlıkla anlaşılabilir. Konuyla ilgili ayet şöyledir:
"Hiç
kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı
söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.
Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir. Üstelik
onların, bunun dışında yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır;
onlar bunun için çalışmaktadırlar." (Müminun Suresi, 62-63)
Buna
karşın eğer insan İslamın gerçekten de çok zor şartları olduğunu
düşünüyorsa, bunun nedeni halk arasında yayılmış olan hurafelerde
yatmaktadır. Bu hurafelerin arkasında ya İslamla ilgisi olmadığı
halde ahkam kesenler ya da islam düşmanları yatmaktadır. Oysa insanların
dini zor zannederek islamdan uzak kalmasını sağlayan yakıştırmaların
hiçbiri islamın aslında yoktur. Nitekim, "O sizleri seçmiş
ve din konusunda hiçbir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in
dini(nde olduğu gibi." (Hac, 78) ayetinde
de vurgulandığı gibi iman eden kişi için dini hiçbir güçlük taşımamaktır.
|