DİNİ YAŞAMAK - 1

Kuran-ı Kerim'de 'Allah'a inanan ve bu inancın gerektirdiği gibi yaşayan' insanlar, müminler, Allah tarafından cennet ile müjdelenmişlerdir. Bunun yanında Firavun örneğinde olduğu gibi, Allah'ı tanımayarak, kendi heva-hevesleri ve inançları doğrultusunda bir yaşam tarzını benimseyen inkarcılara karşılık olarak cehennem sunulmuştur.

Ancak günlük hayatta inkar edenlerin bir kısmı, inkarlarını Firavun kadar açık ve net yapmamaktadır. Hatta bu kişiler açıkça inkar bir yana, insanları şüpheye düşürecek bulanık ifadelerle inkarlarını gizlemektedirler. Örneğin; "Dini yaşamak istiyorum ancak, kendimde bu gücü bulamıyorum", "Ben daha gencim, belki daha sonra şartlar elverirse dini yaşarım" şeklindeki ifadelerde açıkça inkar yerine
ustaca kamufle edilmiş bir samimiyetsizlik vardır.

Bu tür ifadelerle çeşitli bahaneler ileri süren kimse, gerçeği değil, aslında bencil istek ve tutkularının doğrultusunda bir yaşamı dile getirmektedir. Çünkü din, insanların güç yetiremeyeceği ağır bir sistem değildir. İnsan Allah'a kulluk etmek için yaratılmıştır ve asıl görevi, ne geçimini temin edecek bir meslek sahibi olmak, ne bir aile reisi olmak ne de toplumda saygın bir yer edineceği bir servet sahibi olmaktır. İnsan bu özelliklere zaten sahip olur, ancak bu özelliklere sahip olmak hiçbir zaman amaç değildir. Asıl amaç Allah'a kulluktur ve insan ancak Allah'a kulluk olan asli görevini yerine getirdiği zaman değerlenir. Kuran-ı Kerim'de insanın Allah'a kul olmak üzere yaratıldığı şu ayetle dile getirilmektedir:
"Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. " (A'raf Suresi, 172)

"Benim dini yaşayacak gücüm yok" demenin ya da basit bahanelerle Allah'ın sınırlarını korumayı ertelemeye çalışmanın, ne derece samimiyetsiz bir tavır ve tutarsız bir mantığın ürünü olduğu Allah'ın İnsana gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyeceğini söylemesinden de rahatlıkla anlaşılabilir. Konuyla ilgili ayet şöyledir:

"Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiç bir haksızlığa uğratılmazlar. Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir. Üstelik onların, bunun dışında yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar." (Müminun Suresi, 62-63)

Buna karşın eğer insan İslamın gerçekten de çok zor şartları olduğunu düşünüyorsa, bunun nedeni halk arasında yayılmış olan hurafelerde yatmaktadır. Bu hurafelerin arkasında ya İslamla ilgisi olmadığı halde ahkam kesenler ya da islam düşmanları yatmaktadır. Oysa insanların dini zor zannederek islamdan uzak kalmasını sağlayan yakıştırmaların hiçbiri islamın aslında yoktur. Nitekim, "O sizleri seçmiş ve din konusunda hiçbir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi." (Hac, 78) ayetinde
de vurgulandığı gibi iman eden kişi için dini hiçbir güçlük taşımamaktır.