MEDYA VE MODERN ZAMANIN "CAHİLİYE ŞAİRLERİ" - 2

Önceki yazımızda, basın içinde faaliyet gösteren bazı kişilerin İslam'ın ilk dönemlerinde faaliyet gösteren cahiliye şairleriyle büyük benzerlik gösterdiklerini söylemiştik. O dönemde Kabe'nin duvarlarına şiirlerini asan ve İslam'a, müslümanlara saldırma, onları karalama görevini üstlenen şairlerin görevini bugün bazı artniyetli, din düşmanı medya mensuplarının aldıklarını belirtmiştik. Bugün olayın farklı bir yönünü, bu kişilerin o dönemde de bu dönemde de yahudi kavminin önde gelenleri tarafından komuta edildikleri konusunu inceleyeceğiz.

Evet, dünya çapındaki basın kuruluşlarını ele aldığımızda, bunların arkasında en büyük güç olarak siyonizmi ve uluslararası mason localarını buluruz.

Siyonistlerin bu yüzyıl içinde hız verdikleri dünyaya hakimiyet projelerinin en önemli dayanak noktalarından biri basındır. Çünkü basın aracılığıyla yapılan propaganda geniş halk kitleleri üzerinde önemli ölçüde etkili olabilmekte ve artık sistematik bir hal alan telkin metodlarıyla insanların akıllarını karıştırmak, fikirlerini değiştirmek ya da tümüyle ters yöne çevirmek mümkün olabilmektedir.

Ancak bütün bunlardan daha önemlisi, basının bu etkili gücünün çoğunlukla olumsuz yönde ve taraflı bir biçimde kullanıldığıdır. Evet, gerek yurtdışında, gerekse ülkemizdeki örnekleri, bu gücün son derece taraflı bir biçimde kullanıldığını ortaya koymaktadır.

Başka bir deyişle, yahudiler ve masonlar basına yaptıkları yatırımı topluma faydalı olmak için yapmış değillerdir. Siyonist dünya hakimiyetinin en önemli zeminlerinden biri, yahudiler dışındaki dünya halklarının ahlaki duygularını çökertmektir. Böylece manevi değerlerini kaybeden bu halklar, Muharref Tevrat'ın ifadesiyle "güdülecek kır hayvanları" haline geleceklerdir.

Bilim Araştırma Grubu tarafından hazırlanan Şeytan'ın Dini Masonluk isimli kitabın "Dünya Basınında Yahudi Hakimiyeti" bölümünde, ABD'li eski senatör Paul Weydrich'in konuyla ilgili aşağıdaki ifadelerine yer veriliyor:

"Yahudilerin inanılmaz bir sistemleri vardır. Eğer onların hoşlarına gidecek birşey yaparsanız veya söylerseniz, kendi basın organlarında sizi överler, eğer onları kızdıracak olursanız da tam tersi olur. Basın organlarında sizi rezil ederler." (They Dare to Speak Out, sf.36)

Ülkemizde, bugün basın içinde faaliyet gösteren ve İslam'a, müslümanlara, dindar kesime düşmanlıklarıyla tanınan bir grup masonun kumandası altında aynı ahlaki çöküntü meydana getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak özellikle dikkat çeken nokta, bu kişilerin müslüman bir ülkede müslümanları karalamaları, hakaret etmeleri ve imalı-iğneleyici haberlerle kamuoyunda müslüman aleyhtarlığı
yapmalarıdır.

Yaptıkları kasıtlı yayınlarla, müslümanları, dindar insanları karalamaya çalışanlar, İslam'a düşmanlık besleyenler, siyonist-masonik mihrakların uzantıları bugüne kadar hiçbir zaman başarıya ulaşamadıkları gibi, bundan sonra da Allah'ın izniyle istediklerini elde edemeyecekler. Çünkü her zaman olduğu gibi, şevkli, heyecanlı ve korkusuz müslümanları, dava şuuru içindeki müminleri yolları üzerindeki aşılmaz bir set olarak bulacaklardır.