MEDYA VE MODERN ZAMANIN "CAHİLİYE ŞAİRLERİ" - 1

İslam literatüründe 'Cahiliye' kelimesi, İslam öncesi Arap toplumunun içinde bulunduğu sosyal ve kültürel yapıyı nitelendirmek için kullanılır. Geçen zaman içerisinde İslam yalnız Araplar değil, Türkler, İranlılar ve Hintlerle birlikte daha bir çok toplum arasında kabul görmüş ve hızla yayılmıştır. Ne var ki bu yayılmaya rağmen, bir çok yerde cahiliye anlayışı hala hüküm sürmektedir. İnsanlar bir yandan müslüman olduklarını söylerlerken öte yandan Kur'an-ı Kerim'de şiddetle eleştirilen hatta men edilen tavırları rahatlıkla sergileyebilmektedirler.

İslam birtakım karanlık çevreler tarafından devamlı olarak, Kur'ani tavsiye ve emirleri devre dışı bıraktırmak suretiyle, dejenere edilmeye, adeta "protestanlaştırılmaya" çalışılmaktadır. Günümüzde müslüman olduklarını iddia ettikleri halde cahiliye hayatı sürenler işte bu 'İslami protestanlar'dır. Bunlar, müslüman olmayı "elhamdülillah müslümanız" demekten ya da "benim kalbim temiz" mantığından ibaret görmekte ve Allah'ın emirlerini, yasaklarını ve Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen müminlerin özelliklerini gözardı etmektedirler. Bugün günlük hayatta karşılaştığımız birçok insan, yukarıda kabaca çerçevesini ortaya koyduğumuz cahiliye dininin mensubudurlar.

Basın içinde de, artniyetli, dindar olduğunu söyleyen ancak gerçekte imanla, dinle ve dindarlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı kişiler, cahiliyenin tipik tavırlarını sergileyerek zaman zaman müslümanlara karşı faaliyetler yürütmektedirler. Bunlar, kimi zaman samimi müslümanları karalamaya çalışarak, kimi zaman da alenen saldırarak bu faaliyetlerini yürütürler.

Bugün dünya çapında belli başlı bazı basın kuruluşları, yaptıkları yayınlarla aleni ve son derece de tehlikeli bir ahlaki çöküntü oluşturmayı başarmışlardır. Bu sinsi faaliyet o kadar profesyonelce yapılmıştır ki, insanlar kısa bir süre öncesine kadar hiç tasvip etmedikleri, ahlakdışı buldukları tavır ve konuşmaları basının telkinleri sonucunda doğal karşılar olmuşlardır. Bunun ülkemizde de aynı şekilde uygulandığını söylemek mümkün.

İşte basının gücü ve insan üzerinde etkisi böyle ve bu görünümleriyle değerlendirildiğinde rahatça görülüyor ki, bu kişilerle İslamın ilk döneminde faaliyet gösteren şairler arasında, toplum içindeki işlevleri bakımından büyük benzerlikler mevcuttur.

Bu benzerlikleri görebilmek için, VII. yy'da Arap Yarımadası'ındaki sosyal hayat hakkında biraz bilgi sahibi olmak gereklidir: VII. yy.'da Arap tüccarları ve kabileleri Mekke'de toplanıyor, burada yapılan büyük panayırda hem ticaret yapıyor, hem de kendileri için önemli olan putların içinde yer aldığı Kabe'yi ziyaret ederek ibadet ediyorlardı. Kurulan panayırda şairler, meydanlarda şiirlerini okuyor, daha sonra en çok beğenilen şiirler Kabe'nin duvarlarına asılıyor ve panayır sonuna kadar indirilmiyordu.

Cahiliye döneminin şairlerinin başlıca konuları kadın, cinsellik, içki ve eğlence olmasına karşın, şiirler İslam'ın yayılmaya başladığı ilk dönemde doğrudan İslam'a saldıran bir içeriğe kavuşmuştur. Meydanlarda okunan şiirlerle cahiliye dinin mensuplarına propaganda yapılıyor ve geniş kitleler müslümanlara karşı kışkırtılıyorlardı. Kuran-ı Kerim cahiliye şairlerini şu ifadelerle tarif ediyor:

"Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar. Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar, ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar." (Şuara Suresi, 221-226)

Birtakım medyanın basit taktiklerine kanarak ya da İslam aleyhtarı yapısından faydalanarak, dindarlar aleyhinde kampanyalar başlatan kimselerin tutumlarını ileriki yazılarımızda inceleyeceğiz.