|
CAHİLİYE
TOPLUMU - 2
Önceki
yazımızda cahiliye toplumunun tanımını yaparak, Allah'ın varlığını
kökten reddeden komünist toplumları örnek olarak almıştık. Bugün
cahiliye toplumu modellerini incelemeyi, insanların hak dine kendi
katmaları ve eksiltmeleri ile dejenere ettikleri inanç sistemini
analiz ederek sürdürüyoruz.
Bugün
dünya üzerinde birçok örneğini gördüğümüz gibi, Allah inancına sahip
olduğunu iddia eden bu tür toplumlarda Allah ve din inancı hak dinde
tarif edilen modelden uzaktır. Bu sapkın inanca göre, Allah yerde
ve gökyüzünde her işi evirip çeviren Allah'tan daha farklıdır. O
-haşa- yeryüzüne müdahale etmekten elini çekmiştir. Ya evreni yaratmış
ve bir köşeye çekilmiş, ya da sadece göklerin sevk ve idare edilmesi
görevini üstlenmiştir. Yeryüzündeki insanlara hiçbir etkisi yoktur.
Bu nedenle insanların yaşarken O'nun emir ve yasaklarının gözetmemesinin
bir önemi yoktur. Çünkü ahiret gününe inanılmamaktadır, inanılsa
bile insanlar cennetlik olacaklarından son derece emindirler.
"Ona
dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak,
mutlaka: 'Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını
da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında
benim için daha güzel olanı vardır.' der. Ama andolsun biz, o
kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en
kaba bir azabtan taddıracağız." (Fussilet Suresi, 50)
Bu
toplumun önde gelenleri, iİnsanların hayatını top yekün düzenlemek
için Allah'ın koyduğu değişmez değerleri yürürlüğe koymazlar. Böylece
Kuran'ın Allah'ın, "Gökte de ilah, yerde de ilah O'dur"
(Zuhruf Suresi, 84) şeklinde kesin olarak belirttiği ilahi özelliğini
fonksiyonsuz hale getirerek inkar etmiş olurlar.
Tüm
bunlara rağmen, savunduğu görüşleri Allah adına savunurlar. Fakat
bu samimiyetsiz bir savunuştur. Cahiliye toplumunun üyelerinin Allah
ile hiç bir ilgisi yoktur, ama gelgelelim bu toplumun üyeleri, hele
önde gelenleri ve eylemcileri, ağızlarından Allah sözcüğünü düşürmezler.
Düşünce yapılarını öyle yaldızlı süslerle anlatırlar ki, insana
sanki kıymetli bir şeyler bahsediyorlarmış gibi gelebilir.
"İnsanlardan
öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna
gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı
bir düşmandır. O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti
mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye
çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez." (Bakara Suresi,
204-205)
Cahiliye
toplumu, yeryüzünde bozgunculuğa neden olan dünya görüşlerini, dünyaya
çeki düzen getirecekmiş gibi sunarlar. "Kendilerine: "Yeryüzünde
bozgunculuk çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah
edicileriz" derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır,
ama şuurunda değildirler." (Bakara Suresi, 11-12)
Hiç
ilgileri olmadığı halde yaptıkları işlere Allah'ı delil getirmekte
o kadar ileri gitmişlerdir ki, peygamberleri öldürmek için biraraya
geldiklerinde bile, Allah adına yemin ederler:
"Şehirde
dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik
bırakmıyorlardı. Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler
ki: "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim,
sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten
bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim." (Neml Suresi, 48-49)
Cahiliye
toplumunun üyesi bir insanın mümin olabilmesi için, sorulduğunda
'elhamdülillah müslümanım' demesi yeterlidir. Mümin olmak için Allah'ın
tüm emir ve tavsiyelerine uyması gerektiğini bilmez. Karşılarına
gerçek bir mümin çıkıp da, onun inancının yanlışlığını belirtse
bunu reddeder. Reddetmekle kalmaz müminlerin insanları Allah'ın
yoluna davet etmesine de engel olur. Cahiliyle toplumunun bireyleri
bu halleriyle yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaktan sorumludurlar.
Allah (cc) bunların akıbetini şu şekilde ifade etmektedir:
"İnkâr
edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa
karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik." (Nahl Suresi,
88)
|