ALLAH'A
GÖNÜLDEN BAĞLI OLMAK
Allah'a
kulluk ettiğini bilmenin esas göstergesi O'ndan korkmak ve sakınmaktır.
O'ndan korkan insan O'nun emir ve yasaklarını kabul eder ve hayatını
bu emir ve yasaklara göre uyarak geçirir. Ancak bu durumda sonsuz
güzelliklerle dolu cennete kavuşulabilir.
İnsanlardan
bir bölümü de vardır ki, Allah'ın varlığını kabul ettiğini söyler,
fakat hayatını O'nun koyduğu kurallara göre değil de, kendi mantığına,
kendi uydurduğu prensiplere göre düzenler. Bu gerçeğe sırt çevirerek
Allah'ın varlığını "sözde" kabul eden kişiler, bu yapıları
sebebiyle ahiret hayatını unutmaya son derece meyillidirler. Oysa
ki, Allah'ın bizlere örnek olarak gösterdiği peygamberlerin ortak
özelliği ahireti çokça düşünüp, Allah'a yönelen kullar olmalarıdır.
Allah'ı
gereği gibi takdir edemeyen insanlar doğal olarak yaşamlarında
da, ahirette kendilerini iyi olana yöneltecek ve onu kazandıracak
her hangi bir iş yapmazlar. Yaptıkları güzellikler de iyi olarak
bilinmek içindir.
Bu
durum Kur'an'da; "Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını)
isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız,
sonra da ona cehennemi (yurt) kılarız; ona kınanmış ve kovulmuş
olarak gider." (İsra suresi, 18)
"İnsanlardan
öylesi vardır ki:"Rabbimiz, bize dünyada ver" der, onun
ahirette nasibi yoktur." (Bakara suresi, 200) ayetleriyle
açıkça dile getirilmektedir.
Bu
insanlar şirket yönetmeyi, politikayı veya diğer bazı dünyevi
işleri çok iyi biliyor olabilirler. Ancak gerçek olan Allah'ı
gereği gibi tanımamak ve O'na kuvvetli bir inanç bağı ile, gönülden
bağlanmaktır. Dünya hayatının çarklarına kendini kaptıran bir
insanda bu bağ o kadar zayıftır ki, karşılaştığı herhangi bir
olumsuzluk, zorluk ya da engel karşısında her an kopmaya müsaittir.