AKIL VE İMAN

Akıl ile zeka çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılır. Oysa Kur'ani bakış açısıyla bu iki kavram birbirinden farklı anlamlar taşır.

Müslüman için, akılla zekanın çok iyi ayrımının yapılması gerekiyor. Çünkü, zeka inkarcıların da sahip olduğu ve görünüşte aklı andıran, ama gerçekte ilişkisiz olan bir özelliktir. Oysa akıl, Allah'ın yalnızca müminlere nasip ettiği en önemli ve Allah yolunda kullanılan en stratejik vasıflardan biridir.

Allah'ın övdüğü mümin özelliklerinin, güzel davranışların tamamı akılla paraleldir. Allah'ın tarif ettiği manada akıl, insanın etrafına baktığında Allah'ın sanatlarını görüp takdir edebilmesidir. Başka bir deyişle, gördüklerinden Allah'a ulaşabilmesidir.

Zeka ise, kendi içinde çabuk sonuca varma, seri ve doğru bağlantı kurma becerisidir. Bu özelliğiyle zeka, müslüman için mücadelesine güç katan, akla hizmet eden bir silah olarak kullanılabilecek bir araçtır.

Kur'an-ı Kerim'de Allah'a teslim olan, O'na tam bir teslimiyetle tevekkül ederek, gelecek endişesi taşımayan kişilerden 'temiz akıl sahipleri' olarak bahsedilir. Temiz akıl sahipleri sürekli Allah'ı anar, öğüt alır, düşünür ve doğru kararlar alırlar. Bu, insana doğrudan doğruya Allah'ın verdiği bir nimet, bir lütuftur.

"Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez." (Bakara Suresi, 269)

Zekayla aklın çatıştığı birçok nokta bulabiliriz. Bunların tamamında akıl galiptir. Örneğin, çok zeki olan inkarcılar da vardır. Bunlar, dünya hayatını rahat ve mutlu geçirmek için çeşitli çözümler önerir, teoriler üretirler. Para, mevki ve ünvan kazanmak için çeşitli kurnazlıklar yaparlar. Ancak hem bir türlü tatmin olamazlar, hem de ürettikleri fikirler, felsefeler -genellikle- Allah'a yakınlaşmaya bir yarar sağlamaz. Kısacası bunlar "dünyevi ihtiraslar"ın ifadesi olmaktan öteye gitmez. Kur'an'ı Kerim'in bize tanıttığı müşrik ve münafıklarda bunun bir çok örneğini görmek mümkündür.

Bunun karşısında akıl sahibi olan ise, öncelikle kar-zarar hesabını doğru yapar. Kurani ifadeyle "geçici dünya hayatını az bir değer karşılığı sonsuz ahiret hayatına" değişmez. Tüm hayatını ahireti kazanmaya yönelik düzenler. Bu da onun maneviyatını, kişiliğini geliştirir; nefsi mutmain olur. Ayetin ifadesiyle "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28)

Görüldüğü gibi, inanmayan kişinin zeki, kurnaz ve benzeri ne özellik taşırsa taşısın, Allah'ın kastettiği manada "akıllı" olması mümkün değildir. Zaten bu nedenden ötürü Allah (cc), birçok ayetinde muhatap olarak "temiz akıl sahiplerini" seçmiştir. "İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır." (İbrahim Suresi, 52)

Önümüzdeki yazılarımızda, aklı örten ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını engelleyen faktörleri de inceleyeceğiz.