ŞAHSİYETLİ
DIŞ POLİTİKA ANCAK REFAH'LA MÜMKÜNDÜR
Türkiye
yıllardan beri şahsiyetli ve ilkeli bir dış politika izleyememenin
sancılarını hem içeride hem dışarıda yoğun bir şekilde yaşıyor.
Gündelik,
durumu idare etme amacı güden, oy peşinde koşan kısır politikalar
yüzünden ülkemiz uluslararası alanda çok zor durumda bırakılmakta
ve maalesef aciz konumlara düşürülmekte.
Ülkenin
değil, şahısların veya çıkar çevrelerinin menfaatlerine endeksli
olan bu politikalardan bizi kurtaracak onurlu, akılcı politikaların
bir an evvel uygulamaya geçilmesi gerekiyor.
Bu
açıdan bakıldığında Refah'ı iktidara taşıyacak olan 24 Aralık
seçimleri ülkemiz açısından büyük bir şans. Çünkü Refah, sadece
ülkenin menfaatlerine uyan, korkusuz, kimsenin güdümünde olmayan,
bağımsız, akılcı dış politika anlayışıyla ülkemize ihtiyaç duyduğu
uluslararası saygınlığı, uluslararası güç olabilme niteliğini
kazandıracak kararlılıkta.
Refah,
Türkiye'nin uygulayacağı dış politikanın esasını ülkemizin milli
güvenliğinin sürekli olarak tesisi ve herhangi bir tehdide maruz
kalmaması ve bırakılmaması esası üzerine şekillendirmiştir.
Gerçekten
de bu, ilk olarak gözönünde tutulması gereken ilkedir. Bu konuda
"küçük" diye verilebilecek en ufak bir taviz bile çok
ince hesapların yapıldığı uluslararası alanda ileride muhakkak
ülkemiz aleyhine dönecektir.
Bunun
canlı bir örneği Kıbrıs konusunda yaşanmaktadır. Türkiye'nin barış
için Kıbrıs'taki topraklardan ödün verebileceğini gündeme getirmesiyle
birlikte Türkiye'nin düşmanları tarafından Kıbrıs sürekli olarak
pazarlık konusu yapılmakta ve büyük güçleri arkasına alan bu ülkeler
Kıbrıs'ı Türkiye'ye karşı bir koz olarak kullanmaktadırlar. Halbuki
Kıbrıs ülkemizin milli güvenliği açısından fevkalade önemli coğrafi
bir konuma sahiptir. Türkiye'nin Akdeniz ve Orta Doğu'ya açılan
bir ileri karakolu durumundadır. Bu nedenle pazarlığı dahi söz
konusu edilemez.
Bunun
yanısıra Refah'ın dış politika ilkelerinden bir diğeri de müslüman
ülkelerle diyaloğun geliştirilmesi ve zulüm gören müslümanlara
yardım edilmesidir. Çünkü bu müslüman ülkeler bizlerin zaten doğal
müttefiki, "İslam Kardeşi" konumundadır. Bunlarla geliştirilecek
ilişkiler Türkiye'nin dünya üzerinde bir çok destekçi edinmesini
sağlayacaktır.
Halbuki
Türkiye 1991 yılından beri Bosna'da devam eden iç savaşta binlerce
müslümanın öldürülmesine seyirci kalmaktadır. Bu durum Bosna'daki
müslümanların zamanla bizden uzaklaşmasına yol açmakta ve Türkiye'nin
Avrupa toprakları içinde edinebileceği son derece stratejik öneme
haiz bir müttefiki elinden kaçırmasına zemin hazırlamaktadır.
Aynı durum Yeni Türki Cumhuriyetler için de geçerlidir. Buralarda
yaşayan milyonlarca soydaşımız uygulanan yanlış politikalar neticesinde
Batı Emperyalizmine terkedilmiş durumdadır. Bu insanların kaderi
Batılılar tarafından sömürülerek fakirlik içinde yaşamak olmuştur.
Refah
Partisi akılcı ve tutarlı dış politika anlayışıyla Türkiye'yi
2000'li yıllara hazırlayabilecek tek partidir. Türkiye özlediği
dünya üzerindeki güçlü ve saygın devlet konumuna Refah'la gelecektir.