Dış Dünya İle Bağlantıyı Sağlayan Sinir Sistemi - 2

Aslında parmağımıza bir iğne battığı zaman onun acısını nakletmek ile nefes alma emrini ilgili organlara ulaştırmak, hissiyat alıcıları yönünden farklı görevler değildir.

Hİssedici nöronlar vücudun her tarafından beyne mesaj yollarken motor nöronlar o anda beyinden kaslara, onları harekete geçiren emirleri iletmekle görevlidirler. Kasların uyarılmasına ve hareket etmesine vesile olan motor nöronlar insanın hayatında çok büyük rol alırlar. Ne var ki pek çok insanın, ne kendi vücudunda böylesine mükemmel bir sistemin yaratılmış olduğundan, ne de bu sistemin kusursuz bir şekilde işlemesinin ne kadar büyük bir nimet olduğundan haberi bile yoktur. Oysa bir insanın sadece motor nöronlarının yaptığı bu işlemi gerçekleştirememesi, insanın tüm yaşamını tamamiyle değiştirecek bir hastalığa, motor nöron hastalığına (ALS) sebebiyet vermektedir.

Einstein'dan sonra çağımızın en büyük fizikçisi olarak tanınan Stephen Hawking'in yakalandığı bu hastalığın ne kadar korkunç bir hastalık olduğunu anlamak için, sadece bu bilim adamının hayatını kısaca gözden geçirmek yeterli olacaktır:

Son derece zeki, canlı, neşeli ve uyumlu bir insan olarak tanınan Hawking’in 21 yaşına geldiğinde hayatı birdenbire değişti. Önceleri sakarlaşan Hawking sonraları hiçbir sebep yokken ara ara düşmeye başlamıştı. Daha sonra ise bir kış günü ayakkabılarını bağlamakta zorlandığı ve konuşma güçlüğü çektiğinde hayatında bir takım anormalliklerin baş gösterdiğini korkuyla farketmişti. Bunun üzerine doktorlar, Stephen Hawking'in hastalığını teşhis etmek için onu, bir dizi teste tabi tuttular. Ve Sonunda Hawking'in hastalığının çok ender görülen ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olan motor nöron hastalığı olduğunu açıkladılar. Bu hastalık istemli kasların hareketlerini kontrol eden beyindeki ve omurilikteki sinir hücrelerinin gitgide parçalanmasına neden olmaktaydı. İlk belirtiler ellerin güçsüzleşmesi ve kasılması, bazılarında da konuşmada ve yutkunmada güçlükler görülmesiydi. Sinir hücreleri parçalandıkça bunları kontrol eden kaslar körelmekteydi . Zaman içinde bütün kasları körelen bir ALS hastası için artık hareket etmek imkansızdır ve bu hastalık kişinin felç olmasıyla sonuçlanır. Hastanın hareket, konuşma ve bütün iletişim imkanları yok olur. Ölüm ise zatürre gibi bir hastalık ya da solunum yolu kaslarının çalışmaması sonucun da gerçekleşir. Ne var ki bu hastalığın son derece ilginç olan yönü, ölümle sonuçlanıncaya kadar beynin tamamen berrak kalmasıdır.

Doktorlar Hawking'in hastalığını ilk teşhis ettikleri zaman iki ya da üç sene yaşayacağını söylemişlerdi. Doktorların bu teşhisi yanlış çıkmasına ve Hawking hala yaşamasına rağmen, geçen yıllar bu hastalığın adım adım ne kadar zorlaştığını bütün dünyaya gösterdi.

Hawking önceleri okuduğu okulun koridorlarında, duvarlardan ve elindeki bastondan destek alarak yürüyebiliyordu. Fakat kısa bir süre içinde Hawking'in fiziksel durumu yeniden kötüleşmeye başladı. Artık koltuk değnekleri kullanmak zorundaydı. Doktorlar Hawking'in vücudunun kontrolünü kaybetmemesi için egzersiz yapması gerektiğini söylüyorlardı. Bu nedenle Hawking koltuk değnekleriyle merdivenlerden çıkabilmek için tam onbeş dakika uğraşmak zorunda kalıyordu. Daha sonra ise artık koltuk değnekleriyle bile hareket edememeye başladı. Milyarlarca insan için son derece kolay bir iş olan adım atmak, ALS hastalığına yakalanmış olan bu kişi için adeta bir mucize haline gelmişti. Pek çok insan bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu, hareket serbestisine sahip olduğu anlarda düşünmez. Ancak yürüyemeyen bir insan için bu, o an için sahip olmayı dilediği en büyük nimetlerden birisidir. Ve insanın yapabildiği hiçbir hareket sahip olduğu organlara bağlı değildir. Bu organlar sadece birer sebeptir ve Allah yarattığı en ufak bir eksiklikle bu organların tüm işlevini ortadan kaldırabilir. Dünyanın en ileri teknolojisi kullanılsa da, en iyi doktorları tarafından tedavi edilse de, en pahalı ilaçları kullanılsa da, Allah bir insanın iyileşmesini dilemedikçe o insan eli kolu bağlı hastalığının sonunun gelmesini seyredecektir. Başka hiçbir çaresi yoktur.

Yirmisekiz yaşına geldiğinde tekerlekli saldalyesinden bir daha kalkamayan Hawking için 1970 yılının başlarından itibaren konuşmak adeta imkansızlaştı. Bu yılın sonlarından itibaren Hawking'in konuşması o kadar karışık bir hal almıştı ki, onun ne konuştuğunu sadece ailesi ve yakın arkadaşları anlıyordu. Ve artık onun konuşmalarının anlaşılması için yanında kalan araştırma görevlisi tercüme yaparak aktarmak zorunda kalıyordu. Bu kişi Hawking'in arkasına oturup kulağına iyice yaklaşıyor, söylediklerini duymaya çalışıyor, doğru anladığından emin olmak için her cümleyi belirgin ağız hareketleri ile yeniden söylüyor, çoğu zaman da duraklayıp ondan tekrarlamasını istiyordu. Hawking'in bu şekilde konuştuğunu gören bir kişi, Hawking'in bir cümleyi bitirip tercüme edilmesi için durduğunu düşünürken, onun sadece tek bir kelime söylemiş olduğunun farkına varıyordu. Dünyanın en kolay işi olarak görülen ve hiçbir çaba sarfedilmeden kolaylıkla gerçekleştirilen konuşma eylemi, Allah dilemedikten sonra oldukça zor ve vakit alan bir iţ haline geliyordu.

1985 yılında Hawking zatürre teşhisi ile acil olarak hastaneye kaldırıldı. Sürekli tıkanıyordu. Doktorlar nefes borusunu alıp almama kararını eşine bırakmışlardı. Bu hayatını kurtarabilirdi ama bir daha asla konuşamaz ve ses çıkaramazdı. Çünkü Hawking o zamana kadar çok yavaş da olsa konuşabiliyordu. Karısının kararıyla yapılan ameliyattan sonra Hawking artık ağzından ve burnundan nefes alamaz konuma geldi. Bunun için yaka hizasından küçük bir delik açılmıştı. Konuşması ise artık imkansız hale gelmişti. Hawking'in insanlarla iletişimi bundan sonra çok daha değişik bir duruma geliyordu. Öyle ki, biri harfleri tek tek gösteriyor, doğru harfe geldiğinde Hawking kaşlarıyla işaret ediyor, ancak böyle iletişim kurabiliyordu. Daha sonra bir Amerikan şirketi tarafından kendisine hediye edilen, özel imalat olan bir bilgisayara monte edilmiş yapay bir konuşma aleti ile onun için çevresi ile iletişim kurma imkanı doğdu.

Görüldüğü gibi insan vücudunda bulunan ve her biri sayısız hayati işleve sahip olan hücrelerden yalnızca bir kısmının bile çalışmaması bir insanın hayatını tamamen değiştirmekte ve sağlıklı bir insan için hayatının normal parçası olan işlevler dahi birer eziyete dönüşmektedir. Örneğin motor nöron hastalığının ileri aşamasında ki hastaların tad ve koku alma duyusu da yoktur. Yani hiçbir zaman çiçeklerinin kokusunu duyamaz ya da hepsi çeşit çeşit lezzette olan yiyeceklerin tadını alamazlar. Böyle bir hayatı değiştirecek hiçbir beklentileri de yoktur. Bu hastalar yıllarca hastalık ve erken ölüm tehdidi ile içiçe yaşarlar. Bu insanların işlevlerini yitiren diğer kasları gibi, akciğerlerinin de işlevlerini yitirmesi an meselesidir ki bu da hastanın çok kısa bir süre içinde havasızlıktan ölmesine neden olabilir.

İşte bu hastalık insanın Allah’a karşı ne derece aciz olduğunu bizlere gösterir. Tüm insanların ibret alması ve Allah’ın kadrini hakkıyla takdir etmeleri, O’na karşı ne derece aciz olduklarını idrak etmeleri için...

Hiçbir insan Allah dilemedikten sonra kolunu kaldırmaya, ağzını açamaya, saçlarını taramaya hatta oturduğu sandalyeden kayan vucudunu düzeltmeye dahi muktedir değildir.