Dış
Dünya İle Bağlantıyı Sağlayan Sinir Sistemi - 1
İnsan
vücudu her bakımdan mükemmel sistemlerle donatılmış kusursuz işleyen
bir mekanizmadır. En güzel surette yaratılan insanın vücudunu
çepeçevre saran incecik deri katmanının altında, bambaşka bir
alem vardır. Ve bu alemin dış dünya ile bağlantısnı sağlayan sinir
sisteminin, kuşkusuz insan için önemi çok büyüktür.
Ani
olarak gelen bir arabanın fren sesine ya da önemli bir yere gitmek
için kurduğumuz saate tepki vermemiz veya bütün gün çözmek istediğimiz
bir problemi beklenmedik bir anda kolaylıkla çözüvermemiz, sinir
sisteminin örümcek ağı gibi birbirine bağlanan yolları ve ana
merkezi sayesinde olmaktadır. Sinir sistemi; vücutta her an tetikte
bekleyen, duyan, işiten, hisseden, reaksiyolar gösteren, devamlı
mesajlar alıp yollayan, vücudun ihtiyaçlarını halleden hayati
bir mekanizmadır. Bu mekanizma doğduğumuz andan öleceğimiz güne
kadar her düşünceyi, atacağımız her adımı, tesir altında kalacağımız
herşeyi kontrol etmektedir. Eğer Allah'ın bizim için yarattığı
bu sistem çalışmasa insan ne hareket edebilir, ne de herhangi
bir şey hissedebilirdi.
Sinir
sistemi dışarıdaki olayları bize aktarmanın yanında, içimizdeki
dünyayı da ayakta tutmakla görevlidir. Beyin ve omurilikten adeta
dev bir haberleşme ağı gibi vücudun her yanına yayılan sinir sistemi;
sinir hücrelerinden ve glia adı verilen hücrelerden meydana gelir.
Beyinden çıkan 12 çift sinir kafaya, gözlere, kulaklara, boyuna,
göğüs ve karın içindeki bazı organlara ulaşırken, omurilikten
çıkan 31 çift sinir ise vücuda yayılır. Sinirler cildin, kasların,
kan damarlarının, kemiklerin en ufak noktasına kadar ulaşırlar.
Allah öylesine mükemmel bir sistem kurmuştur ki, bir nöron genellikle
yüzlerce milyar nöronla bağlantı halindedir. İnsan vücudunda yaklaşık
100 milyar nöron arasında son derece karmaşık bir bağlantı vardır.
Kimi zaman uzunluğu milimetrenin çok küçük bir bölümü kadar olan,
kimi zamansa uzunluğu bir metreye kadar ulaşan bu nöronlardan
çıkan uzantıların yani aksonların, tesadüfen böyle bir oluşumu
gerçekleştirdiklerini düşünmek kesinlikle imkansızdır. Çünkü değil
100 milyar nöronun bu kadar kusursuz bir bağlantı içinde olması,
bir tanesinin bile doğru yere bağlanmış olması büyük bir mucizedir
ve insanın Allah'ın yaratmadaki üstünlüğünü kavraması için yeterlidir.
Sinir
sisteminin hücreleri olan nöronlar, ince lifler kanalıyla beyinden
ve omurilikten tüm organlara mesaj götürürler Ve organlar da omuriliğe
ve beyne mesaj gönderirler. Nöronlar arasında işleyen bu sistem
gerçekten de vücut içinde kusursuz bir iletişim sağlamaktadır.
Aralarında zincirleme kurdukları bu bağ sayesinde haber, bir nörondan
diğerine eksiksiz ve büyük bir hızla aktarılır. Bu şekilde ısı,
ışık, ses, basınç, sıcak ve soğuk gibi hisleri algılamamız sağlanır.
Sinir hücrelerinin haberleşme ağında insanı en çok hayrete düşüren
nokta ise, uyarının inanılmaz hızlı bir şekilde beyne nakledilmesidir.
Bir sinir lifi saniyede 10.000 mesajı diğer tarafa nakledebilir.
Bir saniyede 10.000 uyarının gereken yere nakledilmesi insan aklının
sınırlarını çok zorlayan, inanılmaz bir yetenektir.
Bu
sistem böylesine mükemmel bir şekilde yaratılmamış olsaydı, kuşkusuz
insanın yaşaması da imkansız olurdu. Zincirleme sinir hücreleri
tarafından kaslara ulaşan emirler bu kadar kısa süre içinde değil
de, bir saat içinde gereken kasa ya da organa ulaşsaydı büyük
bir ihtimalle bu, o insanın sonu olurdu. Örneğin çok sıcak bir
yere dokunulduğunda bu durum, saniyeler belki de saliseler hızıyla
değil de, saatler veya dakikalar sonra farkedilebilseydi, beden
bunu farkedinceye kadar, o bölge çoktan yanarak kavrulurdu. Ya
da yenilen bir yemeğin çok sıcak olduğunu geç farketmemiz telafisi
çok zor bir hastalık geçirmemize neden olabilir, yemek borumuz
içilen suyun ya da yenilen yemeğin sıcaklığından dolayı oldukça
büyük bir tahribeat görerek, işlevini kaybedecek hale gelebilirdi.
Kuşkusuz bunlar gibi insanın hayatını tehlikeye atan binlerce
örnek verilebilir. Bunun yanında kolumuzu kaldırmayı ya da yürümeyi
veya gün içinde belki de yüzlerce kez karar verip anında yaptığımız
hareketleri, çok uzun bir süre içinde yapabilseydik yaşam bizim
için çok zor olurdu.
Sinir
hücreleri olan nöronlar, hem çok çeşitli hem de birbirlerinden
farklı görevlere sahiptirler. Bunlardan kimisi beynin dışarı ile
ilişkisini kuran hissiyet nöronlarıdır. Hissiyet nöronları Allah'ın
rahmeti ile vücudun en gerekli yerlerine yerleştirilmişlerdir.
Burun ve dildeki alıcı nöronlar, koku ve tad alma ile görevlidirler.
İnsan, yediği bir yemeğin tadını; acı mı, tatlı mı, tuzlu mu olduğunu
bu sinir hücrelerinin sayesinde hisseder. Eğer kulaktaki sinir
hücreleri ile dildeki sinir hücreleri yer değiştirmiş olsaydı
duyma ve tad alma fonksiyonları tamamen ortadan kalkardı.
Şüphesiz pek çok insanın haberi bile yokken sinir sistemi, bu
mükemmel yaratılış sayesinde, insanın pek çok tehlikeden kendini
korumasına da olanak verir. İnsan koklama algısı ile hissettiği
bir kokunun, tehlike getireceğini hemen farkedebilir. Yanık kokusunu
veya havada yayılan tehlikeli bir gazın kokusunu önceden farkedip
kendini koruyabilir. Bunun yanında kulaktaki alıcı nöronlar da
kulak zarına çarpan en ufak titreşimleri bile tespit edebilir.
Duyduğu en ufak tıkırtıyı bile değerlendiren insan, bir çok şeyi
nasıl ve hangi süratle yapması gerektiğini duyduğu seslerle tespit
eder.
Sinir
sisteminin ne kadar kusursuz yaratıldığını ortaya koyan deliller,
kuşkusuz saymakla bitmez. Nitekim sistemin en ilginç yönlerinden
biri, dışarıdan gelen bir uyarının sadece gereken sinirleri uyarmasıdır
. Eğer uyarı ele batan bir iğnenin acısı ise hemen derinin altındaki
sinir uçları gerilir ve bu hareket uyarmayı başlatır. İnsan inanılmayacak
kadar kısa bir süre içinde eline bir iğnenin battığını hisseder.
Eğer uyarı güzel bir çiçeğin kokusu ise hemen burundaki alıcılar
devreye girer. Işıktaki değişimler ise, kimyasal olarak gözdeki
alıcılar tarafından algılanır. Nitekim ani bir ışık değişiminde
örneğin çok kuvvetli bir ışık ansızın verildiğinde, gözdeki alıcı
sinirleri beyne hemen haber ulaştırarak gözün kapanmasını ve kendine
gelen yoğun ışıktan korumasını sağlar. Sinir sisteminin, bedenin
kendi kendini koruması ve aynı zamanda her türlü nimetten zevk
alması için yaratılmış çok özel bir sistem olduğu çok açıktır.
Hissiyat
nöronları öylesine kusursuz bir işleyişe sahiptirler ki biz uykuda
olduğumuz zaman bile durmaksızın çalışırlar. Örneğin insan uykuda
iken ve tamamiyle herşeyden bağlantısı kopmuşken hassas alıcılar
kanımızdaki karbondioksit miktarının arttığını beyne bildirirler
ve o anda nefes alma emri, ilgili organa gider. Bu insanın tamamen
kontrolü dışında oluşan bir korumadır. Bu ve bunun gibi bizim
irademize ve gayretimize gerek kalmadan bizi koruyan binlerce
sistem mevcuttur bedenimizde. Ve her biri bizim milyonlarca sene
geçse ve bütün insanlık biraraya gelse de tek birini bile asla
elde edemeyeceğimiz bir akıl ve kudretle varedilmişlerdir.
Hiç
kuşkusuz Allah'ın kendi üzerimizdeki nimetini saymakla bitirilemeyecek
kadar fazla, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyüktür. Ve
insan, yarattığı kulunu gözetip koruyan, onu mükemmel bir himaye
altında tutan Rabbine ne kadar şükretse azdır.
