 |
  |
|
Cenab-ı
Allah'ın Renk Sanatı
Cenab-ı
Allah sadece yedi renk ile dünyayı olabilecek en güzel şekilde
süslemiş, insanı, ruhunun hoşnut olabileceği böylesine güzel bir
ortamın içinde var etmiştir. Ve Yüce Allah yarattığı her şeyde,
‘Sani’ sıfatını tüm ihtişamı ile tecelli ettirmektedir.
İnsanın
gözünün gördüğü hiçbir şey tesadüf sonucu oluşmamıştır. Cenab-ı
Allah herşeyi bir amaç uğruna yaratmış ve yarattığı herşeyde sayamayacağımız
kadar da çok hikmet gizlemiştir. Uçsuz bucaksız gökyüzünün masmavi
olması, tonlarca ağırlığında su taşıyan bulutların bembeyaz olması,
bu özel yaratılışın delillerinden biridir. Örneğin mavi renk alabildiğine
geniş bir gökyüzü için gerçekten olabilecek en uygun tek renktir.
Ayrıca böylesine geniş bir mekanda insanın ruhuna huzur ve rahatlık
veren en dinlendirici renktir. Gökyüzünün bordo, lacivert ya da
kahverengi olduğu düşünüldüğünde insanlar için bu kasvetli ortamda
yaşamanın ne kadar zor olacağı hemen ortaya çıkacaktır. Sadece
bir an için gökyüzünün kıpkırmızı olduğu bile düşünülse insanların
korku ve dehşet içinde sokaklarda nasıl kaçışacakları gözde hemen
canlanacaktır. Nitekim Cenab-ı Allah, çocukların saçlarının korkudan
beyazladığı, hamile kadınların çocuklarını düşürdüğü ve insanların
kendi eşlerinden, arkadaşlarından köşe bucak kaçacakları bir gün
olan kıyamet gününde, gökyüzünün kıpkırmızı bir gül gibi
olacağını bildirmektedir:
“Sonra
gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman;”
(Rahman Suresi, 37)
Öte
yandan gökyüzünün mavi yerine daima simsiyah olduğu düşünüldüğünde,
insanların içlerini yine büyük bir korkunun ve sıkıntının kaplayacağı
açıktır. Gündüz vakti hava biraz kapalı olup gökyüzünün rengi
hafifçe kararsa bile insanlar bir an önce güneşin çıkmasını ve
gökyüzünün eski parlak rengine dönmesini beklerler. Çünkü insanlar
gündüz vakti güneş ışıklarıyla huzur ve ferahlık duyarlar. Etraflarının
olabildiğince aydınlık olması onların rahatlamalarını sağlar.
Ancak gece için durum çok farklıdır. İnsanlar dinlenmek için evlerine
çekildikleri vakitlerde etraflarında dikkatlerini dağıtacak bir
ses ya da herhangi bir hareket olmasını istemezler. İşte gecenin
karanlığı da, insanları rahat ettirmeye yönelik olarak, onlara
en uygun ortamı sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Çünkü gecenin
rengi, bütün görüntüleri silen ve hareketleri örten bir özelliğe
sahiptir. Dinlenme vakti yaklaştıkça, uçuk mavi olan gökyüzü gittikçe
grileşmeye ve kararmaya başlar ve tam yatılacak saatler geldiğinde
de zifiri siyah bir renk bütün göğü kaplar.
|  
Resimler
karşılaştırıldığında, etrafımızda sürekli renkli bir dünya
görmemizin ne kadar rahatlatıcı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Renkler insana dünyada Allah tarafından verilmiş en büyük
nimetlerden biridir.
|
"De
ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi
sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında
size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?"
De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü
sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında
size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine
de görmeyecek misiniz? " (Kasas Suresi, 71-72)
Uykuyu
kulları için bir dinlenme kılan Allah, rahmetinin bir tecellisi
olarak gündüzün aydınlığını, gecenin karanlığına çevirir. Bunu
yaparken Cenab-ı Allah, masmavi gökyüzünün rengini son derece
yavaş bir geçişle değiştirir. Halbuki gökyüzünün rengi Allah tarafından
birdenbire de değiştirilebilir, her yer aydınlıkken bir anda karanlığa
gömülebilirdi. Fakat bu tehlikeli durum şüphesiz yolda, evde ya
da herhangi bir iş üzerinde olan insanlar için oldukça büyük bir
sorun haline gelirdi. Ne var ki, Cenab-ı Allah gökyüzünü her akşam
mükemmel renklerle adeta bir tablo gibi süsler, masmavi gökyüzünü
birbirinden güzel sarı, eflatun, kızıl, pembe ve kavuniçi renklerle
donatır. Her akşamüstü Cenab-ı Allah insanı hayran bırakan bambaşka
bir görüntü ile gökyüzünü karartır ve görebilen gözler, açık şuurla
değerlendirebilen insanlar için varlığının sonsuz delillerinden
birini daha gözler önüne serer.
“O,
biri diğeriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış
olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve
uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir;
herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?”
(Mülk Suresi, 3)
Cenab-ı
Allah yeryüzünü de gökyüzü ile tam bir uyum içinde yaratmıştır.
Toprağın üzerini yemyeşil bitkilerle süslemiş ve göğün mavisi
ile doğanın yeşilini biraraya getirerek, göze en hoş gelen renk
birlikteliğini oluşturmuştur. İlkbaharda yemyeşil olan ve çiçeklerle
bezenen ağaçların, birbirinden muhteşem renklerle donatılan çiçeklerin
kahverengi veya gri renkte de olabileceği, sonbaharda sararan
yaprakların siyaha dönüştürülebileceği düşünüldüğünde bunların
insanlara hiç zevk vermeyeceği açıkça görülecektir. Oysa Cenab-ı
Allah her mevsim kullarına renklerinin güzelliği ile mükemmel
bir doğa armağan etmektedir.
Gözün
çevrildiği her yönde, Cenab-ı Allah'ın aklının ve yaratmadaki
kusursuzluğunun sayısız delilini görmek mümkündür. Allah (c.c)
genele hakim olan renkleri en dinlendirici, ferahlık verici ve
duru tonlarla donatırken, gözalıcı ve çarpıcı olan renklerle detaylarda
kusursuz güzellikler meydana getirmiştir. Nitekim bulutlar ve
gökyüzü, duru bir beyaz ve mavi renge sahipken, bitkilerde ve
hayvanlarda sarının, morun, pembenin en göz alıcı, en parlak,
en canlı tonlarının seçilmiş olması, insana yalnızca Allah'ın
sanatının büyüklüğünü hatırlatmaktadır.
Doğanın
bir başka süsü olan kelebekler ise, Allah'ın renklerle meydana
getirdiği sanatın en çarpıcı örneklerinden bir diğeridir. Kelebeklerin
kanatları için Rabbimizin seçtiği renkler, olabilecek en parlak,
en ihtişamlı renklerdir. Ve her renk diğeri ile tam bir uyum içerisinde
biraraya gelerek, göze en hoş gelen desenleri meydana getirir.
Küçük bir kanadın üzerindeki bütün renkler, birbirinden kesin
bir çizgiyle ayrılır ve asla bir renk ötekisiyle karışacak şekilde
birbirine karışmaz. Kimi zaman kanatların üzerindeki içi kıpkırmızı
olan yuvarlak hareler, siyah renkli ipince bir şeritten çerçeveyle
çevrelenmiştir. Ve bu şeritin bir milimi bile kırmızının içine
girmemiştir. Kimi zaman ise kanadın tüyleri parlak sarı olarak
devam ederken birdenbire ortasından bir çizgi çekilmiş ve aniden
koyu bir yeşile dönüşmüştür. İki kanat da büyük bir mucize olarak
tamamiyle simetrik olarak yaratılmıştır. Bu nedenlerle kelebeklerin
kanatları, bir renk ve desen cümbüşünü andıran büyük bir sanat
eseri hükmündedir. Ve bu sanat bütün kainatta aklını, gücünü,
ve kudretini tecelli ettiren Cenab-ı Allah 'a aittir.
Şüphesiz
yerde, gökte ve ikisi arasındaki her şeyde Allah'ın (c.c.) sanatını
görmek, varlığının delillerini incelemek müminlerin imanını kat
kat arttırmakta, onların daima Rablerini içten anmalarına vesile
olmaktadır. Cenab-ı Allah bir ayetinde müminlerin bu önemli özelliğine
şöyle dikkat çekmiştir:
“Onlar,
ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve
göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler
ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,
bizi ateşin azabından koru." (Ali İmran Suresi, 191)
|
|
 |
 |