Allah'ın
"Sani" Sıfatının Tecellisi; Renkler
Kur'an-ı
Kerim'in Allah (c.c) katından gönderilme hikmetlerinden biri,
insanları düşünmeye davet etmektir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'in
yüzlerce ayet-i kerimesi, insanları çevrelerinde gördükleri mükemmellikleri
düşünmeye çağırır. İnsan evrende var olan gelişmeleri incelemeye
başladığında, kusursuz bir ölçü ve büyük bir sanatla karşılaşır.
Allah’ın
tüm kainatta yarattığı güzelliklerden biri de renklerdir. Denizin
binlerce metre derinliklerinden, gökyüzünün uçlarına kadar her
yerde Cenab-ı Allah’ın yarattığı çeşitli renkler Allah’ın Sani
(Sanatçı, nihayetsiz güzellikleri sanatının içinde yaratan) sıfatının
tecellileridir.
Allah’ın
renkleri yaratış şekli ise hem O’nun Yüce ilminin hem de sonsuz
aklının bir tecellisidir. İnsanın renkleri nasıl algıladığı sorusu,
pek çok bilim adamı tarafından uzun yıllar araştırılmıştır. Bunun
sonucunda ise varılan sonuç hayli ilginçtir; çünkü bu sonuca göre
renkler sadece ışıktır. Bunun daha iyi anlaşılabilmesi için teknik
açıklaması faydalı olacaktır: insanın renk olarak algıladığı,
aslında farklı dalga boylarındaki ışık parçacıklarının beyindeki
yorumlarından başkası değildir. Yani kırmızı bir çiçek ile mavi
bir masa arasındaki renk farkı, yalnızca bu cisimlerden gelen
ışınların dalga boyları arasındaki farklılıktan ibarettir.
Foton
en basit tanımıyla, "ışık parçacığını" ifade eder. Nitekim evrendeki
yıldızların hepsi birer foton kaynağıdır.
Bir
cismin rengi, o cisimden yansıyarak gözümüze ulaşan ışıkların
bir karışımıdır. Işığın farklı dalga boylarının beyin tarafından
ayrı ayrı yorumlanması sonucunda renk kavramı doğar. Güneşten
gelen ışık parçacıkları herhangi bir maddeye çarptığında, ışığın
bir kısmı madde tarafından emilir. Emilmeyen diğer kısım ise maddeye
çarpıp dışarı yansır . Cisimden dışarı yansıyan ışık, gözün retinasına
çarpar. Retinaya çarpan bu ışık sinir akışına dönüşür ve beynimize
kadar ulaşıp görüntüyü oluşturur. Nitekim gözün içinde, “ışık
alıcısı” olarak görev yapan retina, dalga boylarını ayırt ederek
renkleri görmemizi sağlar.
Kırmızı,
mavi ve yeşil doğada bulunan üç ana renktir. Bu renklerin farklı
kombinasyonlarda ve tonlarda biraraya gelmeleri sonucunda diğer
renkler oluşur. Sözgelimi kırmızı ve yeşil renk birbiriyle karıştırıldığında,
ortaya sarı renk çıkar.
Üç ana rengi algılayan
hücrelerin farklı şiddetlerde ve kombinasyonlarda uyarılmaları
ile insan hayatındaki bütün renkler oluşur.
Göz,
karşılaştığı görüntünün aynı anda hem siyah-beyaz, hem de renkli
fotoğrafını çeker. Bu olay şöyle gerçekleşir: retina tabakasında
bulunan çubuk hücreleri, görülen şeklin siyah-beyaz görüntüsünü
tesbit ederler ve nesnenin sahip olduğu biçimi ayrıntılı olarak
algılarlar. Koni hücreleri ise nesnenin biçimini değil "renklerini"
tesbit ederler. Bunun sonucunda her iki hücreden alınan sinyallerin
değerlendirilmesiyle, dış dünyanın görüntüsü, şekiller ve renkler
halinde beyinde oluşur.
Nitekim
insan bir cisme baktığında, o cismin gerçek rengini gördüğünü
zanneder. Halbuki aslında gözüne ulaşan sadece farklı dalga boylarını
görmektedir. Bu farklı dalga boylarını renklere çeviren beynimizdir.
Beyin, cisimlerden gelen elektrik sinyallerini üç boyutlu renkli
görüntüler olarak yorumlar. Bir başka deyişle insanın gülü kırmızı
görmesinin nedeni, gülün yansıttığı dalga boyunun beyin tarafından
kırmızıya dönüştürülmesidir. Işığın farklı dalga boylarının beyin
tarafından ayrı ayrı yorumlanması sonucunda renk kavramı doğar.
Renklerin,
ışığın farklı dalga boylarının beyin tarafından farklı şekillerde
yorumlanmasıyla oluştuğunu söyledik. Burada bilinmesi gereken
bir diğer konu da şudur; İnsanlar sadece belirli boylardaki dalga
boylarını görebilirler. Örneğin insanlar farklı dalga boyunda
olan morötesi ve kızılötesi ışınları göremezler. Halbuki bu ışınların
gösterdikleri görüntüler ve renkler bizim gördüğümüz dünyadan
çok daha farklıdır. Veya hayvanlar farklı dalga boylarını farklı
şekillerde algıladıkları için örneğin atlar gökyüzünü gri görürler,
timsahların bütün dünyası siyah – beyazdır.
İnsanlar
sadece Allah’ın kendilerine tanıttığı renkleri bilirler. Ancak
Allah’ın sonsuz yaratma gücü bizim bilmediğimiz sonsuz güzelliği
yaratmaya kadirdir. Yaşadığımız dünya içerisinde renk diye bir
nimetin var olması ve bu renklerin canlı-cansız tüm varlıklar
üzerinde en uyumlu şeklide bulunmaları, üstün ve güçlü olan Allah
(c.c)'ın lütfu sayesinde olmaktadır. Bir tavuskuşunun veya papağının
uyumlu ve gözalıcı renkleri, gülün kırmızılığı, gökyüzünün dinlendirici
mavisi, gözalabildiğince uzanan yeşillikler, meyvelerin renkleri
ve daha saymakla bitmeyecek kadar güzellikteki renk çeşitliliği
düşünebilen insanlar için Allah’ın yaratışına delillerdir.