Tek
Bir Proteinin Düşündürdükleri
İnsan
vücudunun her noktasında son derece karmaşık ve kompleks bir sistem
hüküm sürer. Bu sistemlerden herhangi birini alıp incelediğimizde,
milyonlarca küçük canlının mükemmel bir ahenk ile yaptığı faaliyetlere
tanık oluruz. Üstelik bu canlılar birbirleriyle öylesine disiplinli
bir uyum halindedir ki, aralarından tek bir parçayı ayırmaya kalktığınızda
vücuttaki denge alt üst olabilmektedir. Allah (c.c)’ın yaratışındaki
bu mükemmeliği görebilmek için, insan vücudunun tek bir noktasında
var olan olağanüstü yapıyı incelemekte fayda vardır. Bu faaliyetin
ne kadar kusursuz olduğu, tek bir hücre incelendiğinde açıkça
görülür.
Vücuttaki
milyarlarca hücrenin her biri, oldukça hassas bir denge üzerinde
çalışır. Sağlıklı kalabilmemiz için vücuttaki hücrelerin sürekli
yenilenmesi şarttır. Hücreler yenilendikçe, kendileri için gerekli
olan proteinlerin de oluşması gerekmektedir. Çünkü proteinler
vücudun temel yapıtaşlarıdır. Bir başka deyişle hayatın başlayabilmesi
için proteinlere ihtiyaç vardır.
Proteinler
hücreler arası bağlantıların koordinasyonunu sağlayan enzimler
ile hormonların da yapılarını oluştururlar. Bu nedenle vücut içinde
sürekli üretilmeleri gereklidir. Tek bir proteinin üretilmemesi
dahi, vücut sisteminde ciddi hasarlar meydana getirebilir. Ancak
bu ihtimal pek sık gerçeklemez çünkü vücuttaki görevlilerin herbiri,
protein üretimi için durmaksızın çalışmaktadır.
Dışarıdan
besin yoluyla alınan proteinler, vücuda alındıkları şekilleriyle
kalmazlar. Vücut içinde kullanılabilir hale gelmeleri için öncelikle
parçalara ayrışmaları gereklidir. Bu nedenle hücre içinde bulunan
özel laboratuvarlara alınarak burada aminoasit denilen küçük moleküllere
ayrıştırılırlar. Bu aminoasitler ise hücrenin DNA’sında şifreleri
bulunan 200.000 kadar protein çeşidinden, o anda gerekli olanı
oluşturmak üzere yeni dizilimlerle oluşturulurlar.

Bu
koordinasyonu sağlamada oldukça önemli bir yeri olan DNA, hücrenin
çekirdeğinde oldukça iyi korunan bir hafıza görevi görür. Vücutla
ilgili tüm şifre ve bilgileri ezberinde tutar. Yaklaşık 100 trilyona
varan hücrelerin tüm ayrıntıları, tek bir hücrenin DNA’sında kayıtlıdır.
Üstelik tüm bu bilgiler, vücuttaki 100 trilyon kadar hücrenin
her birinde mevcuttur. Şayet DNA’yı bir bilgisayar hafızasına
benzetirsek, böyle bir teknoloji ile üretilmiş bir bilgisayarın
varlığından bahsetmemiz mümkün değildir.
Vücutta
bir protein üretilmesi gerektiği zaman, DNA, yeni üretilecek olan
proteinin bir benzerini kopyalar. Bir şerit halinde kopyalanmış
bu bilgiyi, üretimin yapılacağı merkeze ulaştıracak olan ise RNA’dır.
RNA, vücudun her yerinde farklı işler için bir nevi “taşıyıcı
görevini” üstlenmiştir. Yapmakta olduğu iş, DNA’dan elde ettiği
mesajı, gerekli yere ulaştırmaktır. RNA, taşıyıcılık görevini
yaparken, hangi mesajı nereye götürmesi gerektiğini çok iyi bilir.
Tüm bu olup bitenler sayıları yaklaşık 100 trilyona varan hücrelerimizin
hepsinde, her an gerçekleşmektedir.
Protein
üretiminin yapıldığı yer, “ribozomdur”. Burası, tüm laboratuvar
işlemlerinin gerçekleştiği yerdir. RNA, DNA'dan aldığı protein
şifresini ribozoma ulaştırır. Gelen bu şifreyi hemen tanıyan ribozom,
vücudun denetleyicisi olan enzimler sayesinde eşleme işlemine
başlar. Her iki şifre, bir çarkın dişlileri gibi birbirlerine
kenetlenir. Eşleme işlemi bu şekilde yerine getirilmiş olur. Böylelikle
vücutta proteinin sentezlenmesi işlemi yapılmış olur.
Üretilen
proteine karaciğer gereksinim duyuyorsa, bu durumda ortaya çıkan
protein yalnızca karaciğer tarafından kullanılabilir. Vücudun
herhangi bir başka yerinde kullanılmaz. Dikkat edilecek olursa
aynı üretim merkezinde aynı maddeler, farklı protein çeşitleri
ortaya çıkarmaktadırlar. Çünkü DNA’daki kusursuz hafıza burada
devreye girmektedir. Proteinlerin birbirlerinden farklı özelliklerle
oluşmasının tek nedeni, şifrelerinin farklı olması ve DNA’nın
da bu şifreleri tanımasıdır.
Ayrıntılara
inildikçe insanın karşılaştığı mucizeler, insanı bazı sorularla
karşı karşıya bırakır. Bu küçük canlılar hiç hata yapmadan, nasıl
organize olmakta ve nasıl birşeyler üretme kararı almaktadır?
Her biri, vücutta olabilecek en ince ayrıntıyı dahi hesap edebilmekte
ve herhangi bir aksaklıkta hemen onu telafi etmeye çalışmaktadır.
Üstelik meydana gelebilecek yanlış kopyalamalarda da, ortaya çıkan
hatalı üretimi parçalarına ayırıp, farklı yerlerde kullanmaktadır.
İnsan
düşünen ve akledebilen bir canlı olduğu halde, kendi bedeninde
meydana gelen bu üretimden, ancak gelişen teknoloji sayesinde
bilgi sahibi olmaya başlamıştır. Kendi bedeninde olup bitenleri
çözmek için yıllarca uğraşmakta, buna rağmen pek çok noktayı aydınlatamamaktadır.
Karşı karşıya olduğu canlı ise, sadece karbon, hidrojen, oksijen
ve azot atomlarından oluşmuş olan moleküllerden ibarettir.
Vücudumuzda
moleküler seviyede gerçekleşen üretim, arıtma, depolama ve yenilenme
gibi işlemler sessiz sedasız sürerken, insan rahatlıkla günlük
hayatına devam edebilmektedir. Vücudunda devam etmekte olan koordinasyon
ve faaliyetin en ufak bir rahatsızlığını dahi hissetmemektedir.
Akıl
ve şuur sahibi bir insan için tek bir noktada dahi görülen mükemmellik,
Allah (c.c)’ın varlığının delillerini açıkça ortaya koymaktadır.
Açıktır ki, bu kusursuz koordinasyonu gözle görülmeyecek moleküllere
yaptıran ve onlara bu işlemleri ilham eden, göklerin, yerin ve
tüm bunların arasındakilerin Rabbi olan Allah’tır.
