Yaratılış
Delili; Kuş Tüyleri
Allah’ın
yarattıklarını düşünen, inceleyen herkes çok büyük güzellikler,
incelikler, detayına indikçe artan mucizevi özellikler görecek;
karşılaştığı bu mükemmel düzen ve karmaşık yapılar karşısında
hayranlık duyacaktır. Bilim tarihi, bu tür araştırmalar yapan
kişilerin keşfettikleri her detayda aldıkları zevke, duydukları
hayranlığa şahittir. Her canlının görünüşü, yaşam şekli, tavrı
Allah’ın yaratışındaki üstünlüklerle doludur. Varlıkların yapılarının
detayına inildikçe çok daha girift, çok daha inceliklerle, çok
daha üstün akıl örnekleriyle karşılaşmak mümkündür. Görmeye çok
alıştığınız, sizin için sıradan görülebilen bir yapının detayı
mucizelerle dolu olabilir.
Kuşların
tüyleri de herkesin sık sık gördüğü, ama belki de üzerinde pek
düşünmediği bu detaylardan biridir. Kuşların bedenlerinin detaylarında
büyük bir sanat ve tahminimizden daha çok işlevi olan özellikler
bulunmaktadır.
Tüyler
sadece kuşlara has yapılardır. Keratin ismi verilen bir maddeden
oluşurlar. Keratin, derinin alt tabakalarındaki yaşlı hücrelerin
besin ve oksijen kaynaklarından uzaklaşarak ölmeleri ve yerlerini
genç hücrelere terketmeleri sonucunda oluşan sert ve dayanıklı
bir maddedir. Tüylerin kaynağına indiğimizde ise kuşun derisi
ile karşılaşırız. Deri üzerinde tüyleri besleyen küçük bölmeler
vardır. Bu bölmelerin içinde boş bir silindirimsi parça ve hemen
altında da tüylerin gelişmesini sağlayan kan damarları bulunur.
Tüyler, gelişmeyi tamamladıktan sonra, kan dolaşımı ve beslenmeye
ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla kuş tüyü, kan tedarikiyle yaşayan
bir dokudur. Nitekim her tüyün yaşamını sürdürmesi için özel bölmesi
hazırdır.
Tüylerin
yapısı incelendiğinde, kuşların uçmasını sağlayan karmaşık bir
sistemle karşılaşırız. Bu sistemler kuş tüyüne aerodinamik özelliği
kazandırırlar. Tüylerin etrafında yüzlerce küçük tüycük bulunmaktadır.
Bu tüycükler çok ince çengel biçimindeki çıkıntılarla birbirlerine
takılıp son derece düzenli bir ağ kurar ve fermuar görüntüsünü
alırlar. Bu şekilde kanat yukarı çıkarken hava geçiren, kanat
aşağı inerken hava geçirmeyen sistem sayesinde yükselme ve havada
tutunma sağlanır. Bilim adamları buna kilit sistemi adını vermektedir.
Bu sayede kuşlar uçuş sırasında fazla enerji harcamazlar ve rüzgardan
en iyi şekilde faydalanırlar. Bu kilit (fermuar) sistemini bir
hayvanın zamanla ve rastgele mutasyonlarla yardımıyla bulduğunu
iddia etmek imkansızdır. Çünkü bu basit bir mekanizma değildir,
aksine mühendislik gerektiren, birçok fizik kanununun bilinmesi
ile oluşabilecek bir yapıdır. Evrimcilerin, kuş kanatlarını ve
tüylerini kesinlikle gündeme getirmekten kaçınmalarının nedeni
detaylar görüldükçe daha da iyi anlaşılmaktadır. Tüyler ancak
yaratılışın eseri olabilirler.
Tüylerin
bir özelliği de kanatlar kapandığı zaman, kuş havada süzülürken,
delikler ve aralıklar bırakmayacak şekilde üst üste binmesidir.
Kuş, kanatlarını çırptığı zaman, hava tüylerin arasından kayar.
Kancalar herhangi bir şekilde birbirinden ayrılsa bile, kuşun
bir silkinmesi veya gagasıyla tüylerini düzeltmesi yeterli olur.
Kuşun
bu üstün tüy sistemi, vücudundaki tüm tüylerde aynı özellikleri
göstermez. Karnındaki tüyle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin
aynı değildir. Büyük tüylerden meydana gelen kuyruk tüyleri, dümen
ve fren görevini yerine getirirken, kanat tüyleri ise, kuşun kanat
çırpması esnasında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma kuvvetini
arttıracak şekildedir. Her bir tüy kendi görevini bilmektedir.
Kuşkusuz tesadüfler sonucu ve rastgele oluşan tüylerin fizik kanunlarını
bu kadar iyi bildiklerini ve kendilerini bu kanunlara göre geliştirdiklerini
iddia etmek, sağduyu sahibi bir kişi tarafından kabul edilebilecek
bir şey değildir. Sağduyu bu tüylerin ancak üstün bir Yaratıcı
tarafından yaratıldıklarını kabul edebilir.
Tüylerin
bir diğer özelliği ise kuşu nemden ve kirden korumasıdır. Ayrıca
bedenindeki ısı ayarlaması için ayrı ayrı vazifeler görürler.
Altta yer alan tüyler izolasyon yaparak ısıyı korur, hatta bazıları
su geçirmezdir. Görüntü itibariyle son derece zayıf göünen bu
su geçirmez tüyler, uçmak için çok yüksek derecede ısıya ihtiyacı
olan kuşların bedeni sararak ısıtır.
Tüylerin
bakımı için dikkatli bir temizlik, düzenleme ve yağlama gerekmektedir.
Çoğu kuşun kuyruk tüylerinin altında bulunan salgı bezleri yağ
içerir. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan
kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini korur, su geçirmesini
ve bu yağın dezenfektan özeliği sayesinde bakteri ile mantar üremesini
engeller. Bunların hepsi bir kuşun yaşayabilmesi, uçabilmesi,
korunabilmesi için gereken özellikleridr. Hiçbiri tesadüflerle
oluşamaz. Zira tesadüfler mükemmellik, eksiksizlik meydana getiremez.
Tesadüfler ihtiyaçları karşılar nitelikte olamaz. Bunların hepsi
ince bir planla ve üstün bir akılla oluşturulabilir.
Evrimciler
ise tüylerin tesadüfler sonucu, rastgele mutasyonlarla meydana
geldiğini iddia ederler. Onlara göre dinozorların üzerindeki pullar
mutasyonlar sonucunda tüylere dönüşmüştür. Mutasyonla böyle mükemmel
bir yapının oluşması imkansızdır. Ayrıca pulların tüylere dönüşmesi
hiçbir şekilde mümkün değildir; çünkü tüyler ve pullar çok ayrı
yapılardır. Kimyasal yapıları, büyüme mekanizmaları, fonksiyonları,
gelişme yapıları gibi birçok özellikleri birbirinden çok farklıdır.
Herşeyden
önce fosil kayıtları da böyle bir geçişin olmadığını kantılamaktadır;
eğer pullu sürüngenler tüylü kuşlara dönüştülerse, arada bu dönüşü
gösteren yarı pullu yarı tüylü, yarı kuş yarı sürüngen yaratıkların
bulunması gerekirdi. Bugüne kadar 200 çeşit kuşun milyonlarca
fosili bulunduğu halde, pullu sürüngenlerin pullarının tüylere
dönüştüğünü gösteren bir tek ara geçiş formu bile bulunamamıştır.
Bu,
evrimcilerin de gayet iyi bildiği bir gerçektir. Ünlü omurgalı
paleontoloğu ve evrimci Profesör Stahl bu konuda şöyle demiştir:
Nitekim
evrimcilerin böyle bir ara geçişi gösterecek fosil kayıtlarını
bulmaları imkansızdır. Çünkü Allah kuşları en baştan kuş olarak
yaratmıştır. Onları ilk yaratılışta en mükemmel halleriyle, tüylerindeki,
kanatlarındaki detaylarla, fizik kanunlarına, doğa şartlarına
olan uyumlarıyla birlikte “Ol” demesiyle var etmiştir. Tüylerde
görülen her detay O’nun sonsuz aklının, örneksiz yaratmasının
bir delilidir. Allah’a kesin bilgiyle iman edenler için O’nun
varlığına yeryüzünde birçok delil vardır. Allah, gökleri ve yeri
bir örnek edinmeksizin yaratmıştır.
Ancak
bunca açık delile rağmen, bir kısım insanların Allah’ın varlığını
inkar edebilecekleri de Kuran’ın birçok ayetinde bildirilmektedir.
Unutulmamalıdır ki, çevrelerindeki her detayda var olan yaratılış
delillerine karşı kör kalmayı tercih eden bu insanlar apaçık cahillerdir.
Kuran’da bu insanlarla ilgili olarak şöyle söylenmektedir: