|
YARATILIŞ
MUCİZELERİNDEN: KULAK
Evrim
teorisinin asla açıklayamadığı olaylardan bir tanesi de “duyma olayı”dır.
Dışarıdaki arabalardan gelen motor gürültüsünü, yan odadan gelen
müzik sesini veya içeriden size seslenen annenizin sesini duymak
her insan gibi sizin için de son derece doğaldır. Düşünülmediğinde
basit ve sıradan bir işlem gibi gelen duyma olayı, biraz incelendiğinde,
en ileri teknolojiyi bile çok gerilerde bırakacak bir üstünlüğe
sahiptir. Bugün kulağın teknik özelliklerine değil de, kulakta seslerin
oluşması ve algılanması ile ilgili bazı ülfet kırıcı noktalara değinmek
istiyorum.
Öncelikle
işitme nasıl gerçekleşir? Dışarıdan gelen, örneğin yan odada çalınan
bir müziği düşünün. Gelen ses titreşimleri kulak kepçeniz vasıtasıyla
toplanıyor ve orta kulağa iletiliyor; orta kulak aldığı ses titreşimlerini
güçlendirerek iç kulağa aktarıyor; iç kulak da bu titreşimleri elektrik
sinyallerine dönüştürerek beyninizin işitme merkezine gönderiyor.
Ve siz bu müzik sesini beyninizde algılıyorsunuz..
Ancak
şu an üzerinde dikkatle durmanız gereken çok önemli bir nokta var:
Yukarıda saydığımız tüm olaylar olup biterken, beyninizde derin
bir sessizlik hakim. Çünkü beyniniz sese tamamen yalıtkandır.
Ama siz bu ses geçirmeyen ortamda bir orkestranın çaldığı senfoniyi,
televizyondan size ulaşan bir insan konuşmasını, dışarıdan gelen
araba motorlarının gürültüsünü, o sırada bir martının çığlığını
her detayıyla algılayabiliyorsunuz. Peki ama sesin ulaşamadığı bir
yerde ses nasıl algılanabilir? Beyninizin işitme merkezindeki hücreler
mi algılıyor şu an duyduğunuz müziği? Bu hücreler sesi nasıl tanıyorlar,
nelerden oluşuyorlar ki böyle bir algılama kabiliyetine, şuura sahip
olsunlar? Sonuçta her hücrede olduğu gibi, beynin işitme merkezindeki
hücreler de şuursuz atomlardan oluşuyor. Ve ses bu atomların bulunduğu
yere ulaştığında, işitme merkezinde şiddetli bir sessizlik var.
O sessizliğin içinden kör ve sağır atomlar sesi duyuyorlar. Çok
yüksek sesle müzik çalan bir ortama girdiğinizi farzedin, ses öyle
yüksek ki neredeyse “yer gök inliyor”… Fakat bu esnada bile beyninizin
içinde hiçbir ses yok… Buna rağmen işitme merkezinizin şuursuz atomları,
büyük bir gürültüyü algılıyorlar. Elbette bu şuurun sahibinin atomlar
olduğunu düşünmemiz mümkün değil. Öyleyse her olayda karşımıza çıkan
bir gerçekle karşı karşıyayız: Allah, yarattığı her sistemde olduğu
gibi işitmede de sonsuz gücünü gösteriyor.
Üstelik
algıladığınız sesler herhangi bir teknoloji ürününün ürettiğinden
çok daha net ve kalitelidir. Dünya üzerinde hiçbir ses cihazı, beyniniz
tarafından algılanan ses ile aynı netliğe sahip olamaz. Bugün yirmibirinci
yüzyıla girmemize çok az bir zaman kalmışken bu konunun uzmanları
hala insanın sahip olduğu ses düzenini, kalitesini oluşturamadı.
Hala müzik setini açan biri önce bir hışırtı duyuyor veya parazitler
ve bozukluklar olabiliyor.
İnsanoğlu
da kulaktan faydalanarak pek çok sesi algılayan, kaydeden müzik
sistemleri yapmıştır. Sözkonusu elektronik aletler, yüzyıllık bir
bilgi ve teknoloji birikiminin, uzman mühendislerin, dev fabrikaların,
büyük sanayi komplekslerinin, yüksek-teknoloji laboratuvarlarının
ürünüdür. Böylesine üstün bir tasarım ve teknoloji birikimiyle yapılan
bu cihazların hiçbiri insan kulağındaki kadar hassas bir algılama
sistemine sahip değildir. Gözünüzü kapatın. Duyduğunuz sesin nereden
geldiğini gözünüz kapalı olduğu halde anlayabiliyorsunuz.Hengi yönden
gelirse gelsin yerini tayin edebiliyorsunuz. Bu mükemmel bir teknolojidir
ve benzeri kesinlikle oluşturulamamıştır.
Hiçbir
kayıt cihazı kulak kadar mükemmel kayıt yapamaz, duyamaz. Ses bir
yerden toplanıp dağıtılırken iletimlerinde bozukluklar, parazitler,
ses kayıpları ve değişimleri olur. Oysa insan vücudundaki ses düzeninde
böyle bir şey sözkonusu bile değildir. Hep aynı mükemmel kalite
tutturulur. Bu insanların ilk yaratıldıkları günden itibaren bu
kalitededir.
Bir
daha düşünün, en ileri teknoloji seviyesine ulaşmış bir müzik seti
fabrikasının en büyük hedefi en kaliteli sesi oluşturmaktır. Örneğin
dünyaca ünlü Japon devleri Sony, Akachi gibi firmaları gözünüzün
önüne getirin. Bu fabrikaların dev tesislerinde, gelişmiş makinalarla,
en yetenekli ve bilgili mühendisler, akılalmaz bir sistemle ve büyük
bir seferberlik halinde çalışmaktadır. Bütün bu çabalara rağmen,
hala kulağın ve beynin (yağ ve protein yığını olan) işbirliği ile
oluşan mükemmel ses kalitesine ulaşılamamıştır. Bir müzik setinin
bile bu kadar tasarımcısı ve planlayıcısı varken ve kulağın oluşturduğu
kalitede sesi oluşturamazlarken, işitme sisteminin oluşmasıelbette
ki tesadüflerle açıklanamaz. Kulak ve işitme sistemi diğer tüm varlıklar
ve yapılar gibi Allah’ın sonsuz aklının ve kusursuz planının bir
eseridir.
Evrimcilerin
kulak göz gibi organların oluşumunu açıklayamamalarının nedeni işte
onların bu kusursuz ve hiçbir bilgi ve teknoloji birikimi ile ulaşılamayan
mucizevi özellikleridir. Vücudumuzda insanların asırların bilgi
birikimini, tecrübesini ve imkanlarını kullanarak ürettiği teknolojiden
daha üstün bir teknoloji vardır. O halde açıktır ki göz de, kulak
da insanoğlunun vücudunun her parçası da çok üstün bir yaratılış
ile yaratılmıştır. Bu Allah’ın eşsiz ve benzersiz yaratmasının yaratmadaki
sonsuz ilminin apaçık göstergesidir.

|