|
Yüzer
Dağlar
Cenab-ı
Allah, kainatı sonsuz kudretiyle yaratıp hikmetiyle ve ilmiyle donatmıştır
ve bizi Kur'an-ı Kerim'deki birçok örnek üzerinde derin derin düşünmeye
teşvik etmiştir. Şura Suresi 32. ayetinde de belirtildiği gibi,
"Yüksek dağlar gibi gemilerin denizde seyretmesi"
de bu örneklerden bir tanesidir.
Bugün
ABD'ne ait "Nimitz Sınıfı Uçak Gemileri"nin üzerindekiler
ile beraber su yüzeyindeki ağırlığı 95 BİN TON'u aşmakta ve zemininde
80 tane uçak konuşlanabilmektedir. Gemi; jet tamir atölyeleri, uçak
gövdesi bakım onarım ünitesi, yakıt ikmal bölümü gibi bölmelerle
birlikte yaklaşık 4000 bölmeden oluşmakta ve üzerinde 6200 mürettebatı
barındırmaktadır. Kısaca çağın en mükemmel teknolojik komplekslerinden
biridir. Muazzam rakamsal özellikleriyle adeta yüzen bir şehri andırır.
Küçüğüyle
büyüğüyle sürekli gözümüzün önünde olan fakat belki de durup düşünmediğimiz
bu dev gemiler nasıl oluyor da tonlarca ağırlığıyla batmadan su
üzerinde durabiliyor? Buna cevap, muhtemelen "suyun kaldırma
kuvveti sayesinde" olacaktır. Peki su nasıl kaldırıyor? Çok
ince bir hassasiyet gerektiren uygun yüzey ve ağırlık hesaplamasını
nasıl yapıyor? Bunları nereden biliyor? Bir sıvı üstünde yüzen ya
da içine batırılmış görünen herhangi bir cisim, taşırdığı sıvının
ağırlığına eşit bir kuvvetle yukarı kaldırılır. Bu kuvvetin uygulanma
noktası sıvının itme merkezidir. Suya bırakılan cisim, taşırdığı
suyun ağırlığından daha ağırsa batar. Ağırlığı taşıdığı suyun ağırlığına
eşitse yüzer. Bu bilimsel bir gerçek olmakla beraber, müminler bilirler
ki onların su üzerinde durması Allah'ın kudretiyledir.
"Allah;
kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O'nun fazlından ararsınız
diye, sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz."(Casiye
Suresi, 12)
Örneğin
fiçikçiler deneylerle elde ettikleri bilgilerden ve matematiksel
yöntemlerden yararlanararak; doğadaki bu harikalığı, muazzam uyumu,
sebep-sonuç ilişkilerini açıklayabilmek için kapsamlı ilkeler ya
da yasalar ortaya koyarlar. Tüm bu kanunlar ise, Allah'ın varlığına
en güzel delillerdendir. Çünkü, kanunu varsa kendi kendine ortaya
çıkamayacağına göre bu kanunu koyan vardır. Hem öyle bir kanun koyucu
ki; gökten yere herşeyin bilgisine sahip, onları muazzam bir uyum
içinde yaratan, ilmiyle herşeyi sarıp kuşatan bir kanun koyucu.
Görüyoruz ki; her iş büyük bir uyum içinde yapılıyor, hiçbir şey
başıboş değil. Her faaliyette bir fayda ve hikmet gözetiliyor. Herşey
bir hikmetle yaratılıp milyonlarca yıldır bir an bile şaşmadan devam
ediyor. Baktıkça insanın bir kez daha yaratıcısına olan teslimiyeti
artıyor ve gönülden boyun eğiciler olarak hamd ve tesbih ediyor.

|