|
Yeraltının
Çalışkan Çiftçileri
Küçük
büyük milyarlarca canlıyı içinde barındıran, birbirinden güzel rızıklarıyla
adeta muhteşem bir misafirhane olan doğada, insanı hayrete düşürecek
kadar sistemli ve düzenli bir yaşam hüküm sürmektedir. Gerçekten
de birbirinden çok farklı yaratılışa ve yaşam tarzına sahip bu kadar
çok canlının hiç bir kargaşa olmadan bir arada yaşaması, takdire
değer bir iman delilidir.
Bilim adamları doğadaki yaşam üzerinde yaptıkları uzun araştırmalar
sonucunda, bu mükemmel sistemin devam edebilmesi için olağanüstü
bir aklın ürünü olan milyarlarca detayın varedilmiş olduğunu ortaya
çıkardılar. Bu detayların oluşturduğu uçsuz bucaksız zincirin her
halkası çözüldükçe, Rabbimizin yaratmadaki sonsuz ilmi ve benzersiz
sanatı açıkça gözler önüne serilmektedir.
Doğadaki intizamın korunması için özel yaratılmış bir çok canlı,
kendi üstüne düşen görevleri eksiksizce yerine getirir ve hem yaşam
tarzları hem de sağladıkları faydalar açısından, bu canlıların gizemli
dünyası gerçekten incelemeye değerdir.
Bilim adamları toprakta, akarsularda, ve deniz kenarlarında yaşayan
solucanların hayatlarını incelediklerinde, bu küçük canlıların tıpkı
bakteriler gibi doğadaki dönüşüme büyük katkıları olduğunu keşfettiler.
Canlılığını yitirerek toprağa düşen yapraklar, meyvalar gibi tüm
artık maddeler burada yaşayan binlerce solucan tarafından toprağın
derinliklerine karıştırılarak yeryüzünden temizlenirler. Durmaksızın
adeta birer temizleme makinası gibi çalışan bu dönüşümcülerin, üstlendikleri
görevin ne kadar önemli olduğu apaçık ortadadır. Zira onların yaptığı
bu temizlik işlemi olmasaydı tüm bu artıklar büyük bir yığın halinde
birikir, dolayısıyla bu yerlerde insanların yaşaması da imkansız
hale gelirdi. Bu küçük temizleyicilere böylesine mühim bir özelliği
ilham eden, elbette Rahmetiyle herşeyi sarıp kuşatmış olan Cenab-ı
Allah'tır.
Nitekim bu gayretli temizleyiciler için toprağın üstünde biriken
tüm artık maddeler eşsiz bir rızık niteliğindedir. Solucanların
beslenirken kullandıkları yöntem ise gerçekten çok ilginçtir. Yedikleri
besinleri ezip parçalayabilecekleri dişleri olmayan bu küçük canlılar
öncelikle çürümüş yaprakları ağızlarının içine alarak, özel bir
salgıyla kaplarlar. Daha sonra da yemek borularından geçirerek kursaklarına
yollarlar. İçeri alınan bu besinler, kursaktaki dişe benzer kuvvetli
kasların ve daha önceden yutulan taşların yardımıyla iyice ezilir.
Fakat bu noktada insanı ilk şaşırtan şey, hayvanın besinleri ezmek
için, yuttuğu taşların yemek borusunu zedelemesi hatta tıkaması
beklenirken, ona hiç bir zarar vermemesidir. Bunun yanında esas
ilginç olan, bu yeraltı sakininin besini kolaylıkla sindirebilmek
için yöntem olarak önceden taş yutmayı akletmesidir. Oysa bu hızlı
öğütücülerin, besinleri parçalayabilmek amacıyla böylesine akılcı
bir yöntemi kullanmaları için kendi vücut yapılarından da haberdar
olmaları gerekir. Elbette hiç bir zekaya ve akla sahip olmayan bu
canlıların böyle bir işlemi kendi kendilerine, tesadüfen bulamayacakları
ortadadır. Şüphesiz onların da yeryüzünde yaratılmış tüm canlılar
gibi, Rahman olan Allah'ın ilhamı ile hareket ettikleri apaçık bir
gerçektir. Bu işlemin sonunda iyice ezilmiş yapraklar, sindirici
enzimler sayesinde parçalanır. Bir kısım besin kan dolaşımına karışırken,
kalan kısım ise tekrar toprağa geri döner. Nitekim onların vücudundan
toprağa karışan bu maddeler bitkiler açısından son derece zengin
konsantre nitrat, potasyum, fosfor ve kalsiyum içerir. Bu nedenle
solucanların yaşadıkları yerlerde, bitkiler için son derece elzem
olan bu maddelerle toprağın altında zengin bir mineral deposu oluşur.
İşte solucanların yaşadıkları toprağa belki de en büyük katkılarından
biri budur. Elbette bir çok insanın ne işe yaradıklarından bile
haberdar olmadıkları bu canlıların, yaşamları boyunca fayda sağlayan
bir çaba içinde olduklarını tefekkür etmek insanı hayrete düşürmektedir.
İncecik derilerine ve son derece hassas yapılarına rağmen, yuvalarını
toprağın altında yapan bu canlıların, bir diğer görevi ise toprağı
yaymak ve delikli olmasını sağlamaktır. Gerçekten de toprakta yaşayan
binlerce solucan, durmaksızın çalışarak hem tonlarca toprağı ters
yüz eder, hem de buradaki yaprakları, sap ve ölü kökleri yerler.
Böylece toprağın her yerine eşit oranda havanın, suyun ve katı maddelerin
yayılmasına da vesile olurlar. Yerin derinliklerinde gizlenmiş bu
yeraltı çiftçilerinin sayesinde, artık toprakta sağlıklı bir bitkinin
yetişmesi için gerekli ortam hazırdır. Toprağın karışmasını sağlayan
bu marifetli kazıcıların, doğada yaşayan tüm canlıların rızkını
elde ettiği toprağa yarar sağlayacak şekilde yaratılmış olması,
elbette büyük bir mucizedir. Dünyanın dört bir tarafına yayılmış
bu ordunun tüm askerleri tam aksine, toprakta yetişen bitkilere
zarar vererek onu verimsiz hale getirecek bir yapıya da sahip olabileceklerken,
her biri Rablerine tam bir itaatle boyun eğerek yaşadıkları toprağa
bereket ve canlılık getirmektedirler.
Bu çalışkan kazıcıların sağladığı oldukça önemli yararlardan bir
diğeri de toprağın derinliklerine daha fazla suyun sızmasını sağlamaktır.
Bunu nasıl yaptıklarını anlamak için toprağın içindeki yaşamlarını
incelemek gerekir. Bu canlıların kısa boylu olanları, toprağın yüzeyine
yakın yerlerde yaşayıp yatay tüneller açarken uzun olan diğerleri
ise daha derinlerde yaşar ve dikey tüneller açarlar. Elbette burada
dikkati çeken mucize incecik zar gibi bir deriyle kaplı olan bu
canlıların yeraltında zorlanmadan ilerleyebilmeleridir. Metrelerce
derinliklerin içinde kıvrılıp bükülerek ve toprağı iterek ustaca
tüneller kazan solucanların büyük bir basınç altında olmalarına
rağmen böylesine zor bir işi kolaylıkla başarabilmeleri gerçekten
çok ilginçtir. Kuşkusuz onların toprağın altında böylesine rahat
hareket etmelerini sağlayan neden bedenlerinin fazlasıyla kaslı
yaratılmış olmasıdır. Fakat esas üzerinde durulması gereken mucize,
bu kasların nasıl olup da bu kadar güçlü olabildiğidir. Şüphesiz
solucanın toprağın içinde rahatlıkla yol alabilmesi Cenab-ı Allah'ın
onun bedenini yaşadığı ortama en uygun şekilde yarattığının açık
bir göstergesidir. Bu gizli işçilerin açtığı binlerce tünel sayesinde
toprağın altı adeta bir labirent haline gelir ve bu kanallar yardımıyla
su, yüzeyden derinliklere kadar rahatlıkla emilebilir.
Ayrıca bu özel canlılar, toprağın hem su geçirgenliğini arttırmak
hem de havalanmasını sağlamak için yüzeyin altında oluşan suya dayanıklı
bölümleri de çözerler. Solucanların yaşamadığı veya az olduğu topraklarda
ise geçirgenliği sağlamak için insanlar son derece pahalı kimyasal
maddeleri kullanmak zorundadırlar. Bunun yanında solucanların yaşadığı
topraklara sağladıkları yararlar, bu kadarla da kalmamaktadır. Zira
bu faydalı küçük canlıların yerleştikleri topraklarda, diğerlerine
nazaran daha az zararlı mikroorganizmalar barınmakta ve bitkilere
yararlı bakteriler de giderek çoğalmaktadır. Bu nedenle, buralarda
yaşayan bitkilerin kökleri de daha sağlıklı büyümektedir. Tüm bunlara
binaen sağlıklı bir toprağın en iyi göstergesi, bu konuklara sahip
olmasıdır. Nitekim solucansız bir toprağın yeni bitkiler için uygun
bir ortam olduğu düşünülse de, bu kanının ne kadar yanlış olduğu
kısa bir süre içinde anlaşılacaktır. Çünkü böyle yerlerde yetişen
bitkilerin yaşamları çok fazla sürmeyecektir. Kuşkusuz bu canlıların,
rızıklarını topraktan sağlayan tüm canlılara hizmet edecek şekilde
yaratılmış olması Rabbimizin nimetinin güzel bir göstergesidir.
Adeta programlanmış gibi toprağı çırpan, karıştıran bu minyatür
makinelerin, toprakta sağlıklı bir hayat sürmeleri de gerçekten
çok şaşırtıcıdır. Çünkü toprağın altında zararlı bir çok mikrop
ve bakteri de yaşamaktadır. Oysa incecik deriyle kaplı vücuduna
oldukça savunmasız yapılarına rağmen solucanlar bu zararlı mikroorganizmalardan
etkilenmemektedirler. Normal şartlarda toprağın metrelerce altında
yaşayan bu canlıların kısa sürede parçalanması ya da çürümesi beklenirken
onlar son derece sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürebilmektedirler.
Böyle bir ortamda açtıkları tünellerde güven içinde yaşayabilmeleri,
bu canlıların şüphesiz özel bir yaratılışa sahip olduklarının apaçık
bir kanıtıdır.
Kuşkusuz
Cenab-ı Allah'ın ilhamı ile hareket eden tüm canlıların yaratılışlarındaki
mucizeler, Rabbimizin sınırsız ilminin ve üzerimizdeki sonsuz rahmetinin
birer göstergesidirler.

|