|
Bitkilerde
Kıyafet Değişimi
Etrafımızda
bize olağanmış gibi gelen, fakat hiç şaşmadan ve çok ayrıntılı bir
şekilde işleyen birçok hadise vardır. Tüm bu hadiseleri yöneten,
bütün mahlukatı düzen ve dengeyle idare eden ve birbirine yardımcı
eden Yüce Rabbim'dir.
Bitkiler alemindeki sonsuz sanat, ahenk ve değişimde Allah'ın Müdebbir
sıfatının tecellilerindendir. Yüce Rabbim mevsimlere ve ortamın
şartlarına göre; ağaçların, çiçeklerin ve yer örtüsünün görüntüsünü
değiştirerek yeniden yaratır.
Bitkilerin
şeker fabrikaları olan yapraklar, kış mevsiminde yerlerini kupkuru
dallara bırakırlar. Çünkü kış bir bitki için zorlu ve çetin bir
dönemdir. Su, bitkiler için son derece önemli ve hayati bir ihtiyaç....
İklimin soğumasıyla birlikte su, sıvı haliyle toprakta iyice kıtlaşmaya
başlar. Yapraklar bu dönemde artık ağaç için faydalı olan, şeker
fabrikası durumundan çıkıp oldukça ağır bir yük haline gelirler.
Yapraklar, nefes alıp veren, terleyen canlı organlardır. Doğal olarak
terledikçe suya olan ihtiyaçları arttığından zaten kıt olan suyu
emmeye çalışırlar. Bu durumda yapraklar, o bitki için fazlalık haline
gelmeye başlamış ve "israf aracı"na dönüşmüştür.
Yapraklar bitkinin üzerinde kalsa dahi, soğuk kış şartlarına dayanamayacaklarından
hücreleri heran parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
Sonuç olarak, zaten bir şekilde parçalanıp toprağa düşecek olan
yaprağı ağacın taşıması ve onun için kıt olan su rezervlerini kullandırmasına
gerek yoktur.
Yaz mevsiminin sonlarında, günlerin kısalmasıyla birlikte, sanki
bir çalar saat bitkileri uyarıyor ve onların fotosentezden sorumlu
hormonlarını harekete geçirmelerini sağlıyor. İşte bu andan itibaren
yaprak döküm süreci başlıyor. Yaprak döküm sürecinin hemen başında
ağaç, yapraklarındaki tüm besleyici maddeleri emmeye başlıyor. Amaç;
nitrat, fosfat ve potasyum gibi maddelerin düşen yapraklarla birlikte
boş yere harcanıp gitmemeleri. Bu maddeler ilk başta ağaç kabuğunun
katmanlarına ve gövdelerinin ortasından geçen iliğe yönelip burada
toplanıyorlar. Bunun peşisıra yapraklara yeşil rengi veren klerofil
pigmentleri yavaş yavaş çürümeye başlıyor. Bu çürüme sürecinde klorofil
pigmentlerinden ayrılan mini moleküller de, toprağı terkedip gövdeye
doğru yöneliyorlar. Bütün bu kimyasal gelişim sonunda, yaprakların
yeşil rengi kaybolur ve bu noktada etkinlikleri daha önce klorofil
tarafından engellenen diğer pigmentler, yani karotenoidler ve antrosioninler
serbest kalır.
Ağaçların yapraklarına kahverenginin, kavuniçinin ve kırmızının
çeşitli tonlarını veren ve genel görünümü hakimiyeti altına alan
renkler, işte bu pigmentlerden meydana geliyorlar. Yapraklarda artık
ağaç için işe yarar hiçbir şey kalmamış ve dökülme için en uygun
zaman gelmiştir. Bunu sağlamak için ağaç, özellikle yaprak saplarını
beslemez ve onları zayıflatır. Bunun sonucunda en küçük bir esinti
bile yaprakları sürüklemeye veya düşmesine yeterli olur. Yaprağın
koptuğu noktada ortaya çıkan yaranın üstü ise, hemen bir mantar
tabakasıyla kapanır. Böylelikle ağaç, yapraklardan kurtulmuş ve
kış soğuğuna hazır bir hale gelmiştir.
Her mevsim tekrarlanan ve bizim için sıradan bir olay haline gelen
yaprak dökümünün dahi, bilmediğimiz birçok ince detayı var. Cenab-ı
Allah herşeyi bir nizam ve düzen içinde yaratmıştır ki, yaprak dökümü
gibi milyonlarca olay ve ayrıntısı da bu düzenin başlıca delillerindendir.
"Gaybın
anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez.
Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir
yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru
dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır."
(Enam
Suresi, 59)

|