|
Güven
Ortamında Büyüyen Tetarlar
İnsanı
hayrete düşürecek yöntemler kullanarak yaşamını sürdüren canlılardan
birisi de, gerek hayat şekilleri, gerekse sahip oldukları bedensel
özellikleri itibariyle sayısız çeşidi bulunan kurbağalardır. Bu
canlıların yumurtlamalarından yumurtalarını koruma şekillerine,
hatta çıkan yavrulara karşı gösterdikleri ihtimam dolu tavırlara
kadar her yaptıklarında üstün bir aklın tecellisi görülmektedir.
Her birinin yavrularını korumak için eşsiz yetenekler gösterdiği
kurbağa türlerinden biri de, keseli kurbağalardır. Güney Amerika'da
yaşayan bu kurbağalar, yumurtalarını muhtemel tehlikelere karşı
korumak için, diğer bir çok kurbağa cinsinin yaptığı gibi, bunların
yanlarında nöbet tutmaz ya da onları saklayacak herhangi bir yer
aramazlar. Bunların yerine bu kurbağalar, yavrularını güvenlik içinde
barındırmaları için daha farklı bir yönteme başvururlar:
Keseli kurbağaların sırtında, hayvana bu adın verilmesine de sebep
olan, yavrularını içine almaya elverişli bir şekilde yaratılmış
bir kese yeralmaktadır. Yumurtalarını bu özel bölmeye yerleştiren
kurbağalar, böylece mevcut tehlikelere karşı ayrı bir tedbir almalarına
gerek kalmadığından, her istedikleri yere yumurtalarını taşıyarak
gidebilirler.
Keseli kurbağaların, sayıları 200'e varan yumurtalarını keseye yerleştirme
görevi erkek kurbağaya aittir. Allah'ın ilhamı ile hareket eden
erkek kurbağa, sayı olarak oldukça fazla olan yumurtaları anne kurbağanın
sırtındaki keseye yerleştirirken herbir yumurta için ayrı özen göstermek
zorundadır. Kurbağa, oldukça büyük bir dikkat gerektiren sözkonusu
işlem için arka ayaklarını kullanır ve yumurtaları kesenin içine
iterek dikkatle yerleştirir. Milimetrik boyutlardaki on tane cam
küreyi, bir kesenin içine kırılmadan yerleştirmesi bile makul görülmeyen
bir kurbağanın, en ufak bir dikkatsizlikte rahatlıkla hasar alma
ihtimali olan 200 tane yumurtayı bir keseye rahatlıkla yerleştirilebilmesi,
hiç şüphesiz çok büyük bir iman hakikatidir.
Allah'ın ilhamı ile yavruları keseye yerleştiren kurbağalar, yavrular
keseden çıkmaya hazır olduklarında göle giderek kendilerini suya
bırakırlar. Ancak oldukça küçük boyutlardaki olan bu yavruların
keseden çıkabilmeleri için annelerinin yardımına ihtiyaçları vardır.
Anne kurbağanın kesenin ağzını açarak yavrularını keseden çıkarabilmek
için başvurabileceği tek yol ayaklarını kullanmaktır. Bunun için
arka ayaklarını sırtına götürür ve parmaklarını kesenin yarığına
sokarak çekiştirir. Keseli kurbağanın iki tarafından çektiği kesenin
ağzı oldukça kısa bir zaman içinde açılır. Tetarlar, annelerinin
rahatlıkla suya girebilmeleri için açtıkları bu aralıktan biribirilerinin
çıkışını bekleyerek teker teker çıkarlar.
Araştırmacıların uzun yıllardır sırlarını öğrenmek için üzerlerinde
çalışma yaptıkları bu kurbağaların hayatlarıyla ilgili olarak hala
cevabı bulunamayan bir çok konu vardır. Örneğin anne kurbağaların
yavrularını keselerinde taşıyarak gerçekleştirdikleri bu koruma
yöntemi, her safhası hala merak edilip araştırılan oldukça şaşırtıcı
bir işlemdir. Dişi kurbağanın yumurtanın çatlamak üzere olduğunu
önceden sezinlediği bellidir. Ancak tüm kurbağaların her seferinde
en doğru zamanı nasıl ayarladıkları bilinmemektedir. Yumurtaların
kesede 100 ile 110 gün arasında kalması gerekir. Oysa saymayı bilmeyen,
zaman mevhumu olmayan bu kurbağaların, her seferinde en doğru zamanı
nasıl tesbit ettikleri hala çözülememiştir. Zira bu zamanın doğru
olarak hesaplanabilmesi, yavru kurbağalar için hayati önem taşıyan
son derece önemli bir işlemdir. Anne kurbağanın biraz geç kalması
durumunda kesenin içindeki mevcut imkanların tetarların ihtiyaçlarını
karşılayamayacağı, ya da erken davranılması durumunda beklenmedik
bir anda suya giren yavruların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı
açıktır.
Yumurtalarını vücudunda taşıyan kurbağa cinslerinden biri de, Darwin
kurbağasıdır. Ortalama boyları sadece 2.5 cm olan bu cüce kurbağalar
sahip oldukları minik bedenlerinden beklenmeyecek bir performans
göstererek her üreme mevsiminde sayıları 17'ye kadar varan yumurtalarını
kendi bedenlerinde taşıyarak korurlar.
Yumurtalar çatlamaya başladıkları andan, kuyrukları yeni çıkmaya
başlayan birer tetar olana kadar babalarının bedeninde korunurlar.
Sırtları ya da elleri yumurtalarını taşımak için uygun olmayan,
bu iş için sahip oldukları bir keseleri de bulunmayan bu kurbağalar,
yavrularını ses keseciklerinde taşırlar. Her üreme mevsiminde erkek
kurbağaların boyunlarının altında duran ses keseleri şişerek oldukça
büyük bir torba oluşturur. İleride tüm yavruların içinde taşınacağı
bu torba, kurbağanın neredeyse bütün vücudunu kaplar. Karnın altından
vücudun arka kısmına kadar uzanan ses kesecikleri, kurbağanın bedeninin
iki yanından taşarak arkaya döner ve hemen hemen hayvanın omurgasına
kadar ulaşır. Fakat hayvan, bu son derece büyük ve istediği ebatta
genişletebildiği keseye yumurtalarını nasıl yerleştirmektedir? Kurbağanın
ağzının içinde iki yanında yer alan birer yarık, deriyle vücut kasları
arasında duran ses keseciklerine açılır. Yavruların hepsini ağzına
alarak ses keseciklerine aktarma işlemi şu şekilde gerçekleşmektedir:
Sorumluluk duygusu oldukça güçlü olan erkek kurbağa, yavrularının
güvenliğini daha yumurtlama anından başlayarak tamamıyla üstüne
alarak, dişi kurbağanın bıraktığı yumurtaların çatlama zamanı gelene
kadar başlarında nöbet bekler. 10 ile 20 gün arasında değişen bu
süre dolduğunda ise, diliyle yumurtalarını toplayıp ağızının içinde
bulunan ve ses keseciklerine açılan yarıklara bırakır. Yavruların
zarar görmemesi için oldukça itinalı davranan kurbağa, her defasında
yalnızca bir kaç tanesini aldığı yumurtaları, keseciklerine koyarak
yerleştikten sonra sırayla diğerlerini taşır. Yumurtalar bu yarıklardan
artık iyice şişmiş olan ses keseciklerine kayarlar. Ve böylece birer
küçük tetar haline gelecekleri gün gelinceye kadar güvenlik altına
alınmış olurlar.
Karşılığında hiçbir menfaat istemeden yavrularını korumak için onları
ses keseciklerine yerleştiren bu kurbağaların, bir üreme dönemi
boyunca yavrularını taşımaları üstelik bu yavruları taşıdıkları
süre boyunca ses tellerini kullanmayarak büyük bir fedakarlık örneği
sergilemeleri de oldukça düşündürücüdür.
Burada oldukça ilginç olan diğer bir nokta ise, erkek kurbağaların
ses keseciklerinin her üreme döneminde kendiliğinden şişip görevi
bitince eski haline dönmesidir. Boyları bir kaç santimi geçmeyen
ve kendilerine ait bir iradeleri bulunmayan bu kurbağaların, vücutlarındaki
değişime kendilerinin karar vermedikleri, ancak kendilerinden çok
üstün bir akla teslim oldukları açıktır. Yarattığı her canlıyı çeşitli
vesilelerle koruyan Rabbimiz, sayısız düşmanı olan tetarları korumak
için de böylesine mucizevi bir yöntemi vesile etmiştir.

|