|
Termitlerin
Bilinmeyen Yönleri - 2
Kendi
donanımları ve koloni halindeki yaşamları ile kendilerinden beklenenden,
hatta bilinenden çok daha fazla işler başaran termitler, içinde
yaşadığımız etkileyici düzenin en büyük kanıtlarından biridir. Etraflarındaki
artıkları toplayıp, selülozun ayrışmasını sağlayarak bu düzenin
devamına imkan vermektedirler. Termitler, yaptıkları temizlik sayesinde
toprağa nemin ve güneşin ulaşmasını sağlarlar. Üzerindeki gereksiz
engel ve artıklardan tamamen kurtulmuş olan toprak altındaki binlerce
canlı, ihtiyaç duydukları güneş ve neme bu yolla kavuşmaktadırlar.
Güneş ve nemin toprağın derinliklerine ulaşması canlıların yaşam
kaynakları olması bakımından çok önemlidir. Hayat veren bu ihtiyacın
karşılanmasına aracı olanlar ise termitlerdir.
Termitler,
toprağın verimli olabilmesine imkan verip burada yaşayan canlılara
yaşam alanı oluştururken, toprağın havalandırılmasında da büyük
rol oynarlar. Toprak altındaki faaliyetleri ile toprağı altüst ederek
içeriye oksijenin ve gerekli diğer maddelerin girmesine olanak sağlarlar.
Bu derece detaylı bir havalandırmayı, insanlar ancak ileri bir teknoloji
ile başarabilmektedirler. Bizler, bitkilerin yetişme sistemini hiç
bilmeseydik, toprağın havalandırılmasının, daha verimli olması açısından
ne derece önemli olduğunu da farketmeyecektik. Çünkü termitler,
bizler farkında dahi olmadan, bütün bu işleri yerine getireceklerdi.
Termitlerin olmamaları durumunda ise, eksikliklerini fazlasıyla
hissedebilecek ve onların yaptıkları önemli işleri, kendi çabamızla
telafi etmemiz gerekecekti. Rabbimiz, hem yapılan bu işteki mucizeyi
görebilmemiz, hem de canlılara faydası olması amacıyla termitlere
böylesine önemli bir görev vermiştir.
Termitler vücutlarını nemli tutabilmek için yüksek miktarda suya
ihtiyaç duyarlar. Termitlerin en önemli ve en bilinen özelliklerinden
olan bina yapımı için su gereklidir. Termitler, üzerlerindeki ince
deri nedeniyle güneşle temas etmekten sakınırlar. Dolayısıyla, ulaşım
güzergahı olarak toprak altını tercih ederler. Besin kaynaklarına
dahi yerin altından ulaşırlar. Çünkü güneş, zar kadar ince derilerinin
kurumasına ve parçalanmasına neden olur. Bu nedenle nem ayarı onlar
için önemlidir. Bunu sağlayabilmek için bazı termitler çok derinlere
kadar toprağı kazarlar. Suya ulaşabilmek için metrelerce derine
kadar inmeleri, en bilinen özelliklerindendir. Örneğin Sahra çölünde
yaşayan termitlerin 40 metre derinliğe kadar toprağı kazdıkları
bilinmektedir. Burada unutulmaması gereken, bu hayvanların yalnızca
karınca büyüklüğünde olmalarıdır. Kendi başılarına böylesine titiz
planlar kurabilmeleri mümkün değildir. Sırf kendi ihtiyaçlarını
düşünüyor olsalar bile, bu kadar karmaşık işler başarmaları ve son
derece teferruatlı bir teşkilata sahip olmaları olağan birşey olarak
kabul edilemez.
Termitlerin en bilinen ve aynı şekilde en hayret uyandırıcı özellikleri
yaptıkları evler, inşa ettikleri kulelerdir. Termitler, hem suya
ulaşabilmek, hem de kendilerine labirent biçiminde evler inşa edebilmek
için yeraltında yollar açarlar. Dışarıya çıkardıkları nemli toprak
ile kule inşa ederler. Termit yuvalarının büyüklükleri farklıdır.
Bunların boyları genellikle 5-6 metreyi bulur. Bunu, bir insan topluluğunun
hiçbir teknik alet ve fazladan malzeme kullanmadan sırf kendi gücü
ve imkanlarıyla bir gökdelen inşa etmesine benzetebiliriz. Bu durumun,
bir ihtimal gerçekleştiğini varsaysak bile, böyle bir bina, değil
içinde yaşamak, dokunulmayacak kadar dayanıksız olurdu. Bu hayvanlar
insanın dahi başaramayacağı bir işi ustalıkla başarmakta, üstelik
kendi sistemlerini muntazam bir şekilde kurmaktadırlar.
Kurdukları
yuvaların çeperlerinde çok sayıda delik, içlerinde de pek çok kanal
bulunur. Kanallar, barındıkları ve topladıkları yiyecekleri depoladıkları
yerlerdir. Yeraltında açtıkları yuvalar, birkaç metre derine kadar
iner. Adeta bir labirent şeklinde olan bu tünellerde termitlerin
hiçbiri kaybolmaz, ne yapacaklarını, nereye ulaşmaya çalıştıklarını
bilircesine ilerlerler. Bu tünelleri açmak, labirent haline getirmek,
tünellerin sonunda odalar inşa etmek için elbette mimari bir bilgiye
sahip olmak gerekir. Ancak bahsini ettiğimiz bu mimarlar termitlerden
başkası değildir. İnşa ettikleri yeraltından başlayan delikler ise,
kulenin tepesine varıncaya kadar 10-15 metreyi bulur.
Canlılar çok sayıda farklı özelliklerle yaratılmışlardır. Herbiri
birbirinden farklı, birbirinden üstün pek çok iş başarırlar. Bu
incelikler ancak, güzelliklerin görülmesini engelleyen ülfet perdesi
ortadan kalktığında farkedilebilir. Çünkü ülfet (alışkanlık) perdesi,
insana olağanüstü olayları doğal göstermekte, açıkça ortada olan
şeyleri farketmesini engellemektedir. Örneğin 1 cm.'den küçük bir
canlının, yani bir termitin toplam 10-15 metreyi bulan yuvalar inşa
ediyor olması bizlere gösterilmeseydi, muhtemelen bunun ancak bir
mucize olabileceğini, hayvanın bunu kendi başına akledemeyeceğini
iddia ederdik.
Bir termit, gerçekten de bunu kendi başına akledemez. Allah (c.c.)
basit gibi görünen bu hayvanı, özellikle bu derece detaylı bir donanımla
donatmıştır. Ona son derece karmaşık planlı bir yuvayı yaptıran,
kendini koruma yöntemlerini ilham eden, yaşaması için türlü çeşit
donanımlar vareden, rahmeti ve arzı geniş olan alemlerin Rabbidir.
Cenab-ı Allah (c.c.) sanatını her yere, canlı cansız her varlığa
yaymıştır. Anlayıp düşünmesi gereken ise yalnızca insandır.

|