Termitlerin
Bilinmeyen Yönleri - 1
Büyüklükleri
ancak bir karınca kadar olan termitler, koloniler halinde, ilgi
çekici bir işbölümüne bağlı olarak yaşamaktadırlar. Onları diğer
birçok canlıdan ayıran farklı özellikleri, uyguladıkları işbölümünde
kendini göstermektedir. İnsanların zamanla öğrenerek ve ihtiyaç
duyarak kurdukları düzenler gibi, onların da dünyaya geldikleri
andan itibaren varolan, kendilerine has bir düzenleri vardır.
Yaptıkları işbölümü içinde kraliçe, koloninin varlığının ve devamının
bir simgesidir. Kraliçenin uzunluğu, diğerlerinden farklı olarak
14 cm.'e, eni de 35 cm.'e kadar ulaşabilir. Ve her koloni tek bir
kraliçeye sahiptir. Koloni içinde sayıları en fazla olanlar işçilerdir.
İşçilerin görevi ise, yuvayı yapmak, koloni için besin bulmak ve
yuva içindeki faaliyetlerin düzenini sağlamaktır. İşçilerin tüm
bu sayılan görevleri yerine getirebilmelerine yardımcı olan güçlü
çeneleri vardır.
Yuvayı
korumakla görevli asker termitlerde ise, özel bir donanım dikkat
çeker. Farklı türlerin farklı tip askerleri vardır. Bazıları yapışkan
sıvı salgılayan hortumlara sahiptirler. Bu sıvı sayesinde yuvaya
saldırıda bulunanları kaçırabilirler. Diğerleri ise büyük kafaları
ve oldukça iri çeneleri ile yuvaya girmeye çalışan herşeye saldırırlar.
Her biri kendi görevini, adeta bu konuda özel bir eğitim almış,
bir deneme süresi geçirmiş gibi eksiksiz uygular. Bu uygulamada,
herhangi bir aksaklık, herhangi bir karışıklık ve uyumsuzluk çıkma
olasılığı ise oldukça azdır.
Anlatılan tüm bu başarıları yerine getirmek için kendi kendilerine
yetebilmeleri ise oldukça düşündürücüdür. Düşmanlarından korunmak,
kendi aralarında iletişim sağlamak ve kendilerinden binlerce kat
büyük yuvalar yapabilmek için, ne insana ne de başka bir canlıya
ihtiyaç duymazlar. Tüm başarıları kendilerine Cenab-ı Allah tarafından
verilmiş özel yetenekler sayesinde meydana gelir.
Böyle geniş bir toplulukta birbirinden haberdar olabilmek elbette
önemlidir. Labirent halindeki yuvalarının tam ortasında yer alan
kraliçenin, koloninin genel durumunu elbette iyi bilmesi gereklidir.
Bunun için de muntazam bir iletişim sistemi gerekir. Termitler,
vücutlarındaki bezlerde salgıladıkları kimyasal maddeler ile bu
haberleşme sistemini oluşturmuş olurlar. Geliştirdikleri ağ, işçinin
kraliçeyi beslemesi ile başlar. Bu beslenme sırasında kraliçe, koloni
içinde hangi türe ihtiyaç duyulduğunu, düşmanlarla savaş sırasında
asker termitlerin ne kadarının öldüğünü, ne kadarının işlevini yitirdiğini,
besleyici termitin salgıladığı kimyasal maddelerden anlar. Kraliçe
eğer bir termitler grubunda azalma farkederse, ilk tedbir olarak
vücudunda termitlerin türünü belirlemeye yarayan bir kimyasal bileşik
salgılar. Bu salgıyı işçi termit aracılığıyla yeni genç bireylere
gönderir. Bu yolla, artık gençlerin hangi gruba dahil olacakları
belirlenmiştir.
Ne
yaptıklarından, nasıl yaşadıklarından hatta varolduklarından çoğunlukla
habersiz olduğumuz termitlerin en önemli özelliklerinden biri de
ekolojik dengede oynadıkları roldür. Termitler bitkilerin yaşamaları
için gerekli olan selülozun toprağa karışmasını sağlayan sayılı
birkaç hayvandan biridir. Nüfuslarının fazla olması ve koloniler
halinde yaşamaları toprağa olan bu faydaları açısından oldukça önemlidir.
Termitlerin başlıca besinleri kuru tahtalardır. Tahta yedikleri
için doğal olarak vücutlarına yüklü miktarda selüloz de almış olurlar.
Selüloz, bitkisel hücrelerin yaşamlarını devam ettirebilmek için
gerekli olan büyük moleküllü enerji dolu karbonhidratlardır. Ancak
kolaylıkla çözünemez ve parçalarına ayrılamaz olduklarından, ne
insanlar ne de - belli başlıları dışında - hayvanlar tarafından
sindirilemezler. Termitlerin vücutlarında ise rahatlıkla sindirilen
selüloz, parçalarına ayrıştıktan sonra toprağa karışır.
Selülozun
parçaları yaşam için bir ihtiyaçtır. Hassas bir denge içinde bu
ihtiyacın karşılanıyor olması ise, gerçekleşmesi oldukça güç bir
sebebe bağlanmıştır. Termitler selülozu kendi başlarına değil, sindirim
sistemlerinde yaşayan mikroorganizmaların yardımıyla enzimlerine
ayırabilirler. Bu mikroorganizmalar, termitlerin sindirim sistemine
giren selülozu şekere çevirip besin enerjisine dönüştürürler. Oldukça
ince sebeplere bağlı olan bu olaylar zinciri arasında, yalnızca
yaşam için gerekli olanlarını ayırdığımızda iki şey dikkat çekmektedir.
Rahman olan Allah, çok özel bir sebeple toprağın ve bitkilerin canlanmasını
selülozun parçalanmasına, selülozun parçalanmasını da mikroskobik
canlılara bağımlı kılmıştır.
Termitlerin katkıda bulunduğu bu ekolojik dengede bir diğer ilgi
çekici nokta da, bulundukları çevrenin temiz kalmasını sağlamalarıdır.
Termitler toprak altında ve kapalı yerlerde yaşarlar. Besinleri
ise ölü bitkiler, ölü hayvanlar ve diğer artıklardır. Bunları bulup
yuvalarına taşırlar. Yani etraflarını temizlerler. Her dakika ölen
milyonlarca hayvanın ve artıkların ortadan hemen temizlenmesi, termitlere
ve termitlerle aynı işlevi gören canlılara bağlıdır.
Yaşamlarını toprağın altında geçiren termitler için çevrenin temizliği,
ekolojik dengenin sağlanması gibi ayrıntılar elbette önemli değildir.
Ancak ölü böcekler ve artıklar bu hayvanlar için önemli birer protein
kaynağıdır. Onlar, gerçekleştirdikleri işlerin tümünü yalnızca kendi
ihtiyaçları ile doğru orantılı olarak yaparlar. Kendi ihtiyaçları
için, artıkları tüketmeleri, selülozu sindirebilmeleri gerekmektedir.
Gerçekte insanlar için hayati önem taşıyan bir takım işleri başardıklarının
farkında dahi değildirler. Bunları kimse onlara öğretmez, kimse
onlara tarif edemez. Tarif etmeye çalışsa dahi bunu başaramaz. Yapacakları
şeyi çok iyi bilmelerinin tek nedeni Yüce Yaratanın onlara bu özelliği
nasib etmesidir. Kendilerine, ihtiyaçlarını tüm canlılara faydalı
olacak şekilde karşılama yeteneği veren, ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını
ilham eden, herşeyi hakkıyla gören Cenab-ı Allah'tır. Yerde ve gökte
bulunan tüm canlılar, dolayısıyla termitler de Allah'ı tesbih etmekte,
O'nun emrine boyun eğmiş şekilde O'na itaat etmektedirler.
İşte
Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin
yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir
vekildir. (En'am Suresi, 102)

|