|
Yaşam
Boyu İşleyen Solunum Sistemi
Her bölümü ayrı birer iman hakikati olan vücudumuzun, şüphesiz en
şaşırtıcı olan bölümlerinden birisi solunum sistemidir. Biraz incelenip
düşünüldüğünde, bu sistemin ne kadar mükemmel bir işleyişe sahip
olduğu hemen görülür. Ve beraberinde akla pek çok soru gelir.
Kirli
ve tozlu bir ortamda yaşamamıza rağmen böylesine hassas bir yapıya
sahip olan solunum sistemi nasıl tıkanmadan görevini tamamlamaktadır?
Nefes borusuyla, yemek borusu birbirine bu kadar yakınken, yemek
yediğimiz zamanlarda nasıl nefes borusunda bir tıkanıklık meydana
gelmemektedir?
Böylesine detaylı fizik ve kimya kanunları işlerken ve en ufak bir
aksaklık yaşamın sona ermesine sebep olacakken bu sistemin işlemesini
sağlayan nedir?
Şüphesiz her birinin ayrı birer mucize olduğu açıkça görülen olayların
gerçekleşmesi, Cenab-ı Allah'ın izniyledir. Solunum olayı ise, O'nun
insan vücudunda tecelli ettirdiği mükemmel sistemin sadece bir parçasıdır.
Burun ve akciğerler vasıtasıyla gerçekleştirilen solunum olayı,
oksijenin vücuda alınıp, hücredeki yanma meydana geldikten sonra
karbondioksit olarak dışarıya atılmasıdır. Bu işlem vücuttaki besinlerin
yakılıp enerjiye dönüşmesi için gereklidir. Bilindiği gibi vücudun
günlük temposunda faaliyette olması için gerekli olan organlar Cenab-ı
Allah tarafından yaratılmış ve bunlar arasında çok hassas bir denge
kurulmuştur. Örneğin solunum sistemi ağız ve burunda meydana gelebilecek
en ufak bir tıkanmayla aksayacak ve bu da yaşamı tehlikeye sokacaktır.
Bu sebeple solunumun aksaksız işlemesinin hayati önemi herkes tarafından
bilinir.
Daha detaylı bakıldığında ise son derece kapsamlı bir yapıyla karşılaşılır.
Vücudumuza dışardan alınan besinleri kullanabilmemiz için onları
yakmamız gerekir. Bunun için ise oksijen gereklidir. Bir an için
hava da gerekli olan oksijen olmasına rağmen, onu içeriye alabilecek
organın olmadığını düşünürsek ağız, burun ve akciğerlerin önemini
daha iyi kavrayabiliriz.
Solunum faaliyeti ağız ve burunda başlar. Burun bir filtre görevi
görür, bu işlemi içinde bulunan tüyler ve mukozadaki yapışkan sıvı
sayesinde yapar. Bir yandan içeriye giren havadaki tozları tutar,
bir yandan da kıvrımları vasıtasıyla havayı ısıtarak soğuğun insan
bedenine zarar vermesini engeller. Bundan sonra hava yutaktan nefes
borusuna gelir. İçi tüyle kaplı olan bu boru 2,5 cm çapında ve 25
cm boyundadır. Bu borunun içindeki tüyler, yabancı maddelerden solunum
organının korunması için alınmış ikinci bir tedbirdir.
Nefes borusu, bronş denilen iki kola ayrılmıştır. Bu kollar akciğerler
içerisinde dallanırlar ve sayıları oldukça fazlalaşır. Bu dallara
bronşçuk denilir ve bunlarla alveol isimli küçük hava keseciklerine
bağlanılır. Akciğer, oksijeni alıp karbondioksiti verme işlemini,
işte bu kesecikler sayesinde yapar. Bu küçük keseciklerden her akciğerde
aşağı yukarı 300 milyon tane vardır. Bu keseciklerin etrafı küçük
kan damarlarıyla kaplıdır ve bir üzümün asmada dallara ayrılması
gibi ayrılırlar. Tüm bu keseciklerle birlikte bütün akciğer dokularını
yassıltılmış olarak dizsek, bir tenis sahasını dolduracak kadar
büyük bir alana kapladıkları görülür. Böylesine büyük bir alana
yayılabilen keseciklerin küçük bir alanda bulunup hiçbir form bozukluğu
olmadan görevlerini tamamlamaları çok önemli bir olaydır. Bir diğer
iman hakikati ise içleri havayla dolu ve etrafında kılcal damarlar
bulunan alveollerin, bu kılcal damarlarla aralarında milimetrenin
binde birinden az bir mesafenin sürekli bozulmadan korunmasıdır.
Solunum
sistemi, dolaşım sistemiyle bağlantılıdır. Kalbe gelen kirli kan
toplardamar vasıtasıyla akciğere gelir, kılcal damarlara dağılır.
Kılcal damarlardaki kan ile hava arasında bir değiş tokuş olur,
oksijen kana geçer, karbondioksit ise havaya.karışır
Baştan beri bu kadar detaylı anlatılan işlemler, aslında her nefes
alıp verdiğimizde tekrarlanan işlemlerdir. Günde yaklaşık 21.600
defa nefes aldığımızı, dolayısıyla ağızdan ya da burundan hava girdiğini,
nefes borusundan geçip bronş ve bronşçuklardan geçerek alveollere
ulaştığını ve bir insanın ömrü boyunca ortalama 591.300.000 kere
nefes alıp vererek bu işlemlerin tekrarlandığını düşünmek gerçekten
de her insanda şaşkınlık ve hayranlık uyandırmaktadır.
Etten ve sinirlerden oluşmuş bu dar ve küçük alanlar arasında sürekli
olarak bir hareket ve bir alışveriş sürerken ve bu işlem yaşadığımız
sürece devam ederken, bizim bunu dışarıdan çok az farketmemiz, kanın
akışını duymamamız, nefes alıp verişi sadece fısıltı şeklinde algılayabilmemiz
Rabbimizin hikmetli yaratışının delilleridir.
Yaşlandıkça dakika başına düşen nefes alma sayısının düşmesi, vücut
fonksiyonlarının yavaşlaması insana ne kadar aciz olduğumunu hatırlatır.
Cenab-ı Allah'ın dilemesinin dışında, her an düzgün bir şekilde
işleyen bu sisteme hiçbir şekilde güç yetiremeyeceğimizi ve vücudumuzun
içindeki bu sistemi şuurlu bir şekilde hareket ettiren gücün, Rabbimiz
olduğunu takdir edebilmek çok önemli bir sorumluluktur.
Elbette her insan önce kendi bedeninden başlayarak etrafına bir
göz gezdirdiğinde görecektir ki, an an meydana gelen olayların her
biri Cenab-ı Allah'a yakınlaşmaya vesile olacak ayrı birer iman
hakikatidir.

|