Bir
Sinek Bile Yaratamazlar
Cenab-ı
Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de verdiği pekçok örnek, insanları düşünmeye
çağırır. Günlük hayat sırasında farkedilemeyen, aslında Allah'ın
gücünü ve ihtişamını gözler önüne seren sayısız örnek mevcuttur.
Belki boyutundan, belki de yapısından dolayı pek önemsenmeyen buna
rağmen o milimetrik vücuduyla Rabbimizin sonsuz ilmini gözler önüne
seren "sinek" de, Kur'an-ı Kerim'de verilen bu çarpıcı
örneklerden birisidir. Yüce Allah Hac suresinin 73. ayetinde bu
konudan şöyle bahseder:
"Ey
insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin
Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız- hepsi bunun için biraraya
gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek
onlardan birşey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen
de güçsüz istenen de."
Hayvanlar
aleminin üzerinde tecelli eden pekçok özellik, günümüzde Allah'ın
insanlığın emrine vermiş olduğu bilgi ve teknolojinin yardımı ile
araştırılmış olmasına rağmen, halen daha anlaşmazlığını ve mucizeviliğini
korumaktadır. Allah-u Teala yaratığı herşeyin üzerinde olduğu gibi
sineğin bedeninde de inançlı bir insanın Allah'a olan saygısını
ve bağlılığını bir kere daha tefekkür edebileceği üstün bir ilim
sergilemiştir. Bilimadamlarının sineklerin ve küçük böceklerin uçuş
sistemleri üzerine yaptıkları araştırmaların bir kısmı aşağıda maddelenmiştir.
Ve bunlardan çıkan sonuç göstermiştir ki, Allah'ın dışında hiçbir
varlık veya güç, bir sinek dahi yaratamaz.
-
Yusufçuk, çekirge, kelebek ve sinek gibi birçok böceğin uçmasına
yardımcı olan kaslar, yapılan her hareketi denetim altında tutan
sinirlerin gönderdiği uyarıcı sinyaller sonucunda kuvvetle büzülmektedir.
Nitekim bir çekirgede, her sinirin gönderdiği sinyal, uçuşu sağlayacak
kasın büzülmesine neden olur. "Kaldırıcılar ve indiriciler"
olarak adlandırılan iki takım karşıt kas grubu, birbirlerine karşıt
yönlerde çalışarak, kanatların yukarı ve aşağı hareket etmesini
sağlamaktadır. Çekirgelerin kanatlarını saniyede 12-15 kez çırpmalarının
yanısıra, küçük böcekler ise uçabilmek için, daha sık kanat çırpmak
zorundadırlar. Örneğin balarıları, eşek arıları ve sinekler saniyede
200-400 kez kanat çırparken, bu sayı tatarcıklarda ve boyu ancak
1 mm.'yi bulan parazitlerde 1000'e çıkmaktadır. İnsan gözünün dahi
algılayamayacağı bir hızla hareket ettirilen kanatlar, böylesine
bir performansa sahip olabilmek için, elbette özel bir yapıya sahip
olarak yaratılmışlardır.
- Bir sinir, saniyede en fazla 200 sinyal gönderebilme kapasitesine
sahiptir. Öyleyse küçük bir böcek , saniyede 1000 kanat çırpışını
nasıl yapabilmektedir? Yapılan araştırmalarla bu böceklerde, sinirlerden
gelen sinyaller ile kanat çırpma sayısı arasında birebir bir ilişki
olmadığı saptanmıştır. Saniyede 200 kez kanat çırpan kara sinekler,
çekirgelerden çok daha farklı bir sinir ve kas yapısına sahiptirler.
Her 10 kanat çırpışı için sinirden sadece "1" sinyal gelmektedir.
Ayrıca "lifli kaslar" olarak adlandırılan bu kaslar, bir
çekirgede bulunan kaslardan daha farklı çalışmaktadır. Uyarıcı sinir
sinyalleri, kasların yalnızca uçuşa hazırlanmasını düzenlemekte,
kaslar belli bir gerilime ulaştıklarında ise, kendi kendilerine
büzülmektedir. Her böceğin vücudunda ayrı ayrı yaratılan bu özel
sistemlerde, en ufak bir düzensizlik dahi yoktur. Sinirler, hiçbir
zaman yanlış sinyaller göndermemekte ve böceğin kasları da aldığı
bu sinyalleri isabetle değerlendirmektedir.
- Sinekler ve arılar gibi bazı böcek türlerinde, uçuşu sağlayan
kaslar, kanat tabanlarına bile bağlı değildir. Kanatlar göğüse bir
tür menteşe görevi gören eklemler ile bağlanmakta, kanatları yukarı
hareket ettiren kaslar da, göğsün alt ve üst yüzeylerine bağlı bulunmaktadır.
Bu kaslar büzüldüğünde, göğüs yüzeyi düzleşerek kanat tabanını aşağıya
çekmekte, öte yandan göğsün yan yüzeyi de bir destek işlevi görerek
kanatların yükselmesini sağlamaktadır. Aşağıya doğru hareketi sağlayan
kaslar doğrudan kanatlara bağlı bulunmamakta, göğüs boyunca uzunlamasına
çalışmaktadır. Bu kaslar büzüldüğünde de, göğüs ters yönde gerilemekte,
böylece kanatlar aşağıya çekilmektedir.
-Kanat eklemi, mükemmel bir esneme özelliğine sahip olan "resilin"
adlı özel bir proteinden oluşur. Hem doğal, hem de suni kauçuktan
çok daha üstün özellikleri bulunan bu madde, laboratuarlarda kimya
mühendislerince üretilmeye çalışılmaktadır. Resilin, esneme ve bükülme
yoluyla üzerine tüm enerjiyi depolayabilen, bununla birlikte üzerine
etki eden kuvvet kaldırıldığında, bu enerjiyi tümüyle geri verebilen
bir maddedir. Bu açıdan bakıldığında resilinin verimi, %96 gibi
çok yüksek bir değere ulaşmaktadır. Kanadın yukarı kaldırılması
sırasında, harcanan enerjinin yaklaşık %85'i depolanmakta; uçuş
sonrasındaki kaldırma ve itme gücünü sağlayan aşağı kanat hareketinde
ise, bu enerji yeniden kullanılmaktadır. Göğüs duvarları ve kaslar
da, bu enerji birikimine imkan tanıyacak özel bir yapıda yaratılmışlardır.
Ancak asıl enerji, resilinden yapılmış olan eklemlerde depolanmaktadır.
Bir böceğin kendi fiziksel çabalarıyla, uçabilmek için vücudunu
böylesine olağanüstü bir mekanizma ile donatabilmesi elbetteki imkansızdır.
Bu özel madde, Allah'ın sonsuz aklı ve kudreti ile böceklerin bedenlerinde
inşa edilmektedir.
- Düzgün bir uçuş sağlamak için, kanatların yalnızca yukarı ve aşağı
doğru yapılan hareketi yeterli değildir. Kanatların ayrıca kaldırma
ve itme gücü sağlayabilmeleri için, her kanat vuruşu sırasında hareket
açılarını da değiştirmeleri gereklidir. Böcek türlerine bağlı olarak
kanatların belli bir dönme esnekliği vardır. Bu esnekliği de, uçuş
için gerekli enerjiyi üreten "dolaysız uçuş kasları" sağlamaktadır.
Nitekim böcekler, havada daha fazla yükselmek istediklerinde, kanat
eklemlerinin arasında yer alan bu kaslar daha da büzülerek, kanat
açısını arttırmaktadır. Yüksek hızlı fotoğraf tekniği kullanılarak
yapılan araştırmalarda, kanatların uçuş sırasında eliptik bir yörünge
izlediği ve kanat açısının, her kanat devri içinde sistematik bir
şekilde değiştiği gözlenmiştir. Öyle ki bu değişkenliğe, dolaysız
kasların değişen hareketleri ve kanatların gövdeye olan bağlantısı
neden olmaktadır.
- Tüm bunların yanısıra, çok küçük gövdeli böcek türlerinin uçuş
esnasında karşılaştıkları en büyük sorun ise, havanın akışkanlığı
sonucu ortaya çıkan direncin, bu böcekler üzerinde hiç de azımsanmayacak
boyutlara ulaşmasıdır. Ayrıca kanat çevresinde bulunan sınırlayıcı
bir tabaka, havanın kanatlara yapışmasına ve kanat veriminin düşmesine
neden olmaktadır. Bu nedenle "Forcipomya" gibi kanat genişliği
1mm'yi geçmeyen sineklerin hava direncini yenebilmeleri için, kanatlarını
saniyede 1000 kez çırpmaları gerekmektedir. Buna karşın bilimadamları,
kuramsal olarak bu hızın bile, böceğin havalanmasına yeterli olamayacağını
ve böceklerin başka bir sistemden daha yararlandıklarını düşünmektedir.
Nitekim bir tür parazit olan "Enersia" gibi küçük böcekler,
"çırpma ve silkme" olarak adlandırılan bir yöntemi uygularlar.
Bu yöntemde kanatlar en üst noktaya eriştiğinde birbirine çarpmakta
ve sonra da açılmaktadır. Açılırken önce kanatların sert bir damar
taşıyan ön hava akımı da , kanatların çevresinde bir girdap oluşturmakta
ve kanat çırpışlarının kaldırma kuvvetine yardımda bulunmaktadır.
o Çekirge de dahil olmak üzere birçok böcek, uçuş esnasında yönlerini
ve gidecekleri yerleri saptamak için, ufuk çizgisi gibi görsel verilerden
yararlanır. Sinekler konum saptamak için buna ek olarak daha ilginç
bir yapıya sahip olarak yaratılmışlardır. Bu böceklerin yalnızca
bir çift kanadı vardır. Arka tarafta ise, "halter" adında,
topuz biçiminde bir kanat bulunur. Hiçbir kaldırma kuvveti oluşturmamasına
karşın, bunlar ön kanatlarla birlikte titreşirler. Uçuş yönü değiştiğinde
ise bu uzantılar, böceğin uçuş yönünden sapmasını önlemektedir.
Burada verilen tüm bilgiler, sadece üç-dört böcek türünün uçuş yöntemi
üzerinde yapılan çalışmalar sonucu elde edilen bulgulardır. Dünya
üzerindeki toplam böcek türlerinin yaklaşık 10 milyon civarında
olduğu düşünüldüğünde, geriye kalan milyonlarca türdeki böcek, içlerinde
barındırdıkları daha milyarlarca özellik ile, insanı Cenab-ı Allah'ın
sonsuz kudretine hayran bıraktırmaktadırlar.

|