Protein Sentezi

Vücudumuz bizi canlı tutabilmek için sürekli faaliyet halindedir. Bu faaliyetin ne kadar kusursuz olduğu gözle dahi görülemeyen mikroskobik bir canlı olan tek bir hücrenin incelenmesiyle açıkça ortaya çıkacaktır. Öyle ki vücuttaki milyarlarca hücrenin her biri oldukça hassas bir denge üzerinde durmaksızın çalışırlar. Asla müdahele edemediğimiz, hatta yaptığı işlerin çoğunu dahi henüz keşfedemediğimiz hücre, Allah'ın sonsuz hikmetini yansıtan en güzel delillerden biri olarak karşımıza çıkar.

Sağlıklı kalabilmemiz için vücuttaki hücrelerin sürekli yenilenmeleri gerekir. Örneğin, şu an 6 ay önceki hücrelerimizin neredeyse hiçbiri vücudumuzda değildir. Hepsi bölünerek yenilenmiş ve tüm elemanlarıyla tamamen yeni baştan yaratılmıştır.

Hücreler yenilendikçe, kendileri için gerekli olan proteinlerin de oluşması gerekmektedir. Proteinler vücudun temel maddeleridir. Aynı zamanda hücrelerarası bağlantıların koordinasyonu ve idaresini ele alan enzimler ve hormonların da yapılarını oluşturmaktadırlar. Bu nedenle sürekli üretilmeleri gerekir. Tek bir proteinin üretilmemesi dahi, vücut sisteminde oldukça ciddi aksaklıklar meydana getirecektir. Ancak hiçbir aksama olmaz çünkü vücuttaki görevlilerin herbiri, yaşamı sağlayabilmek için hiç durmadan çalışmaktadırlar.

Dışarıdan besinler yoluyla aldığımız proteinler, vücudumuzda aynı şekilde kalmazlar. Vücudun içinde parçalara ayrışmaları ve vücudun kullanabileceği hale gelmeleri gerekmektedir. Vücudun kendisi, benzersiz hafıza sistemi ve işbölümü ile alınan proteini vücuda uyumlu hale getirir. Bunu yaparken de ne insan zekasından ne de başka bir yol göstericiden faydalanır.

Bu uyumu sağlamada oldukça önemli bir yeri olan DNA, hücrenin çekirdeğinde oldukça iyi korunan bir hafıza görevi görür. Vücutla ilgili tüm şifre ve bilgileri ezberinde tutar. Vücudun en ince ayrıntısına kadar tasarımı; göz, boy, saç, cilt rengi; bunun yanında damarlar, kas, sinir ağı, akciğer, karaciğer, beyin, kalp ve sayıları 100 trilyona varan hücrelerin tüm ayrıntıları tek bir hücrenin DNA'sında kayıtlıdır. Üstelik tüm bu bilgiler, vücuttaki 100 trilyon kadar hücrenin herbirinde mevcuttur. DNA'yı bir bilgisayar hafızasına benzetmek istesek, şu ana kadar böyle bir teknoloji ile üretilmiş bir bilgisayarın varlığından bahsedemeyiz. Üstelik sözünü ettiğimiz bu hafıza, yalnızca protein, yağ ve su moleküllerinden oluşmaktadır.

Vücutta bir protein üretilmesi gerektiği zaman, DNA, kendi yapısını bozmamak için üretilecek olan proteinin bir benzerini kopyalar. Bir şerit halinde kopyalanmış bu bilgiyi üretimin yapılacağı merkeze ulaştıracak olan RNA'dır. RNA, vücudun her yerinde farklı işler için taşıyıcı görevini üstlenmiştir. Yapacağı iş, elde ettiği mesajı gerekli yere ulaştırmaktır.

Hücrenin içindeki herşey organizedir. DNA kendi görevini tam olarak yerine getirir. RNA da, taşıyıcılık görevini yaparken, işini yapmasının ne derece önemli olduğunu, neyi nereye götürmesi gerektiğini çok iyi bilir. Tüm bu olup bitenler sayıları yaklaşık 100 trilyona varan hücrelerimizin hepsinde her an gerçekleşmektedir.

Protein üretiminin yapıldığı yer, ribozomdur. Burası tüm fabrikasyon işlemlerinin gerçekleştiği yerdir. Mesajcı RNA, DNA'dan emanet aldığı kopya protein şifresini ribozoma ulaştırır. Gelen bu şifreyi hemen tanıyan ribozom, "vücudun organizatörleri enzimler" sayesinde "eşleme" işlemine başlar. ?ifre, ribozoma gelir, buna eşleşecek diğer şifre de yine taşıyıcı RNA'lar tarafından buraya getirilir. İki şifre, adeta bir çarkın dişlileri gibi birbirlerine kenetlenirler. Eşleme işlemi bu şekilde yerine getirilmiş olur. Vücutta proteinin sentezlenmesi işlemi budur.

Tüm bunlar olurken, vücuttaki tüm hareketlerin meydana gelmesine yardımcı olan enzimler, bu kopyalamada muhtemel meydana gelebilecek problemleri engellerler. Bir takım enzimler işlem sırasında, şifrenin tam olarak kopyalanabilmesi için DNA'yı genişletirler. Bu genişleme oldukça hızlı olur ve DNA bu sırada sürtünmeden dolayı yanabilir. Böyle bir aksaklığı önlemek için de özel bir enzim, DNA'nın şifresinin alındığı kısmı iki ucundan tutar. Böylece sürtünme engellenir.

Üretilen protein, örneğin karaciğerin gereksinimi ise, bu durumda ortaya çıkan protein yalnızca karaciğer tarafından kullanılabilir. Bir başka yerde, örneğin akciğerde kullanılamaz. Birbirlerinden olağanüstü derecede farklıdırlar. Aynı üretim merkezinde, aynı maddeler, farklı protein çeşitleri ortaya çıkarmaktadırlar. İşte hafıza dediğimiz sistem burada devreye girmektedir. Proteinlerin birbirlerinden farklı özelliklerle oluşmasının tek nedeni, şifrelerinin değişik olmasıdır.

Genel hatlarıyla anlatılan bu kopyalama işlemine, protein sentezi denmektedir. Bu küçük canlıların hiç hata yapmadan, insan zekasını zorlayacak şekilde organize olması, bunu daha önce hiç bilmeyen bir insan için hayret verici boyutlardadır. Küçük bir zerre; ihtiyacı belirleyerek düşünebildiğini, bedenin tüm bilgilerini hafızasında tutarak üstün bir zekasya sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Herbiri en ince ayrıntıyı hesap edebilmekte, herhangi bir aksaklıkta hemen onu telafi etmeye çalışmaktadırlar. Meydana gelebilecek olası yanlış kopyalamalarda, ortaya çıkan hatalı üretimi parçalarına ayırıp, farklı yerlerde kullanmaktadırlar. Böylelikle yine bir akıl örneği göstermekte ve hiçbir şeyi zayi etmemektedirler.

Allah (C.C.) dilerse, vücudun canlı kalmasını çok daha basit ve sıradan sebeplere bağımlı kılabilirdi. Bunun için, teferruatları yıllarca konuşulan ve hala daha tam anlamıyla çözülemeyen böyle bir alemin varlığı gerekmeyebilirdi. Ancak Cenab-ı Allah, bunların tümünü insanlar için gerekli kılmıştır. İnsanın kendi ihtiyaçlarını karşılaması için öğrenmesi ve çabalaması gerekmektedir. Düşünüp akledebilme özelliği olduğu halde, kendi bedeninde yapılan bu işbölümünün bir benzerini dahi meydana getirememektedir. DNA kadar akılı bir mekanizma veya makina oluşturamamaktadır. Hatta yine kendi bedeninde olup bitenleri çözmek için yıllarca uğraşmakta, buna rağmen pek çok noktayı aydınlatamamaktadır. İnsan, meydana getirmeye çalıştığı gelişmiş bilgisayarlar için; teknolojinin ortaya koyduğu en ileri elektronik aletleri kullanmayı tercih ederken, Allah hücrede gizli bir hafızayı ve meydana gelen bu fabrikasyon üretimi sadece protein, yağ ve su moleküllerine bağımlı kılmıştır.

Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen her işlem Rabbimizin kontrolündedir. Yalnızca bunu bilmek dahi O'nun büyüklüğünü takdir etmek için yeterlidir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri'nin "zerrat" hakkında söylediği şu söz çok manidar ve hikmetlidir:

"Tahavvülat-ı zerrat, Nakkaş-ı Ezelinin kalem-i kudreti, kitab-ı kainatta yazdığı ayat-ı tekviniyenin hengamındaki ihtizazatı ve cevelanıdır." (Sözler, sf.580)