|
Hücredeki
Sıradışı Muhafız: P53 Geni
Canlılar
dünyasının istisnasız her ayrıntısında muhteşemliklerle dolu bir
düzenin hakimiyeti mevcuttur. Binlerce metre yükseklikte gökyüzüne
doğru uzanan dağlardan, milimetrenin yüzde biri kadar bir genişliğe
sahip olan hücrelere kadar tüm evrende, söz konusu bu düzenin muntazamlığını
görmek mümkündür. Hatta evrenin pek bilinmeyen yerlerinde de, örneğin
insanın yaşamını devam ettirebilmesi için yoğun bir gayret içinde
olan genlerimizde de aynı kusursuzluk gözlemlenebilmektedir.
İnsan vücudunda bulunan yaklaşık yüzbin tane gen, içinde yaşadıkları
bedenin varlığının devamı için hummalı bir gayret içindedirler.
Kısaca, insanın tüm özelliklerini içinde barındıran küçük bilgi
öbekleri diye tanımladığımız genlerin her biri, vücudun çeşitli
bölgelerine dağılarak ayrı ayrı görevler üstlenmişlerdir.
Üstlendikleri görevleri takdire şayan bir ustalıkla yerine getiren
bu genlerden birinin görevi ise, son derece önemlidir. Bu gen, insanı
ölüme götürebilecek bir hastalığın pençesinden kurtarabilecek kadar
olağanüstü meziyetlerin sahibidir. P53 geni diye isimlendirilen
bu geni, insanlar keşfettiklerinde bunun tıp dünyası, dolayısıyla
insan sağlığı için ne denli önemli olduğunu görmüşler ve bu sebeple
ona 1994 yılında tıp dünyası için büyük değer taşıyan "Yılın
Molekülü" ödülünü vermişlerdir.
P53'ü bu denli önemli yapan özelliği; insanların uzun yıllardan
beri başetmeye çalıştıkları bir hastalığı -kanseri- önlüyor olmasıdır.
Acaba küçücük bir gen, koskoca insan bedeninin ölümüne sebep olan
kanseri nasıl önleyebilmektedir?
Bilindiği gibi kanser, insanın kendi vücut hücrelerinin kontrolsüz
bir şekilde çoğalmasıdır. O güne kadar komşu hücrelerden aldıkları
her emre itaat eden ve birçok hayati fonsiyonun yerine getirilmesini
sağlayan hücreler, bir anda asileşir ve kontrolden çıkarlar. Bu
genin, tüm bu olumsuzlukları engellemek için sergilediği gösteri,
kendisinde üstün bir aklın tecelli ettiğini kanıtlar niteliktedir.
P53, hücreyi koruyabilecek özel bir mekanizmayla donatılmıştır.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, eğer bu gen sağlıklıysa ve
görevini doğru yapıyorsa, hücreyi kanserden koruyabilmektedir. Ancak
eğer P53 geni bozulmuşsa ya da diğer moleküllerle birleşmişse bu
sefer, hücrenin kanser olmasında olumlu rol oynar ve nesiller boyu
devam eden genetik bir hastalık olarak devredilir.
Doğru çalışan bir P53, hücredeki hasar kontrolü görevini üstlenmiştir.
Sağlıklı bir hücre, P53 geninin bir kısmını çevresinde barındırır
ve bu miktar azaldıkça gen yenilenir. Fakat herhangi bir kimyasal
etki, radyasyon vb. gibi birşey hücrenin en önemli elemanlarından
biri olan DNA'da hasar meydana getirmişse, P53 azalmayı durdurup,
üretimi hızlandırır. Yani hücrenin protein üretim merkezine, P53
proteinin üretilmesi için emir verir. Koruduğu hücre, eski halini
alana kadar çalışır. Kendi dokularıyla hasar görmüş hücreyi sarar
ve bu hasarın yayılmasını önler. Bu aşamada bir genin, hücrede bazı
şeylerin ters gittiğini ve o anda hücrenin kendi korumasına ihtiyacı
olduğunu bilmesi, kuşkusuz ki olağandışı bir durumdur. Aynı şekilde
o hücreyi bulunduğu zor durumdan nasıl kurtarabileceğini biliyor
olması ve gereken her şeyi eksiksizce yerine getirmesi de sıradan
karşılanamayacak bir kabiliyettir. Bu işlemleri birçok kez yaptığı
için artık nerede, ne zaman, ne yapması gerektiğini çok iyi bilebilir.
Bu arada, tecrübeyle bir şeyleri öğrenebilmesi için belli bir akla
ve zekaya sahip olması gerektiğini de göz ardı etmemek gerekir.
Ama ya bu gen, böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyorsa , ona yapması
gerekenleri kim anlatmaktadır? Böyle bir bilgi tesadüfen ya da aşama
aşama öğrenilebilir mi? Bu denli sistematik ve planlı bir durumun
tesadüf eseri olamayacağı açıktır. Eğer aşama aşama öğrenildiyse,
gereken tüm aşamaların tamamen öğrenilmediği dönemlerde, insan soyu
sürekli olarak kansere yenik düşeceğinden insanların şu an yaşıyor
olması ihtimali çok az olacaktı.
Ayrıca P53'ün şaşırtıcı becerileri yalnızca bu kadar değildir. Kanserden
koruyucu bu gen çalışmalarını, sadece hasar gören hücre üzerinde
yapmaz. Civardaki hücreleri de harekete geçirerek onların da hastalığın
gelişmesini önleyici proteinler yapmasını sağlar. Bilinen ölçü birimleriyle
tanımlamakta güçlük çektiğimiz bir genin, hücredeki bu hasarı gidermek
için giriştiği bu mücadeleyi göz önünde bulundurduğumuzda, az önce
bahsedilen, tesadüf ve aşama aşama gelişme ihtimallerinin ne kadar
imkansız olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiş olur.
Ancak P53'ün hayret uyandıran bir özelliği daha vardır: Hastalıklı
genin, intihar etmesini sağlamak. Bir gen nasıl olur da başka bir
genin kendini öldürmesini sağlayabilir? Hücre ve gen intiharları
halen bilim camiası tarafından araştırılmakta olan bir konudur.
Bu mikro varlıkların böyle birşeye karar verip, uygulamaları kuşkusuz
onların öz iradeleri ile değil, Cenab-ı Allah'ın sonsuz gücü ve
iradesiyle mümkün olabilecek bir mucizedir.
Ancak sonuç olarak, yüzlerce kanser vakasıyla karşı karşıya olduğumuza
göre "Peki hücreler, nasıl böylesine kuvvetli bir koruma bariyerini
atlatıp, kanser hücresi haline gelebiliyorlar?" diye düşünülebilir.
Unutulmamalıdır ki, tüm bu faaliyetler ancak P53 geni sağlıklıysa,
gerçekleşebilmektedir. Bu genin genelde sağlıklı kalabilmesi ise,
aslında insan bedenin olağanüstü olaylarından biridir. Çünkü P53,
yapısında meydana gelebilecek en ufak bir hatayı bile kabul etmeyen
bir gendir. Bölündüğünde bu hatayı da devretmiş olur ve ortaya çıkan
yeni hücrelerde normalde olması gereken savunma sistemi tam olarak
oluşmaz. Dolayısıyla savunmasız kalan hücre, ölümcül bir hastalığın
ortaya çıkmasına olanak tanıyacak konuma gelir. Ayrıca hücredeki
savunma sistemini devre dışı bırakması bir yana, bir de hücrelerin
kanser ilaçlarına karşı bağışıklık kazanmasını sağlar. Ancak sağlıksız
bir P53 geni zaman zaman çok daha fazla zarar verici konuma gelebilir.
Zaten kontrolsüz bir şekilde hızla çoğalan kanser, bölünmesini daha
da hızlandırarak hastalığın bedeni bir an önce kuşatmasına yardımcı
olur.
Aynı varlığın, hergün milyonlarca olası kanser başlangıcını durdurmak
suretiyle, bir çok kanser türünü teknolojinin hiçbir müdahalesi
olmaksızın yendiği düşünüldüğünde, ortaya gerçekten şaşkınlık uyandıran
bir tablo çıkmaktadır. İşte bu tablo, insanlar için oldukça önemli
bir tefekkür vesilesidir. Uzun yıllardan bu yana insanlığa büyük
bir sorun olan kanseri önlemek için bir geni sebep kılan Yüce Rabbimiz,
dilediğinde aynı varlığı tam tersi etki edecek hale getirebilmektedir.
Hayır da, şer de Allah'ın (C.C.) elindedir. O, kullarından dilediğine
lütufta bulunur, ona hayrı tahsis eder, dilediğine de azabı isabet
ettirir. Tek bir genin, tek bir şifresindeki değişikliğin sebep
olduğu iki zıt durum, bunun Rabbimiz için çok kolay olduğunu, insanlara
anlatmaya kafidir.

|