|
Kendilerinin
Doktorları Olan Hayvanlar
Hayvanlar
aleminin çoğu üyesi kendi kendilerini doğal ilaçlarla tedavi etme
konusunda ustadırlar. Onların uyguladıkları bu hekimlik faaliyetlerinin
çok sayıda şaşırtıcı örneği bulunur. Bunlar arasında, kuvvetli antibiyotik
içeren bitki yapraklarını çiğnemeden yutanlar, yaralarını dezenfekte
etmek için karıncalarla işbirliği yapanlar ve tuz gereksinimlerini
karşılamak için toprak yiyenler vardır.
Bilim adamlarını üzerinde yıllar süren çalışmalar yapmaya iten söz
konusu davranışlardan her birinin, hekimliğe dayanan mantıklı ve
akılcı birer sebebi bulunmaktadır. Örneğin şempanzeler, sabahları
uyanır uyanmaz bir çalılığın kalın tüylerle kaplı sert yapraklarına
yönelirler. Bu yapraklar acı bir tada sahip olmalarına rağmen, şempanzeler
tarafından her sabah istisnasız ve düzenli olarak tüketilirler.
Yapılan son araştırmalar şempanzelerin aç karnına yapraklarını yuttukları
Aspilia bitkisinin, besleyici hiçbir nitelik taşımadığını ortaya
çıkarmıştır. Ayrıca bu bitki şempanzeler için lezzetli de değildir.
Ancak bu hayvanları Aspilia bitkisine çeken bambaşka bir neden vardır:
Aspilia, bileşiminde oldukça bol miktarda "Thiarubine A"
içermektedir. Bu kırmızı madde, çok kuvvetli bir antibiyotiktir.
Thiarubine, şempanzelerde hastalığa sebep olan hemen hemen bütün
bakteri, virüs ve mantarlara karşı etkilidir. Şempanzelerin bu yaprakları
çiğnemeden yutmalarının sebebi ise daha da ilginçtir: Bu yolla,
Aspilia'nın içindeki Thiarubine A adı verilen etkili maddenin, mide
suyuyla sindirilmesini önlemiş olurlar. Böylece ilaç, kimyasal yapısı
bozulmadan vücuda girerek, zararlı organizmaları öldürecektir. İlacın
işlevi bununla da sınırlı kalmaz. Sindirildikten sonra kana geçerek
diğer mikroplara karşı da etkili olur.
Görüldüğü üzere Aspilia bitkisi şempanzelerin vücut sağlığı için
koruyucu ve önemli bir bitkidir. Yedikleri bu bitki sayesinde hastalık
yapan bir çok bakteri, mikrop ve virüsten kurtulmuş olmaktadırlar.
Ancak burada şaşırtıcı olan, şempanzelerin Aspilia bitkisinin kendileri
için ne ifade ettiğini biliyormuşçasına hareket etmeleridir. Her
şempanzenin adeta birer hekim gibi, kendi vücudunda barınabilme
ihtimali olan hastalık yapıcı ve gözle dahi görülemeyen canlıların
varlığından haberdar olmasına imkan yoktur. Ne var ki bu hayvanlar,
dünyaya geldikleri andan itibaren Aspilia bitkisini yiyerek, hastalıklara
karşı vücutlarında bir direnç mekanizması oluşturmakta ve sağlıklı
bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler.
Aspilia, şempanzelerin kendilerini tedavi etmekte kullandıkları
tek bitki de değildir. Bu hayvanlar Ficus bitkisinin genç yapraklarını
da bu şekilde çiğnemeden yutmaktadırlar. Yapılan analizler sonucunda
bu bitkinin yanızca genç yapraklarının "5-methoxypsoralen"
isimli bir madde içerdiği anlaşılmıştır. Bu madde de, özellikle
şempanzelere zarar veren ve vücutlarında sıklıkla barınabilen bir
organizmaya (Caenorhabditis elegans'a) karşı etkilidir.
Bütün bu şaşırtıcı süreçte asıl dikkat çekici olan nokta ise şudur:
Bu bitkiler tedavi edici olmayıp, yalnızca koruyucudur. Dolayısıyla
yaprakları hasta değil, sağlam şempanzeler yutmaktadır. Açıkçası,
bu hayvanlar virüs ve mikropların kendilerine zarar verme riskine
karşı önceden tedbir almaktadırlar.
Bir hayvanın kendisini doğal ilaç ve yöntemler kullanarak başarıyla
tedavi ediyor olmasının mantıklı bir açıklaması var mıdır? Öncelikle
o hayvanın, kendi hastalığına çare olabilecek veya muhtemel hastalıklardan
koruyabilecek niteliklere sahip bir bitkiyi tespit etmesi gerekecektir
ki, bu oldukça zor bir iştir. Çünkü rastgele yiyeceği bir bitki
onun zehirlenerek ölümüne de sebep olabilir.
Bu arada hayvanların ihtiyaçlarına yönelik olarak, onlar için şifa
olma niteliği taşıyan bu bitkilerin şempanzelerin yaşadıkları doğal
ortamda ve kolayca ulaşabilecekleri şekilde yaratılmış olması da,
büyük bir iman hakikatidir. Bu bitkiler o ortamda değil de, daha
uzak yerlerde yetişseydi, şempanzelerin ne gibi zorluk ve hastalıklarla
karşılaşacağını kestirmek hiç de zor değildir.
Hayvanların sağlıklarını korumak ve kendilerine bakmak için yararlandıkları
yöntemlere bir başka örnek ise, bazı hayvanların uyğuladıkları "parazitsavar
çamur banyosu"dur. Çamur banyosu, özellikle su aygırları, gergedanlar
ve fillerin, derilerini saran parazitlerden kurtulmak için benimsedikleri
oldukça yaygın bir yöntemdir. Bu hayvanlar, pek çok salgın hastalığın
sebebi olan parazitlerden, tüm vücutlarını çamurla sıvayarak kurtulurlar.
Bu uygulama sonunda, çamur tabakasının altında havasız kalan parazitler
ölmekle kalmayıp, gerek su ve gerekse de çamurun etkisiyle hayvanın
vücudundan uzaklaşırlar.
Hayvanların yara tedavisinde başvurdukları bir başka yöntem de killi
topaktır. En iri hayvanlardan olan filler bu hususta tam anlamıyla
bir uzman gibi davranmaktadırlar. Bu dev cüsseli canlılar, antiseptik
ve kabuk bağlamayı kolaylaştırıcı özellikleri olan killi toprak
parçalarını alarak, büyük bir dikkat ve özenle yaralarının üzerine
sürerler. Üstelik bu yöntemi, adeta sonucunu biliyormuşçasına sabırla
tekrarlarlar.
Hayvanların doğal yöntemleri şaşırtıcı bir ustalıkla kullanarak
kendilerini tedavi etmeleri ile ilgili bir başka örnek de karıncalarla
Avustralya kuşları arasında cereyan eder: Avustralya kuşları parazitlerden
kurtulmak için ilginç bir yöntem seçmişlerdir. Bu hayvanlar, karınca
yuvalarının bulunduğu yerlere gelip yere uzanırlar. Bu garip davranışın
nedeni ise ölü taklidi yaparak karıncaları kendi üzerlerine çekmektir.
Bu şaşırtıcı hareket üzerine, karıncalar bir süre sonra yuvalarından
çıkıp kuşun etrafını sararak zehirlerini kuşun tüm vücuduna saçarlar.
Karınca zehrinde bulunan formik asit ise kuşun derisindeki parazitleri
yok etmede çok etkin bir maddedir.
Bu son örnekte adı geçen Avustralya kuşlarının son derece bilinçli
ve olayın sonucunu önceden biliyor gibi hareket ettikleri görülmektedir.
Her şeyden önce bu kuşların, yerin derinliklerinde yaşayan ufacık
karıncaların vücutlarında "formik asit" adlı zehiri taşıdıklarına
yönelik bir bilgiye sahip olmaları gerekecektir! Ancak kendi tedavileri
için bu da yeterli değildir. Karıncalarda bulunan ilaç niteliğindeki
bu kimyasaldan nasıl faydalanacaktır? Çünkü bu karıncalar, ancak
ölü varlıklara giderek zehirlerini bırakmaktadırlar. Kuşların bu
bilgiyi de önceden elde etmesi gerekecektir. Ölü taklidi yapmak
gibi ilginç bir davranışı bir kuşun kendiliğinden planlamasına ve
eğer böyle yaparsa nasıl bir sonuç elde edeceğini bilebilmesine
imkan yoktur. Bunun ise ancak tek bir açıklaması vardır: Evrende
yaratılmış olan her varlık gibi onlar da Yüce Allah'ın üstün fazlı
ve rahmetinin bir tecellisi sonucunda yaşamlarını sürdürmektedirler.
Saydığımız tüm bu olayların görünürde failleri olan değişik hayvan
türlerinin hiç birinin, tıbbi veya ilmi yönde düşünecek zekalarının
ya da eczacılık yeteneklerinin olmadığı da bir gerçektir. Onlar
her örnekte, Rabbimizin ilhamı ile, O'nun gösterdiği yolda hareket
etmekte ve en mükemmel sonuca ulaşmaktadırlar. Onların üzerlerinde
tecelli eden üstün akıl ve rahmet, vicdan sahibi insanları her konuda
olduğu üzere bu, örnekler üzerinde de daha derin düşünmeye davet
etmektedir.

|