|
Buzlu Topraklarda Yaşayan Kanarya Bitkisi - 2
Ekvator
bölgesinde bütün heybetiyle boy gösteren binlerce metre yüksekliğindeki
Kenya Dağı yıllardır, oldukça büyük ve gösterişli bir görünüme sahip
olan Kanarya bitkisine ev sahipliği yapar. Ekvatorda aynı gün içinde
yaşanan iki değişik iklim, bir çok canlının yaşayamayacağı kadar
şiddetli bir ısı farklılığına yol açar. Gündüz vakti etrafa yayılan
kavurucu sıcaklık, gecenin ilerlemesiyle yerini şiddetli bir soğuğa
bırakmaya başlar. Kenya dağının eteklerinde yetişen Kanarya bitkisi,
yaşadığı süre boyunca bu iklimin getirdiği tehlikelerle karşılaşmış
ve her seferinde de hayatını kurtaracak bir yöntem bulmayı başarmıştır.
Bu bitkiler geceleri soğuktan donmamak için ihtiyaçları olan ısıyı,
son derece akılcı bir metod kullanarak elde ederler. Kanarya bitkileri,
zamanla kuruyup ölen yaprakların toprağa düşmesine izin vermez ve
bu yaprakların gövdesinin etrafında kalın bir örtü oluşturmasını
sağlayarak soğuktan korunurlar. Ancak kanarya bitkilerinin soğuğa
karşı aldıkları bu tedbir, hiç hesapta olmayan bir tehlikenin ortaya
çıkmasına sebep olmuştur. Bu tehlike, kuruduğu halde bitkinin gövdesine
bağlı kalmakta direnen yaprakların, aşağıya düşerek toprağa karışmaması
ve bundan dolayı bitkinin köklerine yeterli besinin ulaşamamasıdır.
Kökleriyle toprağın derinlerine uzanarak buradaki mineralleri gövdesine
çeken kanaryalar, ölü yapraklardan toprağa karışacak olan maddelerin
eksikliği nedeniyle köklerinin emebileceği yeterli miktarda besini
bulamazlar. Bu durumun farkına varan bilim adamları kısa sürede
ölmesi gereken bu bitkilerin bütün ihtişamıyla buzlu toprakların
üzerinde nasıl olupta canlı kalabildiğini uzun zaman araştırmışlardır.
Çünkü köklerin bağlı olduğu toprak hiçbir şekilde bitkiyi yaşatabilecek
bir zenginliğe sahip değildir. Fakat her zorluk karşısında en akılcı
ve en isabetli şekilde kendini savunarak hayatta kalmayı başaran
kanarya bitkisi, bu durum karşısında da olabilecek en mantıklı çözümü
geliştirmiştir.
Topraktan yaşaması için gerekli besini alamayacağını anlayan bitki,
büyük bir mucize ve olağanüstü bir akıl gösterisinde bulunarak gövdesinde
yedek kökler meydana getirir. Araştırmacıların hayretle ve merakla
izlediği bu olayın sırrı, yedek kökler ulaşmak istedikleri yere
vardığında açığa çıkmıştır. Büyük bir kararlılıkla ölü yapraklara
yönelen yedek kökler, bu yapraklara ulaştıklarında, buradaki besini
emerek kendini güçlendirmeye başlamıştır. Ölü yaprakların toprağa
karışmaması nedeniyle gerekli besini sağlayamayan bitki, bunun yerine
gövdesinden çıkardığı bu ek kökler yardımıyla hayatta kalmayı başarır.
Kanaryaların, şuuru, aklı ve zekası olmadığı bilinen bir bitki olması,
hayatıyla ilgili bir çok sorunun gündeme gelmesine sebep olmuştur.
Herşeyden önce bu bitki, topraktaki minerallerin yetersiz olduğunu
nasıl tespit edebilmiştir? Çünkü böyle bir tespitin yapılabilmesi
için bölgedeki toprak üzerinde çok detaylı bir inceleme yapmak gerekir
ki, bu ancak bugünkü teknolojinin insanlara sağladığı imkanlarla
yapılabilecek bir çalışmadır. Halbuki bu tip bir imkana sahip olmayan
kanarya bitkisi, topraktaki besin yetersizliğini rahatlıkla tespit
etmiş ve hemen önlemini alarak kendisine herhangi bir zarar gelmesini
engellemiştir. Bu bitkiler hiç beklenmedik bir anda gövdesinin ortasında
yeni kökler meydana getirmiş ve bu kökler yönünü direk olarak ölü
yapraklara çevirmiştir. Köklerin ölü yapraklara doğru ilerleyip
onlara vardığında birdenbire durması, ancak gerekli olan besinin
burada olduğunu bilmesiyle mümkün olabilir. Halbuki oldukça hızlı
gelişen kökler, sağlıklı olan yapraklardan birine doğru ilerleyip,
ondaki besinlerden faydalanmak isteyebilirlerdi. Yada ölü yapraklara
vardıklarında buradaki besini emmeye gerek duymayabilirlerdi Ancak
bu seçeneklerin hiçbirisi oluşmamış ve kanaryalar kendileriyle ilgili
her konuda olduğu gibi bu konuda da hatasız bir planı başarıyla
sonuçlandırmışlardır. Fakat çok geniş bir bilgi birikimiyle tek
tek hesap edilmesi gereken bu detayları kanarya bitkisi, nasıl düşünüp
uygulayabilmiştir?
Etrafından habersiz yaşayan bir bitki kökü, dışarıyı görebilecek
bir göze ya da yönünü hesaplayabilecek bir zekaya ya da menfaatini
kollayabilecek bir şuura sahip olmadığı halde, bir çok yaprağın
içinden kendisi için besin kaynağı olanları nasıl bulmuş olabilir?
Sağlam yaprakları seçmemesi gerektiğini ona bildiren biri olamayacağına
göre bu kararı hangi akıl ve irade ile almış olabilir? Kuzey kanaryaları
yaşayabilmek için, köklerini ölü yapraklara yöneltmesi gerektiğini
düşünebilecek bir varlık değildir. Bir insanın bile böyle bir karar
alabilmesi için yaprakları inceleyebileceği özel aletlere, bu incelemelerden
çıkan sonuçları değerlendirebilecek uzun bir eğitime sonra da bu
besini köklere iletmenin yolunu bulabilecek keskin bir zekaya sahip
olması gerekir. Halbuki burada bahsedilen bitki, bu tip imkanlara
sahip olmamasının yanısıra bunların ne olduğunu anlayabilecek bir
şuura bile sahip değildir.
Her örnekte ve her canlıda olduğu gibi ortaya çıkan tek netice bu
varlıkların onlar adına düşünen, planlayan ve uygulayan Yaratıcı
bir gücün varlığına tabi olduklarıdır. Doğaya ve doğayı süsleyen
bu canlılara hakim olan düzenin, üzerlerinde görülen akıl örneklerinin
ve mucizevi yaşantılarının tek açıklaması budur. Cenab-ı Allah bu
hayatı yaratmış ve onu, insanlara imanın delillerini kavrayabilecekleri
son derece açık ve aşikar görülen örneklerle donatmıştır.

|