İncir Çekirdeğindeki Özel Misafirhane - 3

Erkek yaban arılarının kendilerini, içinde kapalı kaldıkları çiçekten kurtarmasını bekleyen dişi arılar, incir ağacının kendilerini uzun bir müddet güvenlikli ve rahat bir mekanda misafir etmelerine karşılık olarak son derece mucizevi bir tavır sergilerler.

Çiçekten dışarı çıkacakları tünelin açılması esnasında arıların işlerini bitirmesini bekleyen dişiler, beklenmedik bir şekilde toplu olarak belirli bir yöne yönelirler. Bulundukları yerden ayrılarak polenlerin üretildiği bölmeye giden dişiler, bir müddet bu bölgede konaklarlar. Belirli bir amaca yönelik olduğu aşikar olan bu toplu hareketin sebebini öğrenebilmek için yapılan araştırmalar uzun bir süre yoğun olarak devam etmiştir. Bir an önce çiçeğin içinden dışarı çıkmak isteyen yaban arılarının neden özellikle buraya gidip durakladıklarının anlaşılması ise canlılar aleminin en çarpıcı iman hakikatlerinden birinin daha ortaya çıkarılmasına sebep olmuştur.

Bu tozcukların etrafına doluşan dişi arıların büyük bir süratle polenleri toparlamaya başladıkları görüldüğünde, arıların buna neden gerek duydukları anlaşılamamıştır. Üstelik dişi arılar, aralarında kararlaştırmışçasına toplu olarak polenleri toparlamakla kalmayıp, bunları karınlarının etrafındaki keselere de doldurarak depo etmeye başlamışlardır. Keselerinin hepsini tümüyle doldurmuş olan yaban arıları, artık daha fazla yer kalmadığına kanaatleri geldiğinde erkek arılar tarafından açılan çıkış tünelinden dışarıya havalanırlar. Toplanan polenlerin arıların hiç bir şekilde de işlerine yaramayacağını ayrıca besin olarak da kullanmadıklarını bilen araştırmacılar, dişilerin bu polenleri götürdükleri yeri gördüklerinde incir ağaçları hakkında gizli kalmış bir sırrı da açığa çıkarmış oldular.

Keselerinde depoladığı tozlarla çiçekten ayrılan yaban arıları, ilk iş olarak etrafta başka bir incir ağacı olup olmadığını araştırmaya başlarlar. İlk buldukları incirin çiçeğine konan arılar, dar delikten içeri girerek hemen bitkinin polen üretim merkezine gider ve keselerindeki tozları buraya bırakırlar. Böylece sıcak bölgelerin sık rastlanılan bitkilerinden biri olan incirlerin, yıllar yılı neslini nasıl devam ettirdiği ve tohumlarını diğer ağaçlara hangi yolla ulaştırdığı öğrenilmiş oldu.

Dişi arılar bir an önce dışarı çıkmak istedikleri halde son derece kararlı bir tavırla polen üretim kısmına gidip keselerine polen doldurmaya başlamışlardır. Ama burada anlaşılamayan yaban arılarının bu hareketten hiçbir şekilde bir menfaat sağlamamalarıdır. Normal koşullarda kendilerine yiyecek depo etmeleri gereken arılar, onlar için hiçbir çekici yanı olmayan bu tozlara yönelir ve kendileri için oldukça zahmetli olduğu halde, uzun bir süre polen toplarlar. Dişi arılar, keseleri dolmuş bir şekilde dışarıya çıktıktan sonra birçok çiçeğin üstüne konmalarına rağmen , hiçbir yerde bu polenleri bırakmayıp uzun bir müddet yanlarında muhafaza ederler. Ancak bir incir ağacı görüp onun çiçeğinin içine girdiklerinde polenleri keseden dışarıya çıkarmaya karar verirler ki, bunu da çiçeğin herhangi bir yerinde gerçekleştirmezler. Tozları bırakmak için özellikle polen üretim bölümüne gider ve keseleri itinayla buraya boşaltırlar. Bu yöntemle de incir ağacının neslinin devamını sağlamış olurlar. Ancak bu hayvanın böylesine ustaca tasarlanmış bir planı kendi aklıyla yapabilmesi için çiçeğin içindeki bölümleri çok detaylı incelemiş olması, içerdeki tozların çoğalmayı sağlayan polenler olduğunu bilebilmesi, bu polenlerin de başka bir incir ağacının polenleriyle birleştiğinde bitkinin neslinin devam edeceğini tahmin etmesi gerekmektedir. Oysa bu bilgileri insanların öğrenebilmesi için bile yıllardırca çok büyük masraflarla detaylı araştırmalar ve incelemeler yapılmaktadır. Bu küçük arının ise ne yüzlerce ağacın arasından incirleri tanıyacak ne çiçeğin polenlerini kullanarak çoğaldığını bilebilecek ne de yumurtalarını bırakacağı yeri hesaplayabilecek bir akıl ve zeka gücü kesinlikle yoktur. Buna rağmen böylesine mükemmel bir yaşantının sahibi olması yanlızca Rabbinin ona ilham ettiklerini tek tek yerine getirmesi ve O'nun hükmüne boyun eğmesiyle gerçekleşmektedir.