İncir Çekirdeğindeki Özel Misafirhane - 1

Allah'ın yerin üstünde yaratıp insanlara büyük bir nimet olarak sunduğu bitkiler, kimi zaman binlerce metre yüksekliğindeki Kenya Dağının bulutlara karışmış zirvesinde, ya da nemli ve sıcak Amazon ormanlarının, içinde canlılık belirtisi olmayan derin bataklıklarında, kimi zaman da Pasifik'in volkan patlamalarıyla oluşan mercan adalarında her türlü zorluğu yenerek yaşam imkanı bulur ve son derece ilginç metodlarla dört bir yana yayılarak nesillerini yıllarca devam ettirirler.

Her türlü iklime ve değişen coğrafi koşullara göre özel sistemler geliştirerek kendilerini savunan bu varlıklar, yılın belli dönemlerinde bulundukları bölgede hayret verici bir süratle çoğalmaya başlarlar. Ağaçların arasında gizli kalmış küçük gölcüklerde çiçek açıp, kilometrelerce uzaktaki gölgelik yamaçlara tohum gönderen bu bitkilerin her yerde aynı anda filiz vermesiyle, araştırmaların yönü, bu alışverişin gerçekleşmesi için kullanılan metodlara çevrilmiştir.

Her bitkinin kendine has özel taktikler kullanarak etrafa yaydığı polenler, en ince detayına kadar hesaplanmış kusursuz bir planın işlemesiyle, toprağın üzerini kısa sürede yeni filizlenen binlerce bitkiyle doldurur.

Çiçeklerinin içinde özel olarak oluşturduğu mekanlarda yaban arılarının yaşamasına izin vererek neslinin devamını sağlayan incir ağaçları da, Güney Afrika'nın verimli arazilerinde sıkça rastlanan bu mucizevi canlılardan biridir.

Toprağın altındaki büyük kayaların çatlaklarına kadar uzanan kökleriyle incirler, iki milim büyüklüğündeki bir yaban arasıyla oldukça değişik bir menfaat birlikteliği kurmuşlardır. Diğer türlerine göre oldukça küçük olan bu arılar her üreme mevsiminde, bölgenin güneydoğusunda birbirine karışmış bitki ve ağaçlarla örtülmüş yamaçlarda, aceleci bir arayış içine girerler. Bunun sebebi, bütün ağaçları gezerek etrafı araştıran arıların, yumurtalarını bırakacakları uygun bir yer arıyor olmalarıdır. Küçük yaban arılarının bu gezintileri uzun süre gözlemlendiğinde, arının her seferinde yeni çiçek açmış olan incir ağaçlarını seçerek, onların üzerine konduğu görülmüştür. Dişi arının kendisi için oldukça yorucu olan bir araştırma sonucu bulduğu bu ağaçları tercih etmesinin sebebi ise ağacın arıyı misafir ediş şekli incelendiğinde ortaya çıkmıştır.

İklimin oldukça sıcak olduğu bu bölgelerde bulduğu ilk incir ağacına doğru hızla ilerleyen yaban arısı, dalların üzerindeki çiçeklerin içine girebilmek için bitkinin üzerinde bir müddet konaklar. Ancak içine yerleşmek istediği çiçeğin giriş deliği, oldukça küçük ve dardır. Normal şartlarda üzerine kolaylıkla yerleşebileceği binlerce çiçek çeşidi olduğundan bu zorluğu göze almaması ve hemen geri dönmesi beklenen arı, bunun tam tersine oldukça şaşırtıcı bir kararlılıkla ve kanatlarının zedelenmesine aldırmadan küçük delikten içeri girmek için büyük bir gayret sarfeder.

Kimi zaman İki kanadını birden kaybederek içeriye girmeyi başaran yaban arısı, bitkinin dip kısımlarına doğru ilerlemeye başlar. Dişi arının çiçeğin derinliklerine doğru ilerlemesi, polenlerin üretildiği dişi çiçeğin yanına vardığındason bulur. Üstü polen dolu olan bu bölgeye konan yaban arısı, varmak istediği yere geldiğinden emin bir şekilde hiç vakit kaybetmeden yumurtalarını çiçeğin tepesine enjekte eder. Önce dişi arının neden özellikle bitkinin dip kısmında olan bu bölgeyi seçtiği tespit edilememiş ancak kısa bir süre sonra çiçeğin, yumurtaların barınması için kendinde meydana getirdiği değişiklik görülünce, arının amacı da ortaya çıkmıştır. Anne yaban arısı doğacak olan yavrularını çiçeğe bıraktıktan bir müddet sonra bitki, yumurtaların bırakıldığı bölgeyi onları da içine alacak şekilde şişirerek yuvarlak bir yumru meydana getirir.

Şişirerek elde ettiği bu küçük odacığın içinde kalan yumurtalar ise incir çiçeği sayesinde hiç bir düşmanın aklına gelmeyecek kadar güvenli ve sağlam bir barınakta pupa dönemini geçirmeye başlarlar. Böylece amacına ulaşmış olan anne arı, yavruları için özel olarak elde edilen bu güvenilir mekana onları yerleştirip görevini tamamladıktan hemen sonra hayatını kaybeder.

Yaban arıları hakkında yapılan ayrıntılı araştırmaların ilk safhası incir ağacına yerleşen arıların yalnızca dişiler olduğunun anlaşılmasıyla başlamıştır. Dişi arı incir ağacını bulana kadar sayısız bitkinin ve çiçeğin üzerine konar. Çünkü bu yaban arılarının yaşadıkları yerler,onların yumurtalarını bırakmak isteyebilecekleri binlerce bitki, ağaç ve çiçeğin yetiştiği yerlerdir. Civardaki çiçeklere kolayca yavrularını bırakabilecek olan anne arı, kanatlarını kaybetmemeyi dahi göze alarak ısrarla, incir çiçeğinin küçük deliğinden içeri girmeye çalışmaktadır. Çünkü onun seçtiği ağaç, yavruları için özel olarak oluşturulan bir mekana sahip, belki de tek ağaçtır. Burada merak uyandıran, yaban arısı çiçeğin içine girip yumurtalarını ona enjekte edene kadar insanların bile öğrenme imkanına sahip olamadığı bu bilgiyi, dişi arının nasıl ve nereden öğrenebildiğidir. Üstelik bunu bilen ve uygulayan sadece tek bir yaban arısı değil, arı kolonisinin bütün dişileridir.

Anne arı çiçeğin içine girdikten sonra ilk iş olarak yumurtalarını bırakmak yerine önce dip taraftaki polen üretim merkezini bulur. Çünkü bitkinin yumurtalar için şeklini değiştirerek özel şişlik meydana getirdiği yer, burasıdır. Fakat arının bu bilgiye teknik olarak nasıl sahip olduğu bilenememektedir. Çünkü bunu bilebilmesi için arının, incir bitkisinin biyolojik yapısını oldukça detaylı bir incelemeyle araştırmış olması ve yavrularının buraya bırakıldığında etraflarının şişerek küçük bir odacık haline geleceğini daha önceden tespit etmiş ya da birinden öğrenmiş olması gerekmektedir.

Böyle bir inceleme yapabilmek için ise bu canlının önce insani bir şuura sahip olması, daha sonra gereken çalışmayı yapabilecek teknolojiyi elde etmesi, bunun için uzun bir eğitimden geçmiş olması ve her şeyden önemlisi de elde ettiği sonuçları anlayabilecek bir akla ve zekaya sahip olması şarttır. Ancak yumurtalarına yer arayan dişi arının bu özelliklerin hiç birisine sahip olmadığını bilen araştırmacılar, buna rağmen hayvanın nasıl olup da böylesine olağanüstü bir akıl gösterisinde bulunduğunu açıklayamamışlardır. Çünkü burada son derece aşikar olan tek açıklama, yaban arılarının kendilerine ait olmayan bir akıl ve iradeye bağlı olarak hareket ettikleri ve bu aklın sahibi olan sonsuz güç tarafından yaratılmış olduklarıdır. Araştırmacıların inceleme yaptıkları her canlı üzerinde şahit oldukları bu hükümdarlığın sahibi olan Cenab-ı Allah, böylece insanlara hiçbir şekilde itiraz edemeyecekleri sayısız yaratılış delili göstererek, onları imana davet etmektedir.