|
Güneş
Ve Işığı
Kuran-ı
Kerim'in 91.suresi olan Şems Suresi "Güneş ve onun parıltısına
andolsun" ayeti ile başlar. Allah'ın düşünmeleri için insanlara
Kur'an-ı Kerim'de çok sık örnek verdiği güneş, yaklaşık 1,5 milyon
km.'yi bulan yarıçap, içerisinde meydana gelen kimyasal reaksiyonların
karmaşıklığı, dünyaya olan uzaklığı ve dünyamıza ulaşan ışınlarının
fonksiyonları ile her sabah gözümüzü açtığımız zaman karşılaştığımız
olağanüstü bir mucizedir.
Dünyadaki yaşamın temel kaynağı, güneşin içinde meydana gelen termonükleer
reaksiyonların sonucunda ortaya çıkan enerjidir. Nitekim güneşin
dünyaya gönderdiği enerji miktarı, senelik olarak hesaplanmaktadır.
Araştırmalar sonucunda elde edilen bu rakam, 1.300.000.000.000.000.000.000.000
kaloridir. Kaldı ki bunun yanısıra, güneşten dünyaya bir günde ulaşan
güneş enerjisinin miktarı ise, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir
senede üretilen toplam elektrik enerjisinin tam 1,5 milyar katı
kadardır. Diğer özelliklerinin yanısıra verilen sadece bu iki örnek
bile, güneşin yaratılışındaki ihtişamı vurgulamak için yeterlidir.
Nitekim ilerleyen bilim ve güneş hakkında elde edilen yeni bilgiler,
insanı hayrete düşürecek pek çok gerçeği açıklamaya devam etmektedir.
Yeryüzündeki
canlı cansız tüm varlıkların oluşmalarına ve mükemmel bir denge
içerisinde gelişmelerine vesile olan ışınların temel kaynağı olan
güneş, dünyamızın 149.664.900 kilometre uzağında bulunmaktadır.
Bizlerden bu kadar uzak bir mesafede olmasına rağmen, çıplak gözle
bakamadığımız güneşin ışıkları, dünyamıza sadece 8 dakika gibi kısa
bir sürede ulaşır. Çünkü güneşten kopup ayrılan ışığın dünyaya yöneldiğinde
alacağı hız, saniyede 300.000 km.'ye varmaktadır. Işıkların böylesine
muazzam bir hız kazanmalarını sağlayan enerjinin kaynağı ise, herzamanki
gibi yine güneşin içinde gizlidir.
Bu kaynağın oluştuğu yeri araştıran bilimadamları, öncelikle güneşte
meydana gelen kimyasal tepkimeleri inceleme yoluna gitmişlerdir.
Işığın bu kadar müthiş bir hızda gitmesini sağlayan, güneşte gerçekleşen
tepkimeler sonucu ortaya çıkan "füzyon enerjisi"dir. Füzyon
(birleşme) enerjisi, hafif atomların birleşerek, daha ağır atomları
oluşturması sonucu ortaya çıkar. Bu birleşme sonucunda, herhangi
bir türe sahip olan madde, başka bir türe dönüşebilmektedir. İşte,
dünyamızın hergün aydınlanmasına, yeryüzünde yaşayan 6 milyar insan
dahil, diğer milyarlarca türdeki canlının ısınmasına ve tüm bu canlıların
beslenmesine vesile olan, yalnızca güneşte meydana gelen bu dönüşümdür.
2.000.000.000.000.000.000.000.000.000. tonluk dev kütlesiyle, büyük
bir alev topunu andıran güneş, içinde barındırdığı % 69.5 hidrojen
ve % 28 helyum gazlarıyla, inanılmaz bir nükleer enerjiyi açığa
çıkarmaktadır. Güneşin çekirdeğindeki bu ısı, sahip kılındığı büyük
kütle nedeni ile yaklaşık 15 milyon dereceye kadar ulaşır. Nitekim
bu büyük sıcaklık ve basınç yardımıyla 4 adet hidrojen atomu nükleer
reaksiyona girerek, helyum atomunu oluşturur. Helyum atomunun kütlesi,
4 hidrojen atomunun toplam kütlesinden daha küçük olduğundan, aradaki
bu kütle fazlalığı, enerji olarak açığa çıkarır.
4 hidrojen atomunun, 1 helyum atomu oluşturmasıyla ortaya çıkan
0.0294'lük orana sahip fark, dünyada yaşayan canlılar açısından
son derece önemlidir. Çünkü burada, derin bir zeka ve akıl gerektiren,
ince hesaplamalara dayalı bir düzen söz konusudur. Eğer bu küçücük
fark, biraz daha büyük olsaydı, güneş ışınları gözlerimizin dayanamayacağı
kadar parlak ve bedenimizin kaldıramayacağı kadar sıcak olurdu.
Halbuki güneş, Cenab-ı Allah'ın sonsuz rahmeti ve takdiri ile olabilecek
en mükemmel uzaklığa konmuştur ki, bu sayede ne dünyayı sıcaklığı
ile kasıp kavurmakta, ne karanlıklara terketmekte ve ne de dondurucu
bir soğuğa maruz bırakmaktadır. Nitekim güneşin uzaklığındaki en
ufak bir oynama halinde, dünya üzerinde hayat tamamen yok olacaktır.
Nitekim güneş, bütün alemlerin tam ihtiyacı olan bir yerde ve Cenab-ı
Allah'ın ona tayin etmiş olduğu belli bir yörünge içerisinde akıp
gitmektedir.
"Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstekarra
doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah'ın)
takdiridir." (Yasin Suresi 38)
Sonuç
olarak denebilir ki, güneşteki enerji, mevcut hidrojenin, sürekli
olarak helyuma dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. İlk bakışta, enerji
çıkışına neden olan farkın, çok küçük olduğu düşünülebilir. Çünkü
bu fark, yalnızca atomik boyutta gerçekleşmektedir. Ancak güneş
içersinde her saniye 616 milyon ton hidrojenin 612 milyon ton helyuma
dönüştüğü düşünülürse, söz konusu enerjinin ne kadar büyük bir güçte
olduğu anlaşılacaktır.
Nitekim Bediüzzaman Said Nursi, bu muazzam olayların gerçekleştiği
güneşi yaratmanın, Cenab-ı Allah için ne kadar kolay olduğunu ve
güneşin, Allah'ın yarattığı sonsuz alemler içerisinde yalnızca küçücük
bir yere sahip olduğunu şu sözleriyle dile getirir:
"Şu
koca güneş gök denizinde Şems-i Ezeli'nin Nur isminden tecelli
eden bir lemasının katremisal bir ayinesidir." (Sözler)
"Şu
kainatın lambası olan güneş, kainat sahibinin vücuduna ve vahdaniyetine
güneş gibi parlak ve nurani bir penceredir." (Sözler)
Yüzyıllardır
olduğu gibi hiçbir aksaklık ve gecikme olmadan Cenab-ı Allah'a boyun
eğerek ihtişamlı görevini sürdüren güneşin kütlesi, her geçen saniye
4 milyon ton maddeyi kaybederek, bu kaybı ısı ve ışık haline dönüştürmektedir.
Bu büyük rakama rağmen, güneşin yeryüzüne hayat sağlayan yakıtının,
bilimadamlarınca 5 milyar yıl sonra tükeneceği tahmin edilmektedir.
Kaldı ki, dünya üzerindeki canlılar da benzer ince hesaplarla, güneşten
gelen enerjiyi kendi yaşamları için kullanmaktadırlar.
Cenab-ı Allah, insan aklının hayal dahi edemeyeceği ve kavramakta
güçlük çekeceği rakamlar kullanarak, muhteşem sanatını her defasında
sergilemekte ve tek Yaratıcının kendisi olduğunu bir kez daha tüm
insanlara öğüt almaları için bildirmektedir.
"Gece
gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya
da secde etmeyin. Allah'a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır.
Eğer O'na ibadet edecekseniz." (Fussilet Suresi, 41)

|