|
Evrimi
Çürüten Fedakarlık
Her
gördüğümüzde, her duyduğumuzda, kendileriyle ilgili öğrendiğimiz
her detayda, Rabbimizin delillerine olan hayranlığımızı kat kat
arttıran canlılar, tüm yaşamları boyunca tesadüfen değil, bilakis,
üstün bir aklın ve yöneticinin mükemmel yönlendirmesiyle hareket
ettiklerini bize göstermektedirler. Özellikle sürüler halinde yaşayan
hayvanların, gerek sosyal yaşama sahip birer canlı gibi hareket
etmeleri, gerekse ailelerine ve hemcinslerine gösterdikleri, ancak
şuurlu bir canlıya ait olabilecek fedakar tavırlar, Darwin'in olması
gerektiğini iddia ettiği davranışlarla taban tabana zıttır.
Zira
evrimci felsefenin savunduğu görüşe göre; doğada, hayatta kalmak
için temel kural, diğerlerinden daha güçlü olmaktır. Hayatta kalmanın
en önemli şartı ise mücadele olduğundan, bu durumda her canlı için
geçerli olan tek sistem, acımasız ve yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda
hareket eden, hatta bu uğurda gerektiğinde yavrularını, hemcinslerini
feda edebilecek bir yapıdır.
Ancak doğadaki bir iki örnek bile hayvanların nasıl olağanüstü bir
şekilde birbirlerinin yardımına koştuklarını, hatta bazılarının
göz göre göre kendi yaşamlarını tehlikeye attıklarını açıkça göstermektedir.
Gösterilen bu olağanüstü denebilecek fedakarlıkların ölümü göze
almak anlamına geldiği çok açıktır. İşte evrim teorisinin hiçbir
açıklama getiremediği ve tıkanıp kaldığı noktalardan biri budur.
Zira Darwin'in tasvir ettiği dünyada, hayvanların aileleri ve hemcinsleri
için gösterdikleri fedakarlığın tam aksine verdikleri hayatta kalma
mücadelesinden dolayı acımasız, katı ve merhametsiz olmaları gerekir.
Dolayısıyla diğerlerinden daha güçlü olmak için tek alternatifleri
vardır. Bu da egoist ve kendi çıkarlarını korumak için elinden gelen
herşeyi uygulayan bir modeldir. Ancak doğada yaşayan pek çok canlı,
eşi benzeri görülmemiş fedakarlıklarda bulunarak bu teorinin geçersizliğini
adeta ilan etmektedir.
Bu
konuya en güzel örneklerden birini penguenler oluşturur. Her seferinde
tek bir yavruları olan penguenler, yaşadıkları kutup ikliminin dondurucu
soğuğundan yumurtalarını koruyabilmek için, hiç hareket etmeden
haftalarca durmak zorundadırlar. Bu sırada açlıktan ölmemek için
kendilerine gerekli olan yiyecek ise , kalın kürk mantolarının hemen
altında bulunmaktadır. Herşeyi ince ince tertip eden ve yarattıklarına
şefkat ve merhamet yönelten Cenab-ı Allah, bu süreyi hareketsiz
geçirecek ve dolayısıyla kendi rızkını kendi bulamayacak olan penguenin
derisinin altına ihtiyacı oldukça eriyen kalın bir yağ tabakası
yerleştirmiştir.
Şüphesiz penguen, yavrusu için yaptığı bu sabırlı bekleyişi kürkünün
altında bulunan yağ deposunun kendisine yeterli olacağından haberdar
olduğu için gercekleştiriyor değildir. Bu fedarkarlığın temelinde,
hayvanın Cenab-ı Allah'tan kendisine ilham olunanı kayıtsız şartsız
yerine getirmesi ve yaradılışının gereğine uyarak, kendi menfaatlerine
aykırı da olsa, türünün devamını sağlayabilmek için özveride bulunması
yatmaktadır.
Sürülerde bulunan ve ebeveynlerini bir şekilde yitirmiş olan öksüz
penguenlerin bakımlarını yavruları olmayan diğer penguenler üstlenirler.
Böyle bir işi gerçeleştirmek için hiçbir zorlama olmadan hareket
eden penguenler, bu yavruyu evlad edinerek adeta kendi yavruları
gibi sahiplenir ve bakıp büyütürler. Bu ise biyologların açıklayamadığı
bir olaydır. Zira penguenlerin bu yavruları tanımayıp kendi yavrusu
zannetme gibi bir durumları yoktur. Yapılan gözlemler, sürüdeki
herhangi bir penguenin tercih edildiği, akrabağlık bağı gibi faktörün
tercih sebebi olmadığını göstermektir. Dolayısıyla bu müthiş olay,
aile içinde bir yardımlaşma gereği ya da bir gen bağı olarak da
açıklanamaz.
Bu olayların tek bir açıklaması vardır; Allah-u Teala'nın kendilerine
emrettiğine son derece teslimiyetli olan bu hayvanların, kendi menfatlerinin
peşinde koşmak yerine, bu özverili tavrı gerçekleştirerek, hakim
olan düzenin hak olduğunu göstermeleridir.

|