|
Atomun
İçine Doğru
"Senin
içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun
herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki,
ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş
olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden
uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur
ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın." (Yunus Suresi,
61)
Yaratılmanın
vesilesi Allah-u Teala'nın yoktan varettiği küçücük bir zerredir.
Bu küçük zerre insanın varoluş nedenlerinden, dünyadaki en önemli
ve büyük güç kaynaklarına kadar hemen her şeyin temel maddesi ve
yapıtaşıdır. Büyüklüğü gözle görülemeyen atomun içerdiği tüm bilgiler,
kendisinden 100.000 kat daha küçük olan atom çekirdeğinde saklıdır.
Bu atomların saktadıkları bilgiler ile insanın tüm özelliklerini
içinde barındıran muazzam yapıdaki bir hücre oluşabildiği gibi,
tüm dünya düzenini tamamen altüst edecek derecede büyük nükleer
bir güçde ortaya çıkabilmektedir. Akıllara durgunluk verecek bir
uyum ve akılla hareket eden atomların varlığı ise ancak 19. yy'da
keşfedilebilmiştir. Ancak milyarlarca yıl önce henüz insan bunun
farkında değilken, yaratılma başlamış ve bunlara sebeb olarak Cenab-ı
Allah yine karmaşık ve detaylı bir düzene sahip olan atomlar yaratmıştır.
İnkar edenler bu muazzam yaratılışa hayranlıklarını dile getirmektense,
çelişkili ve farklı açıklamalar bulmaya çalışmaktadırlar. Oysa varlığın
nedeni olarak açıklanan atomların oluşma nedeni yalnızca Allah'
ın vayhidir. Onlar insanın hiç bir zaman ulaşamayacağı bir akıl,
irde, güç ve disiplinle her an görevlendirilmişlerdir ve yüce Rabbimizin
dilemesiyle de görevleri sona erebilir.
Bir
atomun, bütün yaratılmışların arasında en küçük parçacık olduğu
gerçeğini bir düşünürsek, bu en küçük maddede dünyanın en büyük
gücünün gizli olması şüphesiz Cenab-ı Allah'ın sınırsız gücünün
ve kudretinin açık bir delilidir. Atomun çekirdeğinin ayrışmasından
oluşan nükleer güç ve ateş, okyanusları birleştiren kanallar açmak,
dağları oymak, mineralleri bizden saklayan kayaları doğramak, su
havzalarının yerini değiştirmek, yapma göller ve ısı kanakları üretmek
için kullanılmaktadır. Olmayacak dediğimiz şeyler örneksiz yaratan
Allah'ın izniyle olmakta ve bu oldukça akıl almaz nedenlere dayanmaktadır.
Atom
çekirdekleri proton ve nötron adı verilen iki temel parçacıktan
oluşmaktadır. Pozitif yüklü ve elektrikçe yüksüz olan bu parçacıkların
oluşturduğu atom çekirdekleri, bir bütün olarak pozitif elektrikle
yüklüdür. Bu yük çekirdeğin etrafında durup dinlenmeksizin dönen
negatif yüklü elektronlarla dengelenir. Herşeyin bir dengede yaratılmasına
en önemli delili teşkil eden atomlar, kendi içlerinde inanılmaz
bir elektriksel düzeni barındırırlar. Pozitif yükler bir kütle halinde
atomun içinde bulunurken, elektronlar dağınık halde onları çevrelerler.
Bu düzen tek bir atomda bile değişiklik göstermez. Bu düzen insanın
kendisi tarafından yönetilmemektedir, herhangi bir aygıt tarafından
da tasarlanmış değildir. Bu yanlızca Cenab-ı Allah'ın 'ol' demesiyle
oluşmuştur ve O'nun bilgisinde bir düzen içinde yoluna devam etmektedir.
"Rahman
olan Allah'ın yaratmasında hiç bir "çelişki ve uygunsuzluk
(tefavüt) göremezsin. İşte gözünü çevirip gezdir; herhangi bir
çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? (Mülk Suresi,
3)
Atomlar
biraraya gelip, maddeyi, canlıyı, nükleer gücü oluşturmaktadır.
Çok yakın zamana kadar bölünemeyen en küçük madde olarak tanımlanan
atom, tüm yaşamı oluşturan temel bir kaynak olarak ortaya çıkmaktadır.
Allah (cc) bu derece küçük bir maddede bu büyük gücü saklı tutmuş,
insan da yüzyıllardır bu sırrı çözebilmek için çaba harcamıştır.
Uzay çağına ulaşıldığı iddia edilen bir dönemde dahi sırrın tamamının
çözülememesi,Allah'ın (cc) yaratmasındaki muhteşemliği gözler önüne
sermesi bakımından anlamlıdır.
Allah'ın
büyüklüğünü ve kudretini yalnızca O'na inananlar ve gereği gibi
korkanlar takdir edebilir. Küçük bir atomda gizlenen bu sırrı, Cenab-ı
Allah'ın bu derece detaylı yaratması süphesiz ki inananların kararlılığını
arttırmak ve kalplerini pekiştirmek içindir. Yüce Rabbimiz delillerini
bize göstermekte ve şükretmek için vesileler yaratmaktadır. Müminlerin
üstünlüğü de işte bu delilleri görebilmesinden ve şükrünü gereği
gibi yapabilmesinden kaynaklanmaktadır.

|