Dolunayı
Bekleyen Aterina
Cenab-ı
Allah tarafından yaratılan canlıların bir çoğu , nesillerinin devamı
için gerektiğinde ölümü bile göze alıp, büyük bir mücadelenin içine
girerler. Bunun için de akıl almaz yöntemler kullanırlar. Bu canlılardan
biri olan aterina balığının, üreme yöntemi öyle " uzun vadeli
düzenlemeler "gerektirir ki, bunun bilinçsizce yapıldığını
iddia etmek gerçekten imkansızdır. Üreme mevsiminde bu balıkların
binlercesi, kusursuz bir zamanlama ile aynı anda hareket ederler.
Yumurtalarını bırakmak için kumsala ulaşmak zorunda olan aterinalar,
kendilerine son derece pratik bir yöntem bulmuşlardır. Dolunayda
gelgit sebebi ile kabaran denizin en yüksek anını kollayan balıklar,
kıyıya vuran büyük dalgalar sayesinde sürüklenerek kendilerini karaya
atalar. Karaya bu yolla çıkmayı başaran dişi aterinalar, bir müddet
kumun üstünde kalmayı sürdürürler. Her dişi aterina, suyun dışında
kaldığı bu kısacık zaman aralığında, ustaca kıvrılıp bükülerek kuma
gömülür ve 5 cm. derinliğe yumurtalarını bırakır. Bunun sebebi yumurtaların,
ancak kumda gömülüyken gelişebilmesidir. Dişi aterina yumurtalarını
karaya gömmeyi başaramazsa, hiç bir zaman neslini devam ettiremez.
Çünkü yumurtaların, akıntılı bir suyun içinde çatlamadan gelişebilmeleri
imkansızdır. Yeni doğacak aterina yavrularının sapasağlam yumurtadan
çıkabilmeleri, 15 gün boyunca sarsıntısız ve güvenlikli bir ortamda
gelişebilmelerine bağlıdır.
Balıkların çoğu yumurtalarını, suyun içindeki bir düzlüğe bırakırken,
aterinalar yumurtalarını karaya açtığı bir çukura gömmesi gerektiğini
bilirler. Böyle bir aklın bu balığın kendisine ait olmadığı apaçık
bir gerçektir. Çünkü bir balığın bunu bilebilmesi için yumurtaların
kabuğunu inceleyip hangi şartlar altında kırılacağını yada sağlam
kalacağını hesaplamış olması gerekir. Aynı zamanda yumurtanın gelişimini
tamamlama süresini tahmin etmesi, bunu da gelgit olayının süresine
göre ayarlayıp, aynı ana denk gelmesini sağlayacak bir plan yapması
gerekir. Bu balığın böyle bir kapasiteye sahip olması imkansız olduğuna
göre, bütün bunları onun için düşünen ve gerçekleştiren bir Yaratıcının
olduğu son derece açıktır. İnsanların bile, özel deneyler yapmadan
bilemeyeceği bu doğum yöntemini, aterina balığına öğreten kuşkusuz
yaratıcısı olan Allah (c.c.) 'tır.
"...Şüphesiz
benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendir. Gerçekten
bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur." (Yusuf Suresi/100)
Dişi
aterinalar doğacak yavrularını kuma gömmek için dolunayı beklerler.
Çünkü dolunay günü, dalgaların kabararak karayı kapladığı gündür
ki onbeş günde bir olan bu kabarma vaktini aterina balığının nereden
bildiği hala açıklığa kavuşturulamamıştır. Aterina, süresi üç saat
tutan denizin kabarma vaktini kollar ve kendini kıyıya ulaştıracak
en yüksek dalganın içine atar. Bu yolla kıyıya ulaşan Aterina, deniz
geri çekilmeden önce yumurtaları kuma gömmek zorundadır. Çünkü geri
çekilme vaktini kaçırması karada kalıp yaşamını kaybetmesine yol
açacaktır.
Aterina dışında hiç bir balık kendini bu yolla karaya atma cesaretini
gösteremez. Kara, balıklar için yaşamanın mümkün olmadığı ve uzak
durulması gereken tek mekandır. Ama aterinalar yumurtalarının karada
büyümesi gerektiğini bildiklerinden, kendilerini çok büyük bir riskin
içine sokarlar. Bu hareketi, aterina dışında her hangi bir balık
yapmış olsaydı yumurtaları karada kısa sürede ölürdü. Ama Allah'ın
yarattığı kusursuz intizam ve denge içerisinde hayvanlar aleminde
böyle bir hataya hiç bir canlının düştüğü görülmemiştir. Her hayvan
kendisi için neyin doğru olduğunu, nerede yaşayabileceğini, yumurtalarının
nasıl bir ortama ihtiyacı olduğunu çok iyi bilir ve bu konuda hiç
bir teredddüt göstermez.
Binlerce yumurtanın döküldüğü bu yorucu işlemden sonra, dişi balık
son bir güçle kumdan çıkarak denize döner.Tekrar yumurtlamaya hazır
duruma gelinceye kadar da bir daha karaya çıkmaz. Dişi aterinanın
kuma gömdüğü yumurtalar tam onbeş gün içinde olgunlaşır. Bu ise
denizin bir daha ki kabarma gününe denk gelen bir zamanlamadır.
Aradan geçen on beş gün zarfında yumurtalar olgunlaşıp çatlayacak
hale gelir. Bu süre içinde yumurtaların karada gömülü kalması gerekir.
Gerçekten de bu süre içinde, yumurtaların olduğu yere deniz suyu
gelmez. Fakat tam on beş gün sonra yani yumurtaların artık çatlayıp
denize dökülmesi gerektiği zaman, su gene bir gelgitle yükselir
ve yumurtaları alarak denizin içine sürükler. Bu sürükleme esnasında
çatlayan yumurtalardan, artık denizde yaşama zamanı gelmiş küçük
aterina yavruları çıkar.
Her şey öyle ince hesap edilmiştir ki, yumurtaların karaya gömüldüğü
zamanı izleyen günlerde su kıyıda o kadar yükselmez. Bu arada yumurtalar
gelişir ve çatlayacak hale gelir ama hayret verici olan, 15 gün
sonra tekrar sular kabarıp kumsalı basıncaya ve yumurtaların üstünü
örtünceye kadar bunlara hiç bir şey olmamasıdır.Allah'ın koruduğu
yumurtaların tam bir sonraki gelgit sırasında çatlaması da olayın
mucizevi yönlerinden biridir. Eğer sular onbeş günden daha önce
yükselip yumurtalara ulaşsaydı, bunlar suların çarpmasıyla çatlayacak
ve vakitsiz doğan yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz ölecekti. Eğer
denizin tekrar yükselmesi ve yumurtalara ulaşması onbeş günü geçseydi
yumurtalar kendi kendine çatlayacak ve doğan yavrular karada kalıp
denize ulaşamadan öleceklerdi.
Tüm bu olup bitenlerden bizim anladığımız, Cenab-ı Allah'ın ilmiyle
yarattığı bu balıkların, gelgit durumunu esrarengiz bir şekilde
gayet iyi bildikleridir. Çünkü balıklar daha üreme atlayışından
önce gelgit kuşağının hemen gerisindeki kesime yığılır ve kıyıya
ulaşmak için fırsat kollarlar.
İnsan görünürde her şeyin çok karmaşık devam ettiğini sanabilir.
Ama aslırda Rabbinin ilhamıyla hareket eden balıklar için durum,
hiç de böyle değildir. Her balık için muazzam bir zamanlama söz
konusudur. Balık yumurtlamak için hem suların en çok kabardığı günü
hatta saati bilir, hem de fazlaca erken davranmaması gerektiğini
..
Her şeyi hikmetiyle donatan ve kudretiyle yönlendiren Allah bu balığa
da neslinin devamını sağlaması için böyle muazzam bir yöntem göstermiş,
ihtiyacı olan tüm nimetleri bahşetmiştir.
Bu karmaşık ve muhteşem üremenin diğer üstün ve hikmetli yönü ise
yumurtaların denizdeki bir çok tehlikeli hayvandan uzakta ve güven
içinde gelişmesidir. Rablerine gönülden boyun eğmiş olan aterina
balıkları , hayati tehlike taşıyan bu davranışı yüzyıllardır hiç
yanılmadan Şubat ayının sonundan Eylül ayına kadar adeta büyük bir
disiplin içinde tekrarlarlar.
Şüphesiz tüm bunlar, düşünen insanlar için hem Rabbine kayıtsız
şartsız bir teslimiyet örneği hem de bunun karşılığında O'nun, rahmetiyle
nasıl sarıp kuşattığını görmekten dolayı şükür vesilesidir.

|