Teknolojiyi Geride Bırakan Bir Hayvan; Ağaçkakan

Cenab-ı Allah'ın yarattığı bütün hayvanlar kendileri için en sağlıklı olan beslenme sistemini bilir ve buna uygun bir hayat yaşarlar. Sadece kendileri için değil, soyunun devamını getiren yavruları için de besin toplayan hayvanlar;

* Bu besinleri nerede bulacaklarını

* Hangi yöntemleri kullanarak elde edebileceklerini

* Yavrular arasında nasıl dağılım yapacaklarını da bilirler. Bu hayvanlar aynı zamanda nerede yuva yapmaları gerektiği, yumurtalarını saklama teknikleri, organlarının işlevleri gibi konularda da Yüce Allah tarafından bilgilendirilmiştir.

İnsanların yıllar süren araştırmalar sonucunda, büyük paralar harcayıp geniş ekipler kurarak bu hayvanlarla ilgili elde ettikleri bilgileri, onlar doğal olarak uygular ve son derece rahat bir hayat yaşarlar. Bunun örneklerinden biri de evlerini geniş ağaçların oyuklarından imar eden ağaçkakanlardır.

Allah-u Teala bu hayvanlara rızık olarak uygun gördüğü böcek ve böcek larvalarını ağaç gövdelerinin üstlerine ve içine yerleştirmiştir. Dünya üzerinde; toprağın altında, üstünde, suda, çiçeklerde, otlaklarda, kayalarda yaşayan milyonlarca böcek türü varken, ağaçkakanlar kendi yapılarına en uygun olan bu rızkın yerini Rabbimizin ilhamıyla bilirler. Doğrudan doğruya ağaç gövdelerine yönelirler. Dıştan bakıldığında görülemeyen bu böceklerin, tahta kabukların altında yaşadıkları her ağaçkakana ilham edilmiştir.

Allah-u Teala, ağaçkakanlara rızkını sert kabukların altından sunarken, bu rızıklara kolayca ulaşabilecekleri bir vücut yapısını da beraberinde varetmiştir. Güçlü, düz ve sivri gagaları olan ağaçkakanlar, sabırlı ve itinalı bir çalışmayla, periyodik vuruşlar yaparak bu kalın gövdeleri oyuklarla doldururlar. En sağlam metallerden yapılmış keskin aletlerin, uzun süren bu vuruşlara dayanamayacağı ve körelip keskinliğini yitireceği açıkken; yıllar boyu gagalarını sert kütüklere vuran ağaçkakanların gagalarında hiç bir bozulma olmaması Rahman ve Rahim olan Allah'ın lütfundandır.

Bu hayvanların ağız yapılarında olan bu dayanıklılık değişik bir yönüyle kafa yapılarında da görülür. Kuşların büyük çoğunluğunda kafatası kemikleri birbirine yapışıktır. Ağaçkakanlarda ise gaga ve kafatası süngerimsi bir madde ile birbirinden ayrılmıştır. Bu maddenin üstünlüğü, ağaçkakanların yaptığı vuruşlardan kaynaklanan kısa aralıklı şokları emebilmelerinden ileri gelmektedir. Ağaçkakanlar bir saniyede 9-10 vuruş yapabilirler. Hatta cüsseleri küçük olan ağaçkakanlarda bu sayı artar.

Bu süngerimsi maddenin her vuruşta oluşan şoku emip bir sonraki şoku karşılayacak duruma gelmesi, üstelik bunu saniyede onu aşan sayıda yapabiliyor olması, bilimin ve teknolojinin izahta çaresiz kaldığı ve sadece hayranlıkla incelemeye aldığı bir mucizedir.

Dünyanın herhangi bir yerinde görülen, sıradan bir kuştaki doğal özelliklerden biri bile, insanın ne kadar acz içinde olduğunu ortaya koyuyor. Bizler kendi yaşamımızı devam ettirebilmek için, herhangi bir darbeden kafamızı ve bedenimizi büyük bir dikkatle korumaya çalışırken bir kuş için bu hiç bir şekilde problem olmamaktadır.

Kendi yaşamına uygun, sadece kendi ihtiyaçlarına yönelik özel bir rahatlık mekanizmasyla çevrilmiş olan bu hayvanın ayak yapısı da, en az enerjiyle, dik kütüklere tutunabileceği gibi planlanmıştır. Ayak tırnakları dağcıların kancalarına benzer şekildedir. İkisi öne, ikisi arkaya bakan dört sivri pençeli ayak, onu kolayca ağaç gövdelerine yapıştırır. Böylece bu hafif kuş gövdesinin, vuruşların etkisiyle geriye doğru düşmesi gerekirken, dimdik olarak saatlerce ağaca yapışık vaziyette durabilir.

Cenab-ı Allah'ın uygun gördüğü bu yetenekler, bu hayvanların zor koşulların çevrelediği ormanlarda tertemiz, pırıl pırıl, karnı doymuş ve güvenlik içinde yaşamasını sağlar.