ALLAH'A TESLİMİYET

Allah'a teslimiyet, O'nun dostluğuna güvenmek, O'ndan gelecek olan herşeyin hayır olduğunu ve yaşamının tümüyle Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmenin rahatlığını yaşamaktır. Bu nedenle Allah'a karşı teslimiyetli bir tavır, o kişinin Allah'a olan bağlılığının ve sevgisinin bir alametidir. Teslimiyet bilincini elde etmek için insanın Allah'ı çok iyi tanıması, gücünü ve sıfatlarını iyice kavramış olması gerekir. Bunun için de Allah'ın varlığının delillerini, insanlar üzerindeki merhametini, aklını, sanatını, gücünü detaylı düşünmek ve derin tefekkür etmek çok önemlidir. Yüzeysel bir düşünce, insanın Allah'a karşı gerekli teslimiyeti göstermesi için yeterli olmayabilir. Unutmamak gerekir ki Allah'a karşı gösterilecek olan teslimiyetin sınırı yoktur. Çünkü bir insanın Allah'a olan güveni, sevgisi, yakınlığı ve dostluğu gün geçtikçe artabilir. Bu sebeple insanın yaşamı boyunca meydana gelen olayları Allah'a teslimiyet göstermek için bir fırsat bilmesi gerekir.

Teslimiyetli bir tavrın ilk şartlarından biri, Allah'ın adaletine tam olarak güven duymaktır. Allah'ın kendisine tevekkül edenlerin yolunu muhakkak açacağını, yardım edeceğini bilmek, Allah'ı yakinen tanımak gerekir. Allah kullarına dostluğunu ve merhametini her an binlerce delille gösterir. Ancak bu delilleri görebilmek için insanın çevresine ve hayatına şuurlu ve dikkatli bir gözle bakması çok önemlidir. Düşünülmediği takdirde Allah'ın dostluğuna işaret olarak meydana gelen olayların hiç biri görülemez. Ancak dikkat açık olursa, insan Allah'ın her olayı lehine yarattığını, her zorlukta bir hikmet olduğunu, Allah'ın kendisini sürekli olarak koruduğunu, yardım ettiğini, desteklediğini fark edebilir. Nitekim kimi zaman Allah insanın dualarına hiç tahmin etmediği bir yolla icabet eder. Kimi zaman bir zorluk vererek imtihan eder ya da aleyhinde gibi görünen bir olay yaratarak eğitir. Bir çok insan Allah'ın bu denemelerini fark edemez. Başına gelen zorluklara karşı isyan eder, sitemkar bir tavır içine girer. Allah'a karşı teslimiyet göstermez. Ancak samimi iman sahibi müminler, teslimiyetin getirdiği sabır, kanaatkarlık ve huzur içinde olurlar.

Allah'a karşı teslimiyetin insanda nasıl bir ruh hali, tavır ve yaşam şekli meydana getirdiğini görmek için Üstad'ın hayatına bakmak gerekir. Çünkü tarihte Üstad'a yapılan zulüm çok nadir insana yapılmıştır. Ancak onun gösterdiği sabrı, tevekkülü ve güzel ahlakı da çok nadir insan göstermiştir. Nitekim Bediüzzaman çok büyük zorluklarla ve baskılarla karşılaşmıştır. Ancak bu olayların Allah'ın kontrolünde ve Allah'ın adaletiyle meydana geldiğini, ardında büyük bir hikmet gizli olduğunu fark etmiş ve bunu bizlere bir çok örnekle izah etmiştir. Üstad'ın bu konuyla ilgili açıklamalarından biri şu şekildedir.

"Risale-i Nur'da isbat edilmiştir ki: Bazan zulüm içinde adalet tecelli eder. Yani insan bir sebeble bir haksızlığa, bir zulme maruz kalır; başına bir felâket gelir; hapse de mahkûm olur; zindana da atılır. Bu sebeb haksız olur, bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu olay adaletin tecellisine bir vesile olur. Kader-i İlahî başka bir sebebden dolayı cezaya, mahkûmiyete çarptırılmış olan o kimseyi bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır, felâkete düşürür. Bu adalet-i İlahînin bir nevi tecellisidir."

Her insan yaşamında bir çok zorlukla karşılaşabilir. Bu durumlar karşısında başlıca görevi Allah'a kul olduğunu bilip, O'na teslim olmaktır. Nitekim yaşanan bir zorluk insanın hoşuna gitmeyebilir. Ancak o olay çoğu zaman kişinin belki de ancak yıllar sonra ulaşabileceği bir olgunluğu kazanmasına, manevi bir derinliğe ve Allah'la yakınlığa ulaşmasına vesile olur. Bu bakış açısını kazanmış, Allah'a dayanıp güvenen teslimiyetli bir insanın, başına gelen zorlukları nasıl değerlendirmesi gerektiğini anlayabilmemiz için Bediüzzaman'ın hayatını ve eserlerini dikkatle incelemek yeterlidir.

Bediüzzaman hayatının son 30 yılını hiç bitmeyen bir zulüm ve baskı ortamı içinde yaşamıştır. Çok nadir insanın dayanabileceği kadar zorlu bir hayatı olmuştur. Ancak Allah'a olan inancı, teslimiyeti ve güveni onun her geçen gün daha neşeli, rahat ve mutlu bir hayat sürmesine sebep olmuştur. Başına gelen zorlukları her zaman hayır olarak değerlendirmiş ve lehine görmüştür. Hatta onun yapılan baskılar karşısında moralinin hiç bozulmaması, ümitsizliğe ya da karamsarlığa kapılmaması ve dini yaşama şevkinin hiç azalmaması, inkar edenlerin kalbine büyük bir korku vermiştir. Üstad yaşlı ve tek başına yaşayan bir insan olmasına rağmen, insanların onu yenilmez bir güç olarak görmesinin sebebi, Allah'a karşı teslimiyetli olmasından kaynaklanan cesareti ve kararlılığıdır.

Üstad her konuda olduğu gibi teslimiyet konusunda da müminler için çok güzel bir örnektir. Onun gibi güçlü bir imana, akla ve ahlaka sahip olabilmek için Allah'a dayanıp güvenmek ve hayatın her anından razı olmak çok önemlidir. Ayrıca teslimiyet konusunda hiçbir insan için sınır olmadığını da akıldan çıkarmamak gerekir.