 |
 |
|
HZ.
MERYEM'İN AHLAKINDA İMAN EDENLER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR
Allah,
Kuran ayetleri ile insanlara nasıl bir ahlak göstermeleri gerektiğini
anlatmış ve yol gösterici olması için onlara peygamberlerden ve
salih müminlerden örnekler vermiştir. İşte müminlerin güzel ahlakı
üzerinde düşünmeleri ve kendilerine örnek almaları gereken bu
salih müminlerden biri de Hz. Meryem'dir.
Hz. Meryem, "Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını
örnek verdi... İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu...
O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı." (Tahrim Suresi,
11-12) ayetleriyle bildirildiği gibi, Allah'ın güzel ahlaklarıyla
Kuran'da tüm insanlara örnek verdiği iki kadından biridir. Hz.
Meryem, Allah'ın 'alemler üzerine seçtiğini' bildirdiği bir soydan,
'İmran ailesi'nden gelmektedir (Ali İmran Suresi, 33).
İmran ailesi, Allah'a iman eden, her işlerinde O'na yönelip dönen
ve çevrelerinde de bu özellikleriyle bilinen bir aileydi. İmran'ın
karısı Hz. Meryem'e hamile kaldığını öğrendiği zaman, hemen dua
etmiş, doğuracağı çocuğu Allah'a adayarak onu ve soyunu şeytandan
Allah'a sığındırdığını söylemiştir. Nitekim ona verdiği Meryem
isminin anlamı da 'âbide' yani, 'Allah'a sürekli ibadet eden kimse'
demektir. Allah, İmran'ın karısının bu samimi duasını kabul etmiş
ve "Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul
etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi..." (Al-i İmran
Suresi, 37) ayeti ile bildirildiği gibi, Hz. Meryem'i
Kendi koruması altında yetiştirmiştir.
Allah, melekleriyle Hz. Meryem'e, 'onu seçip, arındırdığını,
tüm alemlerin kadınlarına üstün kıldığını' bildirmiş (Ali İmran
Suresi, 42) ve gönülden itaatte bulunmasını, secde
ve rüku etmesini buyurmuştur (Ali İmran Suresi, 43). Onun bakımını
üstlenen Hz. Zekeriya, Hz. Meryem'in ibadet ettiği mihraba her
girişinde, yanında bir yiyecek olduğunu görmüş ve Hz. Meryem'e
bu nimetlerin nereden geldiğini sormuştur. Hz. Meryem bu soruya
"Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine
hesapsız rızık verendir" (Al-i İmran Suresi, 37)
sözleriyle yanıt vererek, Allah'ın üzerindeki fazlını ve rahmetini
dile getirmiştir.
Bir süre sonra ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilen
ve orada, insanlardan yana kendini gizleyen bir perde çeken Hz.
Meryem'e, Allah beşer kılığındaki Cibril'i elçi olarak göndermiş
ve ona Rabbinden tertemiz bir erkek çocuğu armağan edeceğini müjdelemiştir.
(Meryem Suresi, 17-19) Onun adının Meryem oğlu Mesih olacağını,
dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygın' ve 'Allah'a
yakın kılınanlardan' olduğunu, beşikte iken de yetişkinliğinde
de insanlarla konuşacağını bildirmiştir. (Ali İmran Suresi, 45)
Kuran'da Hz. Meryem'in bu olayın ardından gebe kaldığı ve ıssız
bir yere çekildiği bildirilmektedir. Onu "bir bitki gibi
özenle yetiştirdiğini" bildiren Rabbimiz, bu dönemde de onu
rahmeti ve korumasıyla desteklemiştir. Ayetlerde Hz. İsa'nın doğumu
şu şekilde aktarılır:
Böylelikle
ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi. Derken doğum
sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan
önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim."
Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin
alt (yan)ında bir ark kılmıştır." Hurma dalını kendine doğru
salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin." Artık,
ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan,
de ki: "Ben Rahman (olan Allah)a oruç adadım, bugün hiç kimseyle
konuşmayacağım." (Meryem Suresi, 22-26)
Allah'ın,
insanların alışık olmadığı bir şekilde gerçekleştirdiği bu doğum,
hem kavmi hem de Hz. Meryem için bir imtihan konusu olmuştur.
Gerçekte Hz. İsa'nın dünyaya geliş şekli, Allah'ın insanları imana
çağırmak için gösterdiği bir mucizedir ve Allah'ın varlığının
açık delillerinden biridir. Ancak kavmi bu durumu anlayamamış
ve doğduğu günden beri hem Hz. Meryem'i hem de İmran ailesini
çok iyi tanıdıkları ve ne kadar Allah'a bağlı insanlar olduklarını
bildikleri halde, Hz. Meryem hakkında gerçek dışı bazı zanlarda
bulunmuşlardır. Hz. Meryem'in şaşırtıcı ve utanç verici bir iş
yaptığını söyleyerek, ona karşı birtakım çirkin iftiralar yöneltmişlerdir.
Allah'a son derece bağlı ve iffetine düşkün bir insanın böyle
bir işe asla yanaşmayacağı açıkça belliyken, kendisine kötü bir
iş yapmış gözüyle bakılması, Hz.Meryem için Allah tarafından yaratılmış
bir imtihandır. Allah doğduğu andan itibaren ona her zaman, her
işinde yardım etmiş ve her işini hayra çıkarmıştır. Bu nedenle
Hz. Meryem de, her işin Allah'ın kontrolünde olduğunu ve bu asılsız
iftiralardan onu yine Allah'ın kurtarıp temize çıkaracağını bilerek,
Allah'a karşı teslimiyetli bir tavır göstermiştir.
Nitekim Allah Hz. Meryem'e bir kolaylık sağlamış ve ona "konuşmama
orucu" tutmasını vahyetmiştir. Kavmi kendisi ile konuşmak
istediğinde Allah, Hz. Meryem'e susmasını ve kendisine suçlamalarda
bulunanlara, Hz. İsa'yı işaret etmesini bildirmiştir. Allah bu
şekilde Hz. Meryem'in işini çok kolaylaştırmış ve kavminin beklediği
en doğru açıklamayı da Hz. İsa'nın ağzından yaptırmıştı. Hz. İsa
henüz beşikteyken konuşarak onlara kendisinin Allah tarafından
seçilmiş bir peygamber olduğunu bildirmiştir. Allah'ın yarattığı
bu mucize, kavminin Hz. Meryem'e karşı kurduğu tuzağı bozmuş,
Allah onu en güzel ve onurlu şekilde temize çıkarmıştır.
İşte Allah, karşılaştığı her olayı tevekkülle karşılamış olmasına
karşılık Hz. Meryem'e hayatının her aşamasında, karşılaştığı her
olayda bir kolaylık sağlamıştır. Allah, tüm insanların bu ahlakı
alabilmeleri için Allah'a gönülden bağlılığı, teslimiyeti, tevekkülü
ve iffetine olan düşkünlüğüyle Hz.Meryem'i bizlere örnek olarak
vermiştir.
|
|  |  |