YOKSULLARIN
KORUNMASI DİNİN GEREĞİDİR
Günümüzde
artık yoksulluk belli başlı ülkelerin sorunu olmaktan çıkmış, tüm
dünyanın sorunu haline gelmiştir. Farklı farklı ülkelerde yaşayan
yüzlerce çocuk, yüzlerce insan yoksulluktan kaynaklanan çeşitli
problemlere göğüs germeye çalışmaktadır. Evsizlik, beslenme yetersizliği,
soğuk nedeniyle oluşan hastalıklar gibi zorluklarla baş başa bırakılan
bu insanlar bütün dünyanın gündeminde yer almaktadır. Yoksulluğun
sürekli artması ve her geçen gün mevcut olan sayıya yeni yeni insanların
eklenmesiyle sorun iyice büyümektedir. Oysa bu sorunların hiçbiri
çözümsüz değildir; tüm bunların temelde tek bir çözümü vardır: Kuran
ahlakının yaşanması. Kuran ahlakının yaşandığı toplumlarda bu tarz
sorunların yaşanması mümkün değildir. Çünkü Allah Kuran’da yoksulların
korunup kollanmasını emretmektedir:
“Sizden
faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah
yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler
ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah,
bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22)
Allah’ın
ayetinde bildirdiği çözüm tüm bu sorunları kökten halledecek, Kuran
ahlakına uyan insanların bulunduğu toplumda zengin-fakir ayrımı
olmayacaktır. Ancak ne yazık ki insanların çoğunluğunun Kuran ahlakından
uzak oldukları çağımızda yoksulluk sorunu da hala yaşanmaktadır.
Yapılan istatistikler sonucu görülen, zengin ülkelerde bile yoksulluğun
önemli bir problem oluşturduğudur. Refah seviyesi yüksek olan ülkelerde
bile yaşamını sokaklarda yatarak geçirmek zorunda kalan binlerce
insan vardır. Yine binlerce insan günlerini yeterli şekilde beslenemeyerek
geçirmektedir. Oysa, insanlar vicdanlarını dinledikleri ve Kuran'da
emredilen ahlaka uygun hareket ettikleri takdirde, mutlaka bu sorunların
sonu gelecektir. Ancak unutulmamalıdır ki, hiç kimse çevresindeki
açlara, ihtiyaç içindeki insanlar, yoksullara bakıp hayıflanarak
bu soruna çözüm getirmez. Hiçkimse bunları çözmeyi bir başkasından
beklememeli, öncelikle kendisinin neler yapabileceğini düşünmelidir.
Elbette
şu an dünya üzerinde yoksullar için faaliyet gösteren birçok kurum
vardır; ama maalesef bunların büyük bir çoğunluğu gerçek anlamda
çözüm oluşturamamaktadır. Bunların yaptıkları, ancak dar kapsamlı
faaliyetler olarak kalmaktadır. Oysa tüm insanlığı ilgilendiren
bu gibi durumlarda günlük, haftalık ya da aylık çözümler değil,
kati ve kalıcı çözümler uygulanmalıdır. Bir kap yemek için saatlerce
sırada bekletilen, küçük omuzlarında büyük yükler taşıyan, çocukluğunu
çalışarak geçirmek zorunda kalan binlerce insan olduğu sürece bu
konu yeterince çözümlenebilmiş değildir. Olabilecek en kesin çözüm
ise güzel ahlakın yayılması ve tüm insanlar arasında hakim olmasıdır.
Kuran ahlakının yaşanması ile gelen vicdan ve akıl var olmadığı
sürece bu koşulların devam edeceği ise kaçınılmaz bir gerçektir.
Kuran’da
tavsiye edildiği gibi adil bir paylaşım olması ve herkesin vicdanını
ön plana çıkarması durumunda yoksulluğun tüm dünyada hakimiyet sürmesi
sorunu da ivedilikle çözümlenecektir. Bununla birlikte her ülke
kendi bütçesi içinde buna uygun bir ayarlamaya gitmek durumundadır.
Ekonomik açıdan yoksun olan ülkelerde bile bu mümkündür. Halkın
ihtiyaçlarının temini her şeyden öncelikli olmalı, diğer giderler
için ayrılan bütçeden bunlara makul aktarımlar yapılmasıyla konu
rahatlıkla çözümlenebilmelidir.
Nitekim
Allah Kuran-ı Kerim’de malların zenginlerin arasında dönüp dolaşmamasını
emretmekte, varlık sahiplerinin mallarında ihtiyaç içinde olanlar
için bir pay olduğunu belirtmektedir. İslam tarihi Kuran ahlakının
tam uygulanması sonucunda nasıl refah düzeyi yüksek toplumların
oluştuğunun örnekleriyle doludur. Peygamber Efendimizin yaşadığı
dönemle başlayan bu sorunların çözümleri, ondan sonra gelen sahabeler
döneminde de geçerliliğini korumuştur. Çünkü İslam dini malın Allah’a
ait olduğunu bildirmiş ve bunda herkesin hakkı olduğunu öğretmiştir.
İslam’da kimsenin kimseye malla bir üstünlüğü yoktur ve Rabbimiz’in
rızk olarak insanlara verdiği nimetlerden herkes faydalanabilmelidir.
Yoksulluk
konusuna getirilecek bir çözüm aslında beraberinde pek çok sorunu
da doğal olarak giderecektir. Çünkü Kuran ahlakının hakim olması
durumunda herkes fedakar, barış yanlısı, itidalli ve güvenilir olacağından
daha önce bunların yaşanmamasından kaynaklanan sorunlar için yapılan
masraflara da gerek kalmayacaktır. Bunlar için ayrılan kaynaklar
da ihtiyaç içinde olan insanların rahatı ve huzuru için kullanılabilecektir.
Güzel ahlakın hakimiyetinde kimse kimsenin hakkını yemeyecek, kimse
komşusu açken tok uyuyamayacak, kendisi ihtiyaç içinde bile olsa
yiyeceğini yoksula yedirecek, kendisinin beğenmeyeceği şeyleri başkasına
vermeyecek, tüm bunları kimseye hissettirmeden ve insanlara gösteriş
yapmadan yapabilmek için hassasiyet gösterecektir. İşte bu üstün
ahlak özelliklerinin yaşandığı bir toplumda da başta yoksulluk olmak
üzere hiçbir sorun, hayat sahası bulamayacaktır.

|