|
İSLAM,
GÜZELLİK VE KOLAYLIKTIR
Günümüz
toplumlarında insanların çok büyük bir bölümü dinden uzak bir yaşam
sürmektedirler. Çünkü toplum genelinde dinin ve güzel ahlakın yaşanmasının
zor olduğu gibi yanlış bir kanı hakimdir. Bu kanı ise, din hakında
önyargılı bir bakış açısına sahip olmaktan kaynaklanır. Dindar olmak
denince pek çok insanın aklına, kişinin insani diyaloglardan, sosyal
hayattan, sanattan ve estetikten elini eteğini çekip, içine kapanması
gelir. Hatta dini yaşamaya karar veren kişinin dünyanın tüm güzelliklerinden
mahrum kalacağı, birçok sıkıntı çekeceği gibi batıl bir inanış da
oldukça yaygındır.
Bu
nedenle kimi insanlar günlük hayatın koşuşturmacası içinde dini
yaşamanın mümkün olmadığına kendilerini inandırırlar. Kimi insanlar
da benzer nedenlerle, dini yaşamayı hayatlarının ileriki dönemlerine
ertelerler. Bu kişilere göre din sadece yaşlı insanlar içindir.
İnsanların bir kısmı da, “dini
yaţamak bana zor geliyor“
gibi bir düţünce
taşımamalarına rağmen, çoğunluk bu tavrı uyguladığı için bu yanlış
yargıyı sessizce kabul ederler. Nitekim, insanların vicdanları ve
fıtratları kesin olarak dini yaşamalarını emretmesine rağmen bunu
zor görmeleri ve dünyaya yönelmelerindeki en önemli etkenlerden
biri çoğunluğun da kendileri gibi düşünüyor olmasıdır.
Aslında
insanların çoğunluğunun böyle yanlış bir bakış açısına sahip olmalarının
temelinde Kuran’ı tam olarak bilmemeleri ve din hakkında duydukları
hurafelerle gerçek İslam’ı ayırt edememeleri yatmaktadır. Öncelikle
Allah’ın Kuran’da insanlara yaşamaları için tarif etmiş olduğu ahlak
insanların fıtratlarına en uygun olan yaşam şeklidir. İnsanı yaratan
da dini yaratan da Allah’tır. İnsanın gücünün sınırlarını, nefsini,
ruhunu en iyi bilen Allah, insanlar için en kolay olan dini indirmiştir.
Bu kesin bir gerçektir. Allah insanları din fıtratı üzerine yaratmıştır.
Bir insanın dünyada huzur bulacağı tek model İslam dinini tam anlamıyla
yaşamak ve Kuran ahlakına sahip olmaktır.
Kuran’da insanların dini
kolaylıkla uygulayabilecekleri şu ayetle bildirilmektedir:
"…O,
sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir,
atanız İbrahim'in dininde olduğu gibi." (Hac Suresi, 8)
Allah'ın
ayetinde bildirdiği gibi dini yaşamak son derece kolaydır. Çünkü
dinin özünde güzel ahlaklı olmak vardır. İnsanın ruhuna en çok zevk
veren hal güzel ahlaktır. Her insan dürüstlükten, samimiyetten,
şefkatten, merhametten, güzel sözden, tevazudan ve yumuşak başlılıktan
hoşlanır. Vefasızlık, sadakatsizlik, yalan, kötü söz, ikiyüzlülük
ve kibir her insanın canını yakar. İnsanın bahsettiğimiz bu güzel
hasletleri yaşaması ve bunda sebat gösterebilmesi ancak vicdanına
uymasıyla mümkün olur. Bir kişinin ömrünün sonuna kadar vicdanın
emrinden çıkmaması ise ancak Allah korkusunu gereği gibi yaşamasıyla
mümkündür.
Ayrıca
dini yaşamak kişiyi sosyal hayattan, güzelliklerden, sanattan ve
estetikten alkıyomaz, aksine daha çok zevk alır hale getirir. Vicdanları
mutmain olan müminler, vicdanlarında hiç bir sıkıntı hissetmemenin
rahatlığıyla çok hoşsohbet, neşeli ve dışadönük insanlar olurlar.
Sanattan, güzellikten, estetikten ve Allah’ın bu dünyada tüm insanlar
için ahirette ise sadece müminler için yaratmış olduğu nimetlerden
büyük bir zevk alırlar. Güzel bir mekandan etkileyici sanat eserlerine,
rengarenk çiçeklerden birbirinden lezzetli meyvelere kadar herşeyin
kendilerine Allah tarafından verilmiş nimetler olduğunu bilir ve
bundan büyük haz duyarlar. Ayrıca her şeye sahip olmak hırsıyla
dünyaya bağlanmayıp, herşeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun bilinciyle
davrandıklarından, sahip olduklarını kaybetme konusunda endişeye
kapılmaz, tevekkülsüzlük yapmazlar. Bu da, onların nimetleri daha
büyük bir zevkle yaşamalarını sağlar.
Bununla
birlikte müminler güzellikten, Allah’ın sanatını görmenin bilinciyle
de, çok büyük zevk alır ve bulundukları ortamı yine bu bilinçle
güzelleştirirler. Tüm sanatsal değerler müminler için kıymetlidir.
Üstelik müminlerin estetik anlayışı çok gelişmiştir. Nitekim Hz.
Süleyman’ın hayatı da bunun en güzel örneklerinden birini teşkil
etmektedir. Bilindiği gibi, Hz. Süleyman’ın sarayının ihtişamı ve
güzelliği nesiler boyunca hayranlıkla anılmıştır.
Bediüzzaman
Said Nursi de Şualar isimli eserinde insanların kolay ve güzel bir
yaşama ancak samimi olarak dini yaşadıklarında kavuşabileceklerini
şu sözlerle dile getirmektedir:
“Iman
ve tevhid yolu, gayet kısa ve doğru ve müstakim ve kolaydır. Ve
küfür ve inkâr yolları gayet uzun ve müşkilâtlı ve tehlikelidir.
Demek bu istikametli ve hikmetli ve herşeyde en kısa ve kolay
yolda sevkedilen bu kâinatta, elbette şirk ve küfrün hakikatları
olamaz ve îman ve tevhidin hakikatları, bu kâinata güneş gibi
lâzım ve vâcibdir. Hem ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı,
en kısa, en selâmetli yol ise sırat-ı müstakimde, istikamettedir.”
(Şualar Sf.490)

|